Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.”
yani normalde ben kul hakkı namazı kılsam sınırlarımı bilmek için kimsenin hakkını yememek için sen bana -ama cehenneme gidin diyor okuduğun dua desen ben senin için aynı duayı okumuş sayılmam ben cehennemi bir terazide tartamam kendi ölçümü bilsem de istemediğim şeyler konusunda kararlı olsam da sana bu duayı okumuş olmam sen de bana oku desen kul hakkı namazı kıl desen çok mu iyi bir şey demiş olursun tartışılır
aynı şekilde bu kitap da öyle
oku demekle okunacak olsaydı herkes ilk ezanda okurdu zaten bazı konular da öğüt almak ancak öğüt vermemekle alakalı da olabilir
sessizlik o konulardan biri değil sadece sessiz olanlara merhamet ediliyor neden çünkü ne anlarsan anla toplumda yanı noktaya denk geliyor sen sadece kendi ilmini yükseltebilirsin o da sizin şahsi meseleniz olur
Zuhruf Suresi 5. ayet, insanların aşırı gitmeleri veya günah işlemeleri sebebiyle ilahi vahyin (Kur'an) uyarısının geri çekilmeyeceğini, inatçı olsalar bile öğüt vermekten vazgeçilmeyeceğini vurgular. "Siz haddi aşan bir topluluk oldunuz diye, sizi bu zikirle (Kur'an) uyarmaktan vaz mı geçelim?" şeklinde soru yoluyla tebliğin devamlılığını belirtir.
kitapta bütün harfler arapça kelimelerin yeri değiştiğinde aynı anlam olmaz herkes aynı anda aynı duayı okusa sessizlik gerekir bildiklerin ile anladıklarının ilgisi yoktur bir tek Allah bunlarda münezzehtir çoğu konu sadece peygamberi ilgilendirir anlamın derininde dünya kadar konu olur bu gibi tesadüfler önemli değildir af yolunu seçmek kolay zannedilir sınırların bu çağla ilgisi yoktur seni ilgilendirmeyen şeye sevap yazılmaz geçmişte bunlar felsefe sanıldı sanılır
Yunus Suresi 15-17. ayetler, müşriklerin Kur'an'ı değiştirme taleplerine karşı Peygamberimiz'in (s.a.v.) vahye bağlılığını, Kur'an'ın Allah kelamı olduğunu ve iftiracıların zalimliğini vurgular. Peygamberin vahiyleri kendiliğinden değiştiremeyeceği, sadece vahyedilene uyduğu ve Allah'a isyan etmekten korktuğu bildirilir.
Ayetlerimiz açıkça okunup anlatılınca, bize geleceklerine (huzurumuza çıkacaklarına) inanmayanlar, “Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmeye hak ve yetkim yoktur, ben ancak bana vahyedilene uyuyorum. Eğer rabbime itaatsizlik edersem şüphesiz dehşetli bir günün azabından korkarım.”
Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler
misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun
soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.”
insanın yer yarılsa da vazgeçmeyeceği prensipleri olmasıyla
insanın yer yarılsa da vaz geçmediği haddini aşmışlıkları olsa
aynı şey mi yani sizin için
hangisine bahane bulabilirsiniz ki
*
yani her tiyatro eseri susun der
ben de sessizliğe şarkı yazdım diye
anlaşılmayan ne olabilir hayatta
insanlar birbirlerinin hatalarını ortaya çıkarmaktan başka şey düşünmezse kitap okumak kolay olur mu hiç
olmaz
Ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırdığımızda hemen sözlerinden dönerlerdi.
Nihayet, âyetlerimizi asılsız saymaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerini cezalandırdık ve onları denizde boğduk.
Araf
evet
yani normalde ben kul hakkı namazı kılsam sınırlarımı bilmek için kimsenin hakkını yememek için
sen bana -ama cehenneme gidin diyor okuduğun dua desen
ben senin için aynı duayı okumuş sayılmam
ben cehennemi bir terazide tartamam
kendi ölçümü bilsem de istemediğim şeyler konusunda kararlı olsam da sana bu duayı okumuş olmam
sen de bana oku desen kul hakkı namazı kıl desen çok mu iyi bir şey demiş olursun tartışılır
aynı şekilde bu kitap da öyle
oku demekle okunacak olsaydı herkes ilk ezanda okurdu zaten
bazı konular da öğüt almak ancak öğüt vermemekle alakalı da olabilir
sessizlik o konulardan biri değil
sadece sessiz olanlara merhamet ediliyor
neden
çünkü ne anlarsan anla toplumda yanı noktaya denk geliyor
sen sadece kendi ilmini yükseltebilirsin o da sizin şahsi meseleniz olur
herkesin dua etti bir ülke zaten sessizdir
Zuhruf Suresi 5. ayet, insanların aşırı gitmeleri veya günah işlemeleri sebebiyle ilahi vahyin (Kur'an) uyarısının geri çekilmeyeceğini, inatçı olsalar bile öğüt vermekten vazgeçilmeyeceğini vurgular. "Siz haddi aşan bir topluluk oldunuz diye, sizi bu zikirle (Kur'an) uyarmaktan vaz mı geçelim?" şeklinde soru yoluyla tebliğin devamlılığını belirtir.
?115? Doğu da Allah'ındır batı da. Nereye dönerseniz Allah'ın zâtı oradadır. Şüphesiz Allah (zât ve sıfatlarında) sınırsızdır, her şeyi bilmektedir.
Bakara
yani bir insan bilmediği bir dili çalışırken dil gelişimini de tamamlayabilir
ama insana anlama içgüdüsü bu şekilde verilmemiştir (!)
gibiymiş
kitapta bütün harfler arapça
kelimelerin yeri değiştiğinde aynı anlam olmaz
herkes aynı anda aynı duayı okusa sessizlik gerekir
bildiklerin ile anladıklarının ilgisi yoktur
bir tek Allah bunlarda münezzehtir
çoğu konu sadece peygamberi ilgilendirir
anlamın derininde dünya kadar konu olur
bu gibi tesadüfler önemli değildir
af yolunu seçmek kolay zannedilir
sınırların bu çağla ilgisi yoktur
seni ilgilendirmeyen şeye sevap yazılmaz
geçmişte bunlar felsefe sanıldı sanılır
...
Arapçadır
...
konuşmak manasızdır
Yunus Suresi 15-17. ayetler, müşriklerin Kur'an'ı değiştirme taleplerine karşı Peygamberimiz'in (s.a.v.) vahye bağlılığını, Kur'an'ın Allah kelamı olduğunu ve iftiracıların zalimliğini vurgular. Peygamberin vahiyleri kendiliğinden değiştiremeyeceği, sadece vahyedilene uyduğu ve Allah'a isyan etmekten korktuğu bildirilir.
Ayetlerimiz açıkça okunup anlatılınca, bize geleceklerine (huzurumuza çıkacaklarına) inanmayanlar, “Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmeye hak ve yetkim yoktur, ben ancak bana vahyedilene uyuyorum. Eğer rabbime itaatsizlik edersem şüphesiz dehşetli bir günün azabından korkarım.”
...
...
...