Aşk dedikleri sancı yüreğine konarsa,
Geceler dostun olur, yalnızlığın teselli.
Sol döşünde bir alev hiç durmadan yanarsa...
Vuslat bizden uzakta, hasret ezelden belli.
Hasreti bir bilmece,
Düşlerimde her gece.
Aklıma o düşünce,
Alır ince bir sızı...
Andıkça güzel kızı.
Hayat ne kadar da zor, sevecek yârin yoksa.
Kalbine ateşi kor, kalacak yerin yoksa.
Yakın tutsan aranı, sevsen yine bilmiyor.
Bu bir aşkın romanı, okusanda bitmiyor.
Geceye karışmış inceden ahû,
Kimbilir ki nice nice derdi var.
Namus bile ölür burada yâ-hu,
Saydım, çokta hece hece derdi var.
İnceden bir dert ki düşmüş yasına,
Derler ki başlarmış "son" biten yerde,
kişi düşmeden de düşermiş derde.
Hakikât çok tenhâ, istikbal kâfi;
yanarım hâlime, ruhumsa fâni.
Ve bir gün milyonca kesik sağ koldan,
Ufka çattı Kürşat şeklinde "Hazar".
Güç verdi ruhsuza adıyla "Turan",
Efsunlu âlemden açar lâlezâr.
Gözlerinden ruhuma yol açılır evvelâ…
Sensizlik girdabından bilmem nasıl kaçılır?
Hasretinden muzdarip kaç geceye müptela,
Söyle, gönül kapına sevda nasıl açılır?
Bir sâde-i sükût aradı ruhum;
Kaç hicrân deminde tünedim sensiz?
Sen kanıma girmiş hecem, aruzum,
Yaprak bile düşmez inan sebepsiz.
Beyhûde çaresi yok, her dem ne yaz ne kışın,
Eyvâh! Telleri bozuk bir perdeden çalmısım.
Yıllar öncesi kara gözlü sevdiğim kızın,
Vâhlar olsun bana ki hep âhını almışım.
Efsunlu bir diyardan kalma yalancı huzur;
Bu âlemde sükût yok, yanıp da gel pişerek.
Çok güzel öleceğiz, kalmayacak hic kusur,
Ölümde ölecektir hemde güzelleşerek.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!