Adamlık cinsiyet meselesi değil şahsiyet meselesi
Bir akşamüstüydü...
yağmur camlara yavaşça vururken...
adam eski bir ceketin cebinden...
kadının yıllar önce...
Bir kağıt üzerinde bıraktığı bir Not buldu ...
Gündüzün ortasında ...
bir kadın vardı...
perdeleri açık ...
ama içi karanlık...
Sokaktan çocuk sesleri ...
Bazı insanlar vardır…
hayatına tam girmeden iz bırakır...
Ne bir söz tamamlanır...
ne bir hikâye yaşanır...
Sadece kısa bir bakış...
küçük bir yakınlık...
Anne...
bazen yüzüne baktığımda..
kendimi değil..
eksik bırakılmış bir çocuğun gölgesini görüyorum...
İçimde sessizce başladı..
O arayış ...
bir çığlık gibi değil,
bir boşluk gibi,
uzun süre adını koyamadığım bir boşluk..
Kendime sürekli aynı soruyu soruyordum:
Sessizce,
neredeyse fark edilmeden başladı...
Aşk duygusu ..
tıpkı bir zamanlar bütün olan bir şeyde oluşan ince bir çatlak gibi...
Tam anı hatırlamıyorum,
sadece aniden bir şeyin eksik olduğunu hissettiğimi hatırlıyorum ...
Gece ince bir tül gibi omuzlarıma düşüyor,
penceremde rüzgâr var, içimde bekleyiş…
Bir kadın konuşuyor içimden—
benim sesim, benim kalbim:
*“Aşkı arıyorum ben,
Küçük bir kızdı…
Saçlarında akşamın dağınık rüzgârı...
ellerinde yarım kalmış oyuncaklar vardı...
Ama gözleri...
Gözleri ...
çocuk gözleri gibi değildi...
Bir kadın vardı baba…
Sessizliği ...
kalabalıklardan daha ağırdı...
Omuzlarında kimsenin görmediği ..
savaşlar taşırdı ...
ama yürürken ...
Babam...
Pencerenin önünde durdum, alnımı hafifçe soğuk cama yasladım,
sanki son bir kez Babamın yansımasını görmeyi umuyordum.
Dışarıda, ağaçlar tıpkı o hâlâ oradayken olduğu gibi rüzgarda sallanıyordu.
Her şey aynı kalmıştı
Babamdan başka.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!