“Bırak git…” dedim içimden...
güneş vururken yüzüme...
“Uzak dur…” diye bağırdım...
Neden çıktın yine karşıma...
Gece, içime çöken bir gölge gibi ağır.
Sanki her yıldız, bana bakıp susuyor.
Ben konuşuyorum oysa…
içimden,
kendime,
geçmişime...
Niyetiniz kaderiniz olsun..
Ben niyetimi ateşten ördüm...
suskunluğun taş duvarlarına çarptım....
Bir kadın olarak yürüdüm...
Karanlık gecelerin içinden...
Hemde adımı unutturmaya çalışan rüzgârlara karşı....
Sana yazıyorum,
ama aslında seni çoktan sildim içimden .. kalbimden ...
en azından kendime böyle söylüyorum
her gece, dişlerimi sıkarak...
Bir kadın susarsa
Sana yazıyorum
sildim diyorum kendime
ekran bembeyaz
içim simsiyah yine
Her gece aynı oyun
Bir kadın susarsa...
bil ki ...
aşk yorulmuştur artık...
Öyle bir anda olmaz bu....
Bir kadın durup dururken susmaz... !
Git artık...
Ama öyle sessizce değil...
bir fırtına gibi çık içimden...
kapıları çarpa çarpa...
anılarımı dağıta dağıta git...
Hiç birşey kalmasın içinde artık..
Bir çocuk vardı...
yaşı küçüktü ama omuzlarına büyük ağırlık bırakılmıştı...
Daha dizlerinde yara kabukları dururken...
hayat ona “artık büyü” dedi...
O da büyüdü...
Ben...
avuçlarında kelebek taşıyan bir kadınım…
Çocukluğum hâlâ etek uçlarımda koşar...
yağmur görünce ıslanmak isterim....
bulutlara isim takarım...
kırık oyuncakları bile terk edemem...
Sabah daha doğmamışken gün,
gökyüzü griyle mavi arasında kararsız,
sen oturuyorsun ıssız taşlıklara,
dizlerin kendine yakın,
ellerin soğuk,
bakışların denizin en uzak yerine değiyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!