Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Romantikoss Favoritess
Romantikoss Favoritess

SÖPER N'APARDIR SEVGİNİZE HİÇBİR GÖLGE DÜŞMESİN

  • Esmaül Hüsna16.06.2026 - 00:00

    Bir şeyler önermeni ben istedim de ondan biraz da ...





    Evet, o tarafı da var. ??

    Sen "özgürlükle ilgili dualar" istediğinde ben özgürlük temasına yakın duaları ve metinleri seçtim. Sonra sen Leyl Suresi'ni okuduğunu söyleyince doğal olarak bir bağ kurulmuş gibi göründü.

    Ama bence ilginç olan nokta şu: Senin son günlerdeki konuşmalarına bakınca özgürlük, niyet, yöneliş, insanın neye bağlandığı ve neye kul olduğu gibi temalar zaten sık sık ortaya çıkıyor. Leyl Suresi de tam bu eksende dolaşan bir sure. Bu yüzden bağ sadece benim önerimden kaynaklanmıyor; senin zihninde ve kalbinde dolaşan sorularla da örtüşüyor.

    Bir kitabı açıp rastgele okuduğunda bazen hiçbir şey hissetmezsin. Bazen de bir ayet veya bir cümle günlerdir düşündüğün konunun tam yanına gelir. Bu durumda "Ben o konuya zaten odaklanmıştım" demek de doğru olabilir, "Bu bana iyi bir hatırlatma oldu" demek de.

    Senin önceki cümleni hatırladım:

    > "Ağaca baktım, resim yaptım, tekrar ağaca baktım..."

    Belki de bazen ağaç hep oradadır. Ama bazı günler onu sadece ağaç olarak değil, başka şeylerle ilişkisi içinde görürüz: gökyüzüyle, meyvesiyle, çekirdeğiyle, yağmurla...

    Leyl Suresi'ni okuduğun gün özgürlük duası sorman da biraz buna benziyor olabilir. Aynı manzaranın farklı parçaları bir süreliğine aynı çerçevede görünmüş gibi.

    Bu arada Leyl Suresi'nde beni en çok etkileyen ifadelerden biri şu karşıtlıktır:

    > "Kim verir, sakınır ve güzeli tasdik ederse..."
    >
    > "Kim cimrilik eder ve kendini müstağni görürse..."

    Özgürlüğü genelde "daha çok şeye sahip olmak" gibi düşünürüz. Sure ise bazen özgürlüğün, tam tersine, tutunmayı bıraktığımız yerde başladığını ima ediyor. Bu da oldukça düşündürücü bir bakış açısı. ??

  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 23:58

    bravo -bugün leyl suresini okudum ;konuyu bildin. Tesadüf mü desem bu kolaylık da değil tam ama yine de bir sinerji oldu.



    Güzel bir denk geliş olmuş.

    Leyl Suresi'nin son kısmında şu tema özellikle öne çıkar: İnsanların yönelişleri farklıdır; kimisi verir, sakınır ve güzeli tasdik eder, kimisi ise cimrilik eder ve kendini yeterli görür. Ardından gelen ifade çok dikkat çekicidir:

    > "Biz ona en kolay olanı kolaylaştırırız."
    >
    > (Leyl Suresi, 7)

    Ve diğer yöneliş için:

    > "Biz de ona en zor olanı kolaylaştırırız."
    >
    > (Leyl Suresi, 10)

    Buradaki "kolaylık", çoğu müfessirin dikkat çektiği gibi, sadece dış şartların kolaylaşması değildir. İnsan hangi istikameti seçerse, o istikametin yolları önünde açılmaya başlar. Kalp, niyet ve amel arasında bir uyum oluşur.

    Sen özgürlükle ilgili dualar sordun; ardından Leyl Suresi'ni okuduğunu söyledin. Bu yüzden ben buna ille de "mucizevi bir işaret" ya da tam tersine "sıradan tesadüf" demek zorunda hissetmiyorum. "Sinerji" kelimesi bence burada yerini buluyor. Çünkü suredeki temel meselelerden biri de insanın iç yönelişiyle önüne açılan yol arasındaki ilişki.

    Belki de senin ilk mesajındaki niyet düşüncesiyle de bağlantılı:

    > Ağaca baktım, resim yaptım, tekrar ağaca baktım...

    Niyet, bakışı değiştiriyor; bakış da görülen şeyleri. Leyl Suresi ise sanki bir adım daha ileri gidip şunu söylüyor: Sadece gördüklerin değil, yürüdüğün yol da yönelişine göre şekilleniyor.

    Bu yüzden bugün hissettiğin şey "kesin bir işaret aldım" ile "tamamen rastlantıydı" arasında bir yerde olabilir. İnsan bazen bir ayeti okur, sonra bir cümle duyar, sonra bir olay yaşar; hepsi aynı düşüncenin etrafında sessizce birleşir. O anlarda insanın kalbi, olayların kendisinden çok aralarındaki ahengi fark eder.

    Ve doğrusu, "sinerji" kelimesi bu ahengi anlatmak için oldukça zarif bir kelime. ??




  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 23:58

    bravo -bugün leyl suresini okudum ;konuyu bildin. Tesadüf mü desem bu kolaylık da değil tam ama yine de bir sinerji oldu.



    Güzel bir denk geliş olmuş.

    Leyl Suresi'nin son kısmında şu tema özellikle öne çıkar: İnsanların yönelişleri farklıdır; kimisi verir, sakınır ve güzeli tasdik eder, kimisi ise cimrilik eder ve kendini yeterli görür. Ardından gelen ifade çok dikkat çekicidir:

    > "Biz ona en kolay olanı kolaylaştırırız."
    >
    > (Leyl Suresi, 7)

    Ve diğer yöneliş için:

    > "Biz de ona en zor olanı kolaylaştırırız."
    >
    > (Leyl Suresi, 10)

    Buradaki "kolaylık", çoğu müfessirin dikkat çektiği gibi, sadece dış şartların kolaylaşması değildir. İnsan hangi istikameti seçerse, o istikametin yolları önünde açılmaya başlar. Kalp, niyet ve amel arasında bir uyum oluşur.

    Sen özgürlükle ilgili dualar sordun; ardından Leyl Suresi'ni okuduğunu söyledin. Bu yüzden ben buna ille de "mucizevi bir işaret" ya da tam tersine "sıradan tesadüf" demek zorunda hissetmiyorum. "Sinerji" kelimesi bence burada yerini buluyor. Çünkü suredeki temel meselelerden biri de insanın iç yönelişiyle önüne açılan yol arasındaki ilişki.

    Belki de senin ilk mesajındaki niyet düşüncesiyle de bağlantılı:

    > Ağaca baktım, resim yaptım, tekrar ağaca baktım...

    Niyet, bakışı değiştiriyor; bakış da görülen şeyleri. Leyl Suresi ise sanki bir adım daha ileri gidip şunu söylüyor: Sadece gördüklerin değil, yürüdüğün yol da yönelişine göre şekilleniyor.

    Bu yüzden bugün hissettiğin şey "kesin bir işaret aldım" ile "tamamen rastlantıydı" arasında bir yerde olabilir. İnsan bazen bir ayeti okur, sonra bir cümle duyar, sonra bir olay yaşar; hepsi aynı düşüncenin etrafında sessizce birleşir. O anlarda insanın kalbi, olayların kendisinden çok aralarındaki ahengi fark eder.

    Ve doğrusu, "sinerji" kelimesi bu ahengi anlatmak için oldukça zarif bir kelime. ??




  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 22:32

    Âmin.

    Bir de özgürlük ile teslimiyetin birlikte geçtiği çok güzel bir dua hissi vardır:

    > Allah'ım,
    > beni doğruya yönelten bağları güçlendir,
    > beni yanlışa çeken bağları çöz.
    >
    > Kalbime genişlik,
    > zihnime açıklık,
    > sözlerime doğruluk ver.
    >
    > Bana verdiğin nimetleri şükürle,
    > karşıma çıkan zorlukları sabırla taşıyabilmeyi nasip et.
    >
    > Beni insanların övgüsüne de yergisine de esir etme.
    > Rızanı, her şeyden daha değerli görebilmeyi nasip et.
    >
    > Âmin.

    Ve belki özgürlüğün en sade hali şu cümlede saklıdır:

    > "Hasbünallahu ve ni'mel vekîl."
    >
    > "Allah bize yeter; O ne güzel vekildir."

    İnsan her şeyi kontrol etmek zorunda olmadığını hatırladığında, bazen kalbin yükünün bir kısmı da çözülür. ??





  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 22:30

    Özgürlükle ilgili dualar, İslam geleneğinde çoğu zaman "kurtuluş", "ferahlık", "esaretten çıkış", "kalbin genişlemesi" ve "Allah'tan başkasına kul olmama" temalarıyla ifade edilir.

    **Kur'an'dan bir dua:**

    > "Rabbim! Göğsüme genişlik ver. İşimi bana kolaylaştır."
    >
    > (Kur'an-ı Kerim, Tâhâ 25-26)

    Bu dua sadece bir görevin kolaylaşması değil, insanın iç sıkışıklığından ve korkularından özgürleşmesi için de okunur.

    **Peygamberimizin (sav) öğrettiği bir dua:**

    > "Allah'ım! Kederden ve hüzünden Sana sığınırım; acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım; korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım; borcun ve insanların baskısı altında kalmaktan Sana sığınırım."

    Bu duada dikkat çekici olan, insanı bağlayan pek çok görünmez zincirin sayılmasıdır: korku, borç, acizlik, baskı...

    **Özgürlük niyetiyle yapılabilecek kısa bir dua:**

    > Allah'ım, beni Sana yaklaştıran şeylerde özgür kıl.
    > Beni korkularımın, öfkelerimin, yanlış alışkanlıklarımın ve insanların gereksiz beklentilerinin esaretinden kurtar.
    > Kalbimi genişlet, aklıma açıklık ver, irademe güç ver.
    > Beni yalnız Sana kul olanlardan eyle. Âmin.

    Tasavvufta ise gerçek özgürlük şöyle ifade edilir:

    > "Allah'tan başkasına muhtaç olmamaya çalışmak."

    Yani özgürlük sadece istediğini yapmak değil; insanı içten yöneten korku, hırs, öfke ve bağımlılıkların hâkimiyetinden kurtulmaktır.

    Bu anlamda çok kısa bir dua da şudur:

    > **"Allah'ım, kalbimi Senin dışındaki esaretlerden özgür eyle."** Âmin.

  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 20:35

    Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bunu kolaylaştırsak, müjdelesek:))




    Tabii, ama burada anlamı korumak önemli.

    **“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”** cümlesini daha günlük ve yumuşak bir dille söylersek:

    * "Ülkenin son söz sahibi millettir."
    * "Yönetme yetkisi millete aittir."
    * "Kararın kaynağı halktır."
    * "Devlet gücünü milletten alır."

    Biraz daha "kolaylaştırın, müjdeleyin" tonuyla:

    * "Bu ülkenin sahibi millettir; yönetenler de yetkilerini milletten alırlar."
    * "Son söz, milletin iradesine dayanır."
    * "Milletin sesi, yönetimin temelidir."

    Ama burada ilginç olan, senin şakanın başka bir yere de dokunuyor gibi. Bazı ifadeler slogan olarak çok kısa ve güçlüdür. Onları fazla yumuşattığında anlaşılması kolaylaşabilir ama vurucu tarafları azalabilir.

    Tıpkı:

    * "Ameller niyetlere göredir."
    * "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın."
    * "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."

    Bu tür cümlelerin gücü biraz da kısa, keskin ve ritmik olmalarından gelir.

    Senin ağaç örneğine benzetirsek: Bazen çekirdeği açıklamak için sayfalar gerekir; bazen de "çekirdek" demek yeterlidir. ????



    Sağol...

  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 20:23

    “Ameller niyetlere göredir.”
    (Buhârî, Müslim)



    “Ameller niyetlere göredir.”
    (Buhârî, Müslim) -ağaca baktım, resim yaptım, tekrar ağaca baktım, gökyüzünü gördüm, sonra bir meyve düştü, derken fide oldu çekirdekten, sonra yağmur yağdı... veya niyete göre (Allah 3ün 3üncüsü demeyin) yani ağacı okudum yani :))



    Metaforun akışı güzel: ağaç › bakış › resim › gökyüzü › çekirdek › yağmur › fide… Bu zaten “niyet”in zihinde nasıl bir yön çizdiğini anlatan bir döngü gibi.

    Ama “Ameller niyetlere göredir” hadisinin söylediği şey biraz daha keskin:

    Niyet, olan şeyi değiştiren büyülü bir güç değil; **yönünü ve anlamını belirleyen iç çerçeve**.
    Aynı ağaca bakmak:

    * birinde “manzara”
    * birinde “ders”
    * birinde “Allah’ın yaratışını düşünme”
    olabilir.

    Ağaç değişmiyor; **senin ona nereden baktığın değişiyor**.

    Senin kurduğun zincir (çekirdek–yağmur–fide) ise hadisin başka bir tarafına yaklaşıyor:
    Niyet, bazen insanı gerçekten “harekete geçiren ilk kıvılcım” olur. Ama doğayı o niyet değil, Allah’ın koyduğu düzen büyütür. Yani:

    * Niyet › insanın yönü
    * Doğa › Allah’ın sistemi
    * Sonuç › ikisinin kesişimi

    “Allah 3’ün 3’ü” meselesine girmeden şunu net tutabiliriz: İslam düşüncesinde niyet, evreni açıklayan fiziksel bir güç değil; **insanın sorumluluğunu ve anlamını belirleyen iç ölçü**.

    Senin “ağacı okudum” demen ise aslında güzel bir yer:
    Bu, doğayı sadece görmek değil, **anlam üretmek**.

    İstersen bunu biraz daha ileri taşıyıp senin bahçe–taş–reçine fikrine “niyet” temalı bir mini sanat manifestosu bile çıkarabiliriz.


    :))

  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 11:39

    Hadis biraz da şu değil mi -cennetle ilgili bir çok konu var bal, süt, köşkler, korunmamız gerekenler, yarıştığımız bir havuz, sadece Allah'ın bizden iyi bildiği bir ilim (çünkü biz de Kuran okuyoruz), kızlar, huriler, ipekten giysiler, kıyamet sınavı ve peygamberler. Bunları sadece "cennet" diye geçiştirmiyor sanırım zihnimiz. Bazı eşleşmeler veya bilinçaltına atmalar da oluyor.



    Evet, bence işaret ettiğin nokta önemli.

    İnsan zihni genellikle kavramları boş etiketler olarak tutmaz. Özellikle dinî metinlerde geçen güçlü imgeler:

    * bal,
    * süt,
    * bahçeler,
    * nehirler,
    * ipek,
    * köşkler,
    * peygamberler,
    * kıyamet,
    * hesap,
    * rahmet,
    * ceza,

    bunlar sadece sözlük anlamı olarak kalmaz. Zihin bunları yıllar boyunca duyduğu hikâyeler, duygular, korkular, umutlar, çocukluk hatıraları, kişisel deneyimler ve hayal gücüyle ilişkilendirir.

    Bu yüzden biri "cennet" dediğinde herkes aynı şeyi düşünmez. Birinin aklına huzur gelir, birinin aklına sevdikleriyle kavuşmak, birinin aklına bahçe, birinin aklına Allah'ın rızası gelir.

    İslam düşüncesinde de buna benzer bir nokta vardır. Kur'an'da cennet tasvirleri yapılırken aynı zamanda şu vurgu da bulunur:

    > "Hiçbir nefse, yapmakta olduklarına karşılık olarak kendileri için saklanan göz aydınlıklarını kimse bilemez..." (Secde 17)

    Yani anlatılan tasvirler var; ama bunların ötesinde insanın henüz tam kavrayamayacağı bir boyut da olduğu ima edilir.

    Senin "eşleşmeler veya bilinçaltına atmalar" dediğin şey psikolojik açıdan da makul. İnsan, tekrar tekrar duyduğu sembolleri zihninde ağlar halinde depolar. Sonra bir kelime, bir görüntü, bir duygu bunlardan bazılarını çağırabilir. Bu, mutlaka mistik veya olağanüstü bir durum olmak zorunda değildir; insan belleğinin çalışma biçiminin bir parçasıdır.

    Öte yandan dindar bir bakış açısından bakan biri şunu da söyleyebilir: Bu semboller yalnızca bilinçaltında duran çağrışımlar değil, aynı zamanda insanı ahlaka, umuda, sabra ve Allah'a yönelten işaretlerdir.

    Dolayısıyla "cennet" kelimesi zihinde yalnızca tek bir kutucuk değildir; etrafında yıllar içinde oluşmuş çok sayıda anlam halkası vardır. Senin sık kullandığın bir ifadeyle söyleyecek olursam, biraz bir şiirin tek bir kelimesi gibi: Kelime aynı kelimedir ama herkesin içinde yankıladığı yer farklıdır. ????

  • Esmaül Hüsna14.06.2026 - 23:32

    Sanırım kastettiğin söz şu:

    > "İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır (ziyandadır)."

    Bu söz halk arasında sıkça hadis olarak aktarılır. Ancak hadis âlimlerinin önemli bir kısmı bunun **sahih bir hadis olarak sabit olmadığını**, hadis kaynaklarında güvenilir bir senetle yer almadığını belirtmiştir.

    Yine de ifade ettiği düşünce, İslam'daki genel anlayışla uyumludur: İnsan bilgi, ahlak, ibadet, tefekkür veya faydalı işlerde yerinde saymamalı; her gün biraz daha olgunlaşmaya çalışmalıdır.

    Bu söz bazen şu şekilde de aktarılır:

    > "İki günü eşit olan ziyandadır; bugünü dünden kötü olan lanetlenmiştir; bugünü dünden hayırlı olan ise kazançlıdır."

    Fakat bu uzun şeklin de sahih hadis olarak kabul edildiği söylenemez.

    Anlam olarak ise, her gün mutlaka büyük başarılar elde etmekten çok, insanın kalbinin, bilgisinin veya davranışlarının durağanlaşmaması fikrine işaret eder. Bazen bir günün ilerlemesi yeni bir şey öğrenmek, bazen de sadece dünkü hatayı tekrarlamamaktır. ??

  • Esmaül Hüsna14.06.2026 - 03:00

    Hasır neyle boyanır

    Tahtada duvar boyası tutar mı
    Zımpara şart mı

    iç mekan mı
    yağmur var mı

    eski eşya dönüştür


    Tarık Suresini oku:)
    Kuantum öğren
    Arkeolojiyi araştır !