**Bir Babanın Dilinden Aşk ve Sadakat**
Bak kızım...
Aşk dedikleri şey...
sadece kalbin hızlı atması değildir...
Uzun bir yoldu yürüdüğüm,
Kimi zaman yağmurlu...
kimi zaman sessiz...
Omuzlarımda eski kırgınlıkların ağırlığı...
Gidişimi bir kapı sesi sanma...
ben bu evden kalbimi sökerek çıkıyorum...
Arkamda bıraktığım şey birkaç anı değil...
geceleri uykundan çalacak bir ömür bırakıyorum sana...
Çünkü insan en çok...
Ben bir kadınım—
içimde sabahın ilk ışığı,
henüz uyanmamış umutların yumuşak nefesi.
Ben bir kadınım—
hasretim derin, deniz gibi,
Ben bir kadınım.
Adımın ne olduğu önemli değil; çünkü ben, kendi adını kendi yazanlardanım.
Sabahları güneşle pazarlık yapmam,
o doğar, ben de kalkarım.
Yorgunlukla anlaşmam yoktur benim,
Ben anlatıyorum şimdi…
Sesim biraz kısık...
biraz kırık,...
ama sanki hâlâ sana sesleniyor içimde bir yerlerde...
Bir türkü gibi başladı bizim hikâyemiz...
Ben seni sevdim...
Sevdim diye aklımdan oldum belki.
Kimse bilmiyor.
Bir gün öğrendim ...
bazı adamlar...
“iyi misin?” diye sorarken bile...
cevabı duymayı beklemiyormuş...
Bunu sana anlatayım....
Bir adamı sevdim ...
diye başladım kendi kendime anlatmaya...
Öyle sessiz...
öyle derinden ki…
Sanki kalbim ilk kez kendi dilini bulmuştu onda...
Bir adamı sevdim...
Geceydi...
Hem de insanın içine işleyen cinsten bir gece....
Sokak lambaları yorgundu...
Gökyüzü susuyordu...
Bir pencerenin ardında bir kadın ağlıyor...
Bir başka evde kahkahalar yükseliyordu...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!