Gece çöktü üstüme...
Ay sustu...
yıldız küstü bana...
Bir ben kaldım kendi yolumda...
Kendi kendime sordum yine...
“Bu dünya kimin baba ?”
Benim hikâyem...
sessiz başlayan bir cümlenin içinde kaybolmak gibiydi ...
Sevmek!!!
Onu sevdim..
duyuyor musunuz.. ?
Kadın... ince siyah paltosunun içinde küçülmüş halde yürüyordu...
Gece... şehrin üstüne ağır ağır çökmüştü...
Sokak lambaları titrek bir sarılıkla yanıyor...
ıslak kaldırımlar eski bir hatıranın aynası gibi parlıyordu....
Yağmur durmadan yağıyordu...
Hoşçakal. .
Evet, en çok da bu kelime yakışıyor artık bize.
Hoşçakal.
Hoşçakal sevdiğim.....
Hoşçakal, hayal kırıklığım....
Ruhuma dokundun...
Sanki yıllardır susan bir bahar,
adını fısıldayınca yeniden çiçek açtı.
İçimde unuttuğum bütün umutlar,
senin gelişinle yeniden nefes aldı.
O sessleri tekrar tekrar duyuyorum— önce çok derinden ama uzakta ...
Fısıltılar gibi ... duvarların ardındaki yağmur gibi...
sonra daha yüksek sesle...
isimlerimizi haykO sessleri tekrar tekrar duyuyorum— önce çok derinden ama uzakta ...
Fısıltılar gibi ... duvarların ardındaki yağmur gibi...
sonra daha yüksek sesle...
Bazen bir şeyi düzeltmek istersin,
iki elinle tutup dağılmasın diye.
Kırılan yerini arar,
eksik parçalarını sessizce birleştirmeye çalışırsın.
Çünkü seversin.
Herkes dürüst olduğunu söylüyor,
ama gerçeklerin yüzüne bakmak başka şey.
Ağır geliyor bazı aynalar;
insan bazen yalanı değil,
eksik kalan gerçeği seçiyor.
Akşam üstü şehrin omzuna çökmüş ağır bir yorgunluktu...
Geceye çok yakın..
Sokak lambaları titriyordu...
sanki onlar da kalmakla gitmek arasında kararsızdı...
Benim gibi... !
Seni sevdim ..
sevdim be Adam
tıpkı sabahı sevdiğim gibi..
içimde öfke büyüdü yönünü şaşırmış bir fırtına gibi,
her şeye dokundu ama hiçbir şeyi iyileştirmedi...
Hayal kırıklığı dilimde ağır bir yük gibiydi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!