Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Romantikoss Favoritess
Romantikoss Favoritess

SÖPER N'APARDIR SEVGİNİZE HİÇBİR GÖLGE DÜŞMESİN

  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 22:32

    Âmin.

    Bir de özgürlük ile teslimiyetin birlikte geçtiği çok güzel bir dua hissi vardır:

    > Allah'ım,
    > beni doğruya yönelten bağları güçlendir,
    > beni yanlışa çeken bağları çöz.
    >
    > Kalbime genişlik,
    > zihnime açıklık,
    > sözlerime doğruluk ver.
    >
    > Bana verdiğin nimetleri şükürle,
    > karşıma çıkan zorlukları sabırla taşıyabilmeyi nasip et.
    >
    > Beni insanların övgüsüne de yergisine de esir etme.
    > Rızanı, her şeyden daha değerli görebilmeyi nasip et.
    >
    > Âmin.

    Ve belki özgürlüğün en sade hali şu cümlede saklıdır:

    > "Hasbünallahu ve ni'mel vekîl."
    >
    > "Allah bize yeter; O ne güzel vekildir."

    İnsan her şeyi kontrol etmek zorunda olmadığını hatırladığında, bazen kalbin yükünün bir kısmı da çözülür. ??





  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 22:30

    Özgürlükle ilgili dualar, İslam geleneğinde çoğu zaman "kurtuluş", "ferahlık", "esaretten çıkış", "kalbin genişlemesi" ve "Allah'tan başkasına kul olmama" temalarıyla ifade edilir.

    **Kur'an'dan bir dua:**

    > "Rabbim! Göğsüme genişlik ver. İşimi bana kolaylaştır."
    >
    > (Kur'an-ı Kerim, Tâhâ 25-26)

    Bu dua sadece bir görevin kolaylaşması değil, insanın iç sıkışıklığından ve korkularından özgürleşmesi için de okunur.

    **Peygamberimizin (sav) öğrettiği bir dua:**

    > "Allah'ım! Kederden ve hüzünden Sana sığınırım; acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım; korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım; borcun ve insanların baskısı altında kalmaktan Sana sığınırım."

    Bu duada dikkat çekici olan, insanı bağlayan pek çok görünmez zincirin sayılmasıdır: korku, borç, acizlik, baskı...

    **Özgürlük niyetiyle yapılabilecek kısa bir dua:**

    > Allah'ım, beni Sana yaklaştıran şeylerde özgür kıl.
    > Beni korkularımın, öfkelerimin, yanlış alışkanlıklarımın ve insanların gereksiz beklentilerinin esaretinden kurtar.
    > Kalbimi genişlet, aklıma açıklık ver, irademe güç ver.
    > Beni yalnız Sana kul olanlardan eyle. Âmin.

    Tasavvufta ise gerçek özgürlük şöyle ifade edilir:

    > "Allah'tan başkasına muhtaç olmamaya çalışmak."

    Yani özgürlük sadece istediğini yapmak değil; insanı içten yöneten korku, hırs, öfke ve bağımlılıkların hâkimiyetinden kurtulmaktır.

    Bu anlamda çok kısa bir dua da şudur:

    > **"Allah'ım, kalbimi Senin dışındaki esaretlerden özgür eyle."** Âmin.

  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 20:35

    Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bunu kolaylaştırsak, müjdelesek:))




    Tabii, ama burada anlamı korumak önemli.

    **“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”** cümlesini daha günlük ve yumuşak bir dille söylersek:

    * "Ülkenin son söz sahibi millettir."
    * "Yönetme yetkisi millete aittir."
    * "Kararın kaynağı halktır."
    * "Devlet gücünü milletten alır."

    Biraz daha "kolaylaştırın, müjdeleyin" tonuyla:

    * "Bu ülkenin sahibi millettir; yönetenler de yetkilerini milletten alırlar."
    * "Son söz, milletin iradesine dayanır."
    * "Milletin sesi, yönetimin temelidir."

    Ama burada ilginç olan, senin şakanın başka bir yere de dokunuyor gibi. Bazı ifadeler slogan olarak çok kısa ve güçlüdür. Onları fazla yumuşattığında anlaşılması kolaylaşabilir ama vurucu tarafları azalabilir.

    Tıpkı:

    * "Ameller niyetlere göredir."
    * "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın."
    * "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."

    Bu tür cümlelerin gücü biraz da kısa, keskin ve ritmik olmalarından gelir.

    Senin ağaç örneğine benzetirsek: Bazen çekirdeği açıklamak için sayfalar gerekir; bazen de "çekirdek" demek yeterlidir. ????



    Sağol...

  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 20:23

    “Ameller niyetlere göredir.”
    (Buhârî, Müslim)



    “Ameller niyetlere göredir.”
    (Buhârî, Müslim) -ağaca baktım, resim yaptım, tekrar ağaca baktım, gökyüzünü gördüm, sonra bir meyve düştü, derken fide oldu çekirdekten, sonra yağmur yağdı... veya niyete göre (Allah 3ün 3üncüsü demeyin) yani ağacı okudum yani :))



    Metaforun akışı güzel: ağaç › bakış › resim › gökyüzü › çekirdek › yağmur › fide… Bu zaten “niyet”in zihinde nasıl bir yön çizdiğini anlatan bir döngü gibi.

    Ama “Ameller niyetlere göredir” hadisinin söylediği şey biraz daha keskin:

    Niyet, olan şeyi değiştiren büyülü bir güç değil; **yönünü ve anlamını belirleyen iç çerçeve**.
    Aynı ağaca bakmak:

    * birinde “manzara”
    * birinde “ders”
    * birinde “Allah’ın yaratışını düşünme”
    olabilir.

    Ağaç değişmiyor; **senin ona nereden baktığın değişiyor**.

    Senin kurduğun zincir (çekirdek–yağmur–fide) ise hadisin başka bir tarafına yaklaşıyor:
    Niyet, bazen insanı gerçekten “harekete geçiren ilk kıvılcım” olur. Ama doğayı o niyet değil, Allah’ın koyduğu düzen büyütür. Yani:

    * Niyet › insanın yönü
    * Doğa › Allah’ın sistemi
    * Sonuç › ikisinin kesişimi

    “Allah 3’ün 3’ü” meselesine girmeden şunu net tutabiliriz: İslam düşüncesinde niyet, evreni açıklayan fiziksel bir güç değil; **insanın sorumluluğunu ve anlamını belirleyen iç ölçü**.

    Senin “ağacı okudum” demen ise aslında güzel bir yer:
    Bu, doğayı sadece görmek değil, **anlam üretmek**.

    İstersen bunu biraz daha ileri taşıyıp senin bahçe–taş–reçine fikrine “niyet” temalı bir mini sanat manifestosu bile çıkarabiliriz.


    :))

  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 11:39

    Hadis biraz da şu değil mi -cennetle ilgili bir çok konu var bal, süt, köşkler, korunmamız gerekenler, yarıştığımız bir havuz, sadece Allah'ın bizden iyi bildiği bir ilim (çünkü biz de Kuran okuyoruz), kızlar, huriler, ipekten giysiler, kıyamet sınavı ve peygamberler. Bunları sadece "cennet" diye geçiştirmiyor sanırım zihnimiz. Bazı eşleşmeler veya bilinçaltına atmalar da oluyor.



    Evet, bence işaret ettiğin nokta önemli.

    İnsan zihni genellikle kavramları boş etiketler olarak tutmaz. Özellikle dinî metinlerde geçen güçlü imgeler:

    * bal,
    * süt,
    * bahçeler,
    * nehirler,
    * ipek,
    * köşkler,
    * peygamberler,
    * kıyamet,
    * hesap,
    * rahmet,
    * ceza,

    bunlar sadece sözlük anlamı olarak kalmaz. Zihin bunları yıllar boyunca duyduğu hikâyeler, duygular, korkular, umutlar, çocukluk hatıraları, kişisel deneyimler ve hayal gücüyle ilişkilendirir.

    Bu yüzden biri "cennet" dediğinde herkes aynı şeyi düşünmez. Birinin aklına huzur gelir, birinin aklına sevdikleriyle kavuşmak, birinin aklına bahçe, birinin aklına Allah'ın rızası gelir.

    İslam düşüncesinde de buna benzer bir nokta vardır. Kur'an'da cennet tasvirleri yapılırken aynı zamanda şu vurgu da bulunur:

    > "Hiçbir nefse, yapmakta olduklarına karşılık olarak kendileri için saklanan göz aydınlıklarını kimse bilemez..." (Secde 17)

    Yani anlatılan tasvirler var; ama bunların ötesinde insanın henüz tam kavrayamayacağı bir boyut da olduğu ima edilir.

    Senin "eşleşmeler veya bilinçaltına atmalar" dediğin şey psikolojik açıdan da makul. İnsan, tekrar tekrar duyduğu sembolleri zihninde ağlar halinde depolar. Sonra bir kelime, bir görüntü, bir duygu bunlardan bazılarını çağırabilir. Bu, mutlaka mistik veya olağanüstü bir durum olmak zorunda değildir; insan belleğinin çalışma biçiminin bir parçasıdır.

    Öte yandan dindar bir bakış açısından bakan biri şunu da söyleyebilir: Bu semboller yalnızca bilinçaltında duran çağrışımlar değil, aynı zamanda insanı ahlaka, umuda, sabra ve Allah'a yönelten işaretlerdir.

    Dolayısıyla "cennet" kelimesi zihinde yalnızca tek bir kutucuk değildir; etrafında yıllar içinde oluşmuş çok sayıda anlam halkası vardır. Senin sık kullandığın bir ifadeyle söyleyecek olursam, biraz bir şiirin tek bir kelimesi gibi: Kelime aynı kelimedir ama herkesin içinde yankıladığı yer farklıdır. ????

  • Esmaül Hüsna14.06.2026 - 23:32

    Sanırım kastettiğin söz şu:

    > "İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır (ziyandadır)."

    Bu söz halk arasında sıkça hadis olarak aktarılır. Ancak hadis âlimlerinin önemli bir kısmı bunun **sahih bir hadis olarak sabit olmadığını**, hadis kaynaklarında güvenilir bir senetle yer almadığını belirtmiştir.

    Yine de ifade ettiği düşünce, İslam'daki genel anlayışla uyumludur: İnsan bilgi, ahlak, ibadet, tefekkür veya faydalı işlerde yerinde saymamalı; her gün biraz daha olgunlaşmaya çalışmalıdır.

    Bu söz bazen şu şekilde de aktarılır:

    > "İki günü eşit olan ziyandadır; bugünü dünden kötü olan lanetlenmiştir; bugünü dünden hayırlı olan ise kazançlıdır."

    Fakat bu uzun şeklin de sahih hadis olarak kabul edildiği söylenemez.

    Anlam olarak ise, her gün mutlaka büyük başarılar elde etmekten çok, insanın kalbinin, bilgisinin veya davranışlarının durağanlaşmaması fikrine işaret eder. Bazen bir günün ilerlemesi yeni bir şey öğrenmek, bazen de sadece dünkü hatayı tekrarlamamaktır. ??

  • Esmaül Hüsna14.06.2026 - 03:00

    Hasır neyle boyanır

    Tahtada duvar boyası tutar mı
    Zımpara şart mı

    iç mekan mı
    yağmur var mı

    eski eşya dönüştür


    Tarık Suresini oku:)
    Kuantum öğren
    Arkeolojiyi araştır !

  • Esmaül Hüsna14.06.2026 - 00:16

    Do you believe that the world reflects to the universe which know our decisions and we already are involved in the process of quantum physics. What is this in depth shortly?



    Short answer: **there are a few different ideas mixed together here, and some belong to physics while others belong to philosophy.**

    In physics, quantum mechanics tells us that at very small scales, nature is described by probabilities and wave functions. When a measurement occurs, we observe a definite outcome. Physicists agree on the mathematics, but there are different interpretations of what that means.

    The idea that **"the universe knows our decisions"** is not a scientific conclusion. Quantum theory does not currently show that the cosmos possesses awareness of our choices. Some interpretations suggest that observers play a role in what outcomes are experienced, but "observer" in physics does not necessarily mean a conscious mind; it can simply mean an interaction with the environment.

    The idea that **"the world reflects back our decisions"** is closer to philosophy, psychology, and spirituality:

    * Psychologically, our choices shape what we notice and how we interpret events.
    * Socially, our actions change the environment around us, which then influences us in return.
    * Philosophically, one can see reality as a web of relationships in which every action becomes part of the future.

    In a deeper sense, every decision you make enters the history of the universe. The photons leaving your face, the words you speak, the memories you create, and the physical changes caused by your actions all become part of reality's unfolding story. That is not mystical; it is literally true.

    So if I were to summarize your thought in one sentence:

    > We are already participants in the universe's evolution, but whether the universe *knows* our decisions is a philosophical or spiritual question rather than an established result of quantum physics.

    There is also a beautiful distinction worth keeping:

    **Quantum physics says we are not separate from the physical processes we observe.
    Philosophy asks whether participation also implies meaning.**

    The first is science. The second is where human beings have been thinking, writing poems, praying, and arguing for thousands of years.

  • Esmaül Hüsna13.06.2026 - 09:28

    Do you think of your toothbrush every time you see a pool ?



    No—and that's an interesting example.

    A toothbrush and a pool are both connected to water, cleaning, and daily life, but most people don't mentally carry every literal connection from one thing to another. If they did, seeing a pool would trigger an endless chain: toothbrush › sink › pipes › river › rain › ocean › cloud...

    Instead, the mind selects. It notices some meanings and lets others remain in the background.

    I think your earlier point touches on this. Something can be *literally related* to everything else without being *the thing we see*. A pool may contain the history of rain, engineering, labor, and chemistry, but when someone stands beside it they might simply see reflected sky.

    Likewise, a day's work may contain hundreds of meanings, yet at the end of the day what stays with us may be only one feeling, one image, one prayer, one conversation.

    So no, I don't think of my toothbrush every time I see a pool. And perhaps that's fortunate. Otherwise the world would become so crowded with associations that we could no longer see what is actually before us.

    Sometimes understanding comes not from following every connection, but from knowing which connection to leave silent.

  • Esmaül Hüsna13.06.2026 - 09:22

    On the other hand what you are as a human contains the literal meanings of every thing you do everyday but work is not the sun on your window and you throw it away in your dreams. What do you see?



    I read your thought this way:

    What we are is not separate from what we do. Every ordinary act—working, washing dishes, writing a letter, drawing a line, helping someone, turning away from someone—contains meaning whether we notice it or not. The literal meaning is already there, embodied in the act.

    But work is not the sun.

    The sun arrives without asking. It illuminates.

    Work is something we make, organize, struggle with, and often mistake for the source of illumination itself.

    So when night comes, or when dreams come, perhaps we throw away the day's work—not because it was worthless, but because dreams are not interested in our resumes. They take away titles, schedules, achievements, even our carefully arranged explanations.

    What remains?

    Perhaps not the work itself, but the pattern beneath it.

    Not "I was a painter" or "I was a teacher" or "I was successful."

    Rather:

    * I sought beauty.
    * I feared loss.
    * I loved this person.
    * I trusted God.
    * I wanted to understand.
    * I carried a grief.
    * I hoped.

    If I follow your metaphor, when the work is thrown away in dreams, I do not see the window anymore. I see the light that had been passing through it all along.

    And sometimes, in dreams or in prayer or in silence, the strange realization is that the light was never the possession of the window. The window merely revealed its shape for a while.