Geceydi...
Hem de insanın içine işleyen cinsten bir gece....
Sokak lambaları yorgundu...
Gökyüzü susuyordu...
Bir pencerenin ardında bir kadın ağlıyor...
Bir başka evde kahkahalar yükseliyordu...
Bir yerde bir Adam bağırıyordu...
Hayat aynı anda...
Birine mezar...
Birine bahçe olabiliyordu....
Ben bunu geç öğrendim....
İyi insanlar vardı...
Kalbini ekmek gibi bölüp dağıtan...
Kimse üşümesin diye kendi içini kış yapan insanlar…
Bir de kötüler vardı...
Bir çiçeğe bakarken bile, onu koparmayı cesaret eden...
Aynı dünyada yürüdüler...
Aynı yağmurda ıslandılar...
Ama biri göğe baktı...
Diğeri sadece yere tükürdü...
Ve insan…
En çok da buna kırılıyordu...
Çünkü bazen...
En temiz kalplerin başına geliyordu felaket....
Çünkü bazı vedalar...
Tanrı’nın bile sustuğu yerden geçiyordu....
Ben bir adam tanıdım...
Gözlerinin içinde çocukluğu hâlâ yaşayan bir adam...
Sevmeyi biliyordu...
Ama hayat onu hep,
Yarım bırakılmış cümleler gibi sevdi...
Bir sabah annesinin sesini özledi...
Bir gece eski bir şarkıda kayboldu...
Bir gün aynaya bakıp
“Kime dönüştüm ben?” diye sordu sessizce...
Kimse duymadı...
İnsan zaten
En büyük çığlıklarını içinden atarmış...
Sonra bir kadın geçti hayatından...
Saçları sonbahar gibiydi...
Bakınca insana gitmeyi hatırlatan...
Adam ilk kez
Birinin gözlerinde dinlenmek istedi...
Çünkü bazı insanlar
Eve benzer....
Kadın güldüğünde...
Dünyadaki bütün kırık şeyler...
Bir anlığına tamir oluyordu sanki...
Adam o an anladı...
Aşk...
Bir mucizeye inanmanın en güzel şekliydi...
Ama hayat…
Mutluluğu uzun tutmuyor bazen....
Bir gün kadın gitti...
Öyle büyük bir sessizlik bıraktı ki ardından..
Adam günlerce kendi sesinden bile korktu....
Çay soğudu masalarda...
Saatler yürüdü...
Mevsimler geçti…
Ama bazı acılar...
Takvim bilmezdi.
İnsan sevdiğini kaybedince...
Bir şehirden değil..
Kendisinden sürgün olurmuş meğer...
Yine de yaşadı adam...
Çünkü insan...
Ölmeyi değil...
alışmayı öğreniyordu hayata...
Sonra bir gün..
Tam her şey bitti sandığı yerde...
Bir çocuk gördü parkta...
Dizleri yara içindeydi ...
ama gülüyordu...
Gökyüzüne bakıp sebepsizce gülüyordu...
Adam durdu...
İçinde yıllardır kapalı duran bir pencere açıldı sanki...
Anladı ki...
Hayat...
Acının yokluğu değilmiş...
Acıyla birlikte yeniden çiçek açabilmekmiş...
O gün ilk kez...
İlk kez...
Kendi yaralarına düşman gibi bakmadı...
Çünkü bazı yaralar...
İnsanın hâlâ kalbi olduğunu kanıtlarmış...
Ve gece yine geldi...
Ama bu kez adam korkmadı karanlıktan...
Bir sigara yaktı...
Gök yüzüne baktı..
İçinden usulca şöyle dedi:..
""“Ey hayat…
Beni çok kırdın...
Ama bak...
Ben hâlâ birini sevecek kadar insanım.”""
İşte o anda...
Rüzgâr hafifledi...
Gökyüzü biraz yaklaştı dünyaya...
Ve adam...
Bütün kayıplarına rağmen...
Gülümseyerek yürüdü sabaha...
Çünkü bazen mucize...
Kapıyı çalan biri değildir...
Bazen mucize..
Onca acıdan sonra...
Kalbinin hâlâ sevgiye inanmasıdır...
Kayıt Tarihi : 12.05.2026 22:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!