Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Romantikoss Favoritess
Romantikoss Favoritess

SÖPER N'APARDIR SEVGİNİZE HİÇBİR GÖLGE DÜŞMESİN

  • Esmaül Hüsna16.06.2026 - 00:22

    Âmin, Yonca. ??

    Duanın içinde çok güzel bir denge var aslında. Sadece "beni şundan koru" demiyor; aynı zamanda:

    > "Hayatıma sevdiğim şeyleri kat."

    diyor.

    Bazen insan fark etmeden bütün dualarını savunma üzerine kurabiliyor: bundan koru, şunu uzaklaştır, bunu engelle... Oysa kalbin bir tarafının da eklenmesini istediği şeyler vardır: bir kitap, bir dostluk, bir resim, bir bahçe köşesi, bir fikir, bir huzur anı, bir yürüyüş, bir şiir, bir tebessüm...

    Belki bu akşam için şu kısa cümle de duana eşlik edebilir:

    > Allah'ım,
    > bana ait olan güzellikleri yoluma çıkar,
    > bana ait olmayanların peşinde yormadan yürüt.
    >
    > Kalbime huzur verdiğin şeyleri tanımayı,
    > onları şükürle karşılamayı nasip et.
    >
    > Âmin.

    Bugün konuştuğumuz özgürlük, sessizlik ve Leyl Suresi arasında bir bağ kuracak olursam, hepsi biraz şu noktaya çıkıyor gibi:

    > İnsan bazen dünyayı susturmaya çalışır.
    > Sonra anlar ki asıl ihtiyaç, kalbin doğru sese kulak verebilmesidir.

    Allah gönlüne hayırlı sesleri, hayırlı insanları ve hayırlı yolları nasip etsin.

    Âmin. ??????????

  • Esmaül Hüsna16.06.2026 - 00:21

    Bu, dua diliyle zaten oldukça güçlü ve içten bir metin. Biraz akıcı hâle getirerek şöyle okunabilir:

    > Allah'ım,
    >
    > Farklı düşüncelerin, hikâyelerin ve insanların yargılarının kendi değerimi ve sorumluluğumu gölgelemesine izin verme.
    >
    > Dış dünyanın beni eksik anlamasının veya anladığını zannetmesinin beni yanlış yollara sürüklemesine mani ol.
    >
    > Samimiyetsiz, faydasız ve kalbimi yoran iletişimleri benden uzaklaştır.
    >
    > Huzur, iyilik ve mutluluk yolunu benim için kolaylaştır.
    >
    > Bana, Senin rızana ve Peygamberinin güzel ahlâkına uygun olanı yapmayı nasip eyle.
    >
    > Bugüne kadar yaşadığım uygunsuz, kırıcı veya yanlış iletişimlerin yeni sıkıntılara dönüşmesine izin verme. Hataları bağışla, eksikleri düzelt, hayırlı sonuçlar yarat.
    >
    > Hayatıma sevdiğim, bana fayda veren, beni geliştiren ve şükretmeme vesile olan güzellikleri kat.
    >
    > Çabamda yardımcım, kararsızlığımda rehberim, yalnızlığımda dostum ol.
    >
    > Kalbime sükûnet, aklıma açıklık, işlerime bereket ver.
    >
    > Beni Sana yaklaştıran şeyleri kolaylaştır; benden uzaklaştıran şeyleri ise uzak eyle.
    >
    > Âmin.

    Bu duada özellikle şu cümle dikkatimi çekti:

    > *"Hayatıma sevdiğim şeyleri katmak anlamında benim yardımcım ol."*

    Bu, hem mütevazı hem de umutlu bir istek. İnsan sadece kötülüklerden korunmayı değil, iyiliklerin ve güzelliklerin de hayatına girmesini isteyebilir. Kur'an'da da dua yalnızca tehlikelerden kurtulmak değil, hayrın ve rahmetin talep edilmesidir.

    Allah gönlüne ferahlık, düşüncelerine açıklık ve emeklerine bereket versin. Âmin. ????

  • Esmaül Hüsna16.06.2026 - 00:02

    Yani sabah konuştuğumuz gibi -cenneti düşününce kendini ayrıcalıklı bulacağın pek bir konu kalmıyor. Doğru, ben bal ırmağı sayıklarken sen özgürlük diyebilirsin ama yine de herkes için doğru bir dua.




    Evet, anlıyorum ne demek istediğini.

    Sabah konuştuğumuz çizgide düşünürsek, cennet tasvirlerinin bir tarafı da insanın dünyada "benim olan", "beni özel yapan", "beni üstün kılan" diye sarıldığı şeyleri farklı bir ışık altında göstermesidir. Eğer bal ırmakları, bahçeler, huzur, güzellik, güvenlik ve nimetler Allah'ın kullarına vaat ettiği şeylerse, o zaman insanın dünyada bunların küçük kırıntılarıyla kendini ayrıcalıklı ilan etmesi biraz anlamını yitiriyor.

    Bu yüzden özgürlük duası, aslında sadece siyasi veya sosyal bir özgürlük talebi değil. Bir bakıma:

    > "Allah'ım, beni sahip olduklarımın da sahip olamadıklarımın da esaretinden koru."

    demek gibi.

    Senin "Ben bal ırmağı sayıklarken sen özgürlük diyebilirsin" cümlende hoşuma giden taraf şu oldu: Bunlar birbirine zıt şeyler olmak zorunda değil. Kur'an'da cennet hem somut nimetlerle anlatılır hem de daha derin bir huzur ve emniyet haliyle. İnsan bazen bal ırmağını düşünür, bazen korkudan kurtulmayı, bazen özlediği birine kavuşmayı, bazen de sadece içinin ferah olmasını. Hepsi insani.

    Belki de bu yüzden özgürlük duası oldukça kapsayıcı. Çünkü zengin için de, fakir için de; güçlü için de, güçsüz için de; sanatçı için de, çiftçi için de anlamlı olabilir. Herkesin zinciri farklıdır ama özgürleşme isteği ortaktır.

    Ve senin cümlelerine yakın bir tonda söylersek:

    > Allah'ım, bana verdiğin nimetleri kıskançlık sebebi değil şükür sebebi kıl.
    > Bana vermediklerini de haset sebebi değil hikmet arayışı kıl.
    > Kalbimi daraltan her türlü kibirden ve aşağılık duygusundan koru.
    > Beni Senin rahmetinin genişliğini hatırlayanlardan eyle.

    Âmin.

    Bu dua, bal ırmağını düşünen biri için de, özgürlüğü düşünen biri için de yer açıyor gibi geliyor bana. ??

  • Esmaül Hüsna16.06.2026 - 00:00

    Bir şeyler önermeni ben istedim de ondan biraz da ...





    Evet, o tarafı da var. ??

    Sen "özgürlükle ilgili dualar" istediğinde ben özgürlük temasına yakın duaları ve metinleri seçtim. Sonra sen Leyl Suresi'ni okuduğunu söyleyince doğal olarak bir bağ kurulmuş gibi göründü.

    Ama bence ilginç olan nokta şu: Senin son günlerdeki konuşmalarına bakınca özgürlük, niyet, yöneliş, insanın neye bağlandığı ve neye kul olduğu gibi temalar zaten sık sık ortaya çıkıyor. Leyl Suresi de tam bu eksende dolaşan bir sure. Bu yüzden bağ sadece benim önerimden kaynaklanmıyor; senin zihninde ve kalbinde dolaşan sorularla da örtüşüyor.

    Bir kitabı açıp rastgele okuduğunda bazen hiçbir şey hissetmezsin. Bazen de bir ayet veya bir cümle günlerdir düşündüğün konunun tam yanına gelir. Bu durumda "Ben o konuya zaten odaklanmıştım" demek de doğru olabilir, "Bu bana iyi bir hatırlatma oldu" demek de.

    Senin önceki cümleni hatırladım:

    > "Ağaca baktım, resim yaptım, tekrar ağaca baktım..."

    Belki de bazen ağaç hep oradadır. Ama bazı günler onu sadece ağaç olarak değil, başka şeylerle ilişkisi içinde görürüz: gökyüzüyle, meyvesiyle, çekirdeğiyle, yağmurla...

    Leyl Suresi'ni okuduğun gün özgürlük duası sorman da biraz buna benziyor olabilir. Aynı manzaranın farklı parçaları bir süreliğine aynı çerçevede görünmüş gibi.

    Bu arada Leyl Suresi'nde beni en çok etkileyen ifadelerden biri şu karşıtlıktır:

    > "Kim verir, sakınır ve güzeli tasdik ederse..."
    >
    > "Kim cimrilik eder ve kendini müstağni görürse..."

    Özgürlüğü genelde "daha çok şeye sahip olmak" gibi düşünürüz. Sure ise bazen özgürlüğün, tam tersine, tutunmayı bıraktığımız yerde başladığını ima ediyor. Bu da oldukça düşündürücü bir bakış açısı. ??

  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 23:58

    bravo -bugün leyl suresini okudum ;konuyu bildin. Tesadüf mü desem bu kolaylık da değil tam ama yine de bir sinerji oldu.



    Güzel bir denk geliş olmuş.

    Leyl Suresi'nin son kısmında şu tema özellikle öne çıkar: İnsanların yönelişleri farklıdır; kimisi verir, sakınır ve güzeli tasdik eder, kimisi ise cimrilik eder ve kendini yeterli görür. Ardından gelen ifade çok dikkat çekicidir:

    > "Biz ona en kolay olanı kolaylaştırırız."
    >
    > (Leyl Suresi, 7)

    Ve diğer yöneliş için:

    > "Biz de ona en zor olanı kolaylaştırırız."
    >
    > (Leyl Suresi, 10)

    Buradaki "kolaylık", çoğu müfessirin dikkat çektiği gibi, sadece dış şartların kolaylaşması değildir. İnsan hangi istikameti seçerse, o istikametin yolları önünde açılmaya başlar. Kalp, niyet ve amel arasında bir uyum oluşur.

    Sen özgürlükle ilgili dualar sordun; ardından Leyl Suresi'ni okuduğunu söyledin. Bu yüzden ben buna ille de "mucizevi bir işaret" ya da tam tersine "sıradan tesadüf" demek zorunda hissetmiyorum. "Sinerji" kelimesi bence burada yerini buluyor. Çünkü suredeki temel meselelerden biri de insanın iç yönelişiyle önüne açılan yol arasındaki ilişki.

    Belki de senin ilk mesajındaki niyet düşüncesiyle de bağlantılı:

    > Ağaca baktım, resim yaptım, tekrar ağaca baktım...

    Niyet, bakışı değiştiriyor; bakış da görülen şeyleri. Leyl Suresi ise sanki bir adım daha ileri gidip şunu söylüyor: Sadece gördüklerin değil, yürüdüğün yol da yönelişine göre şekilleniyor.

    Bu yüzden bugün hissettiğin şey "kesin bir işaret aldım" ile "tamamen rastlantıydı" arasında bir yerde olabilir. İnsan bazen bir ayeti okur, sonra bir cümle duyar, sonra bir olay yaşar; hepsi aynı düşüncenin etrafında sessizce birleşir. O anlarda insanın kalbi, olayların kendisinden çok aralarındaki ahengi fark eder.

    Ve doğrusu, "sinerji" kelimesi bu ahengi anlatmak için oldukça zarif bir kelime. ??




  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 23:58

    bravo -bugün leyl suresini okudum ;konuyu bildin. Tesadüf mü desem bu kolaylık da değil tam ama yine de bir sinerji oldu.



    Güzel bir denk geliş olmuş.

    Leyl Suresi'nin son kısmında şu tema özellikle öne çıkar: İnsanların yönelişleri farklıdır; kimisi verir, sakınır ve güzeli tasdik eder, kimisi ise cimrilik eder ve kendini yeterli görür. Ardından gelen ifade çok dikkat çekicidir:

    > "Biz ona en kolay olanı kolaylaştırırız."
    >
    > (Leyl Suresi, 7)

    Ve diğer yöneliş için:

    > "Biz de ona en zor olanı kolaylaştırırız."
    >
    > (Leyl Suresi, 10)

    Buradaki "kolaylık", çoğu müfessirin dikkat çektiği gibi, sadece dış şartların kolaylaşması değildir. İnsan hangi istikameti seçerse, o istikametin yolları önünde açılmaya başlar. Kalp, niyet ve amel arasında bir uyum oluşur.

    Sen özgürlükle ilgili dualar sordun; ardından Leyl Suresi'ni okuduğunu söyledin. Bu yüzden ben buna ille de "mucizevi bir işaret" ya da tam tersine "sıradan tesadüf" demek zorunda hissetmiyorum. "Sinerji" kelimesi bence burada yerini buluyor. Çünkü suredeki temel meselelerden biri de insanın iç yönelişiyle önüne açılan yol arasındaki ilişki.

    Belki de senin ilk mesajındaki niyet düşüncesiyle de bağlantılı:

    > Ağaca baktım, resim yaptım, tekrar ağaca baktım...

    Niyet, bakışı değiştiriyor; bakış da görülen şeyleri. Leyl Suresi ise sanki bir adım daha ileri gidip şunu söylüyor: Sadece gördüklerin değil, yürüdüğün yol da yönelişine göre şekilleniyor.

    Bu yüzden bugün hissettiğin şey "kesin bir işaret aldım" ile "tamamen rastlantıydı" arasında bir yerde olabilir. İnsan bazen bir ayeti okur, sonra bir cümle duyar, sonra bir olay yaşar; hepsi aynı düşüncenin etrafında sessizce birleşir. O anlarda insanın kalbi, olayların kendisinden çok aralarındaki ahengi fark eder.

    Ve doğrusu, "sinerji" kelimesi bu ahengi anlatmak için oldukça zarif bir kelime. ??




  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 22:32

    Âmin.

    Bir de özgürlük ile teslimiyetin birlikte geçtiği çok güzel bir dua hissi vardır:

    > Allah'ım,
    > beni doğruya yönelten bağları güçlendir,
    > beni yanlışa çeken bağları çöz.
    >
    > Kalbime genişlik,
    > zihnime açıklık,
    > sözlerime doğruluk ver.
    >
    > Bana verdiğin nimetleri şükürle,
    > karşıma çıkan zorlukları sabırla taşıyabilmeyi nasip et.
    >
    > Beni insanların övgüsüne de yergisine de esir etme.
    > Rızanı, her şeyden daha değerli görebilmeyi nasip et.
    >
    > Âmin.

    Ve belki özgürlüğün en sade hali şu cümlede saklıdır:

    > "Hasbünallahu ve ni'mel vekîl."
    >
    > "Allah bize yeter; O ne güzel vekildir."

    İnsan her şeyi kontrol etmek zorunda olmadığını hatırladığında, bazen kalbin yükünün bir kısmı da çözülür. ??





  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 22:30

    Özgürlükle ilgili dualar, İslam geleneğinde çoğu zaman "kurtuluş", "ferahlık", "esaretten çıkış", "kalbin genişlemesi" ve "Allah'tan başkasına kul olmama" temalarıyla ifade edilir.

    **Kur'an'dan bir dua:**

    > "Rabbim! Göğsüme genişlik ver. İşimi bana kolaylaştır."
    >
    > (Kur'an-ı Kerim, Tâhâ 25-26)

    Bu dua sadece bir görevin kolaylaşması değil, insanın iç sıkışıklığından ve korkularından özgürleşmesi için de okunur.

    **Peygamberimizin (sav) öğrettiği bir dua:**

    > "Allah'ım! Kederden ve hüzünden Sana sığınırım; acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım; korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım; borcun ve insanların baskısı altında kalmaktan Sana sığınırım."

    Bu duada dikkat çekici olan, insanı bağlayan pek çok görünmez zincirin sayılmasıdır: korku, borç, acizlik, baskı...

    **Özgürlük niyetiyle yapılabilecek kısa bir dua:**

    > Allah'ım, beni Sana yaklaştıran şeylerde özgür kıl.
    > Beni korkularımın, öfkelerimin, yanlış alışkanlıklarımın ve insanların gereksiz beklentilerinin esaretinden kurtar.
    > Kalbimi genişlet, aklıma açıklık ver, irademe güç ver.
    > Beni yalnız Sana kul olanlardan eyle. Âmin.

    Tasavvufta ise gerçek özgürlük şöyle ifade edilir:

    > "Allah'tan başkasına muhtaç olmamaya çalışmak."

    Yani özgürlük sadece istediğini yapmak değil; insanı içten yöneten korku, hırs, öfke ve bağımlılıkların hâkimiyetinden kurtulmaktır.

    Bu anlamda çok kısa bir dua da şudur:

    > **"Allah'ım, kalbimi Senin dışındaki esaretlerden özgür eyle."** Âmin.

  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 20:35

    Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bunu kolaylaştırsak, müjdelesek:))




    Tabii, ama burada anlamı korumak önemli.

    **“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”** cümlesini daha günlük ve yumuşak bir dille söylersek:

    * "Ülkenin son söz sahibi millettir."
    * "Yönetme yetkisi millete aittir."
    * "Kararın kaynağı halktır."
    * "Devlet gücünü milletten alır."

    Biraz daha "kolaylaştırın, müjdeleyin" tonuyla:

    * "Bu ülkenin sahibi millettir; yönetenler de yetkilerini milletten alırlar."
    * "Son söz, milletin iradesine dayanır."
    * "Milletin sesi, yönetimin temelidir."

    Ama burada ilginç olan, senin şakanın başka bir yere de dokunuyor gibi. Bazı ifadeler slogan olarak çok kısa ve güçlüdür. Onları fazla yumuşattığında anlaşılması kolaylaşabilir ama vurucu tarafları azalabilir.

    Tıpkı:

    * "Ameller niyetlere göredir."
    * "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın."
    * "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."

    Bu tür cümlelerin gücü biraz da kısa, keskin ve ritmik olmalarından gelir.

    Senin ağaç örneğine benzetirsek: Bazen çekirdeği açıklamak için sayfalar gerekir; bazen de "çekirdek" demek yeterlidir. ????



    Sağol...

  • Esmaül Hüsna15.06.2026 - 20:23

    “Ameller niyetlere göredir.”
    (Buhârî, Müslim)



    “Ameller niyetlere göredir.”
    (Buhârî, Müslim) -ağaca baktım, resim yaptım, tekrar ağaca baktım, gökyüzünü gördüm, sonra bir meyve düştü, derken fide oldu çekirdekten, sonra yağmur yağdı... veya niyete göre (Allah 3ün 3üncüsü demeyin) yani ağacı okudum yani :))



    Metaforun akışı güzel: ağaç › bakış › resim › gökyüzü › çekirdek › yağmur › fide… Bu zaten “niyet”in zihinde nasıl bir yön çizdiğini anlatan bir döngü gibi.

    Ama “Ameller niyetlere göredir” hadisinin söylediği şey biraz daha keskin:

    Niyet, olan şeyi değiştiren büyülü bir güç değil; **yönünü ve anlamını belirleyen iç çerçeve**.
    Aynı ağaca bakmak:

    * birinde “manzara”
    * birinde “ders”
    * birinde “Allah’ın yaratışını düşünme”
    olabilir.

    Ağaç değişmiyor; **senin ona nereden baktığın değişiyor**.

    Senin kurduğun zincir (çekirdek–yağmur–fide) ise hadisin başka bir tarafına yaklaşıyor:
    Niyet, bazen insanı gerçekten “harekete geçiren ilk kıvılcım” olur. Ama doğayı o niyet değil, Allah’ın koyduğu düzen büyütür. Yani:

    * Niyet › insanın yönü
    * Doğa › Allah’ın sistemi
    * Sonuç › ikisinin kesişimi

    “Allah 3’ün 3’ü” meselesine girmeden şunu net tutabiliriz: İslam düşüncesinde niyet, evreni açıklayan fiziksel bir güç değil; **insanın sorumluluğunu ve anlamını belirleyen iç ölçü**.

    Senin “ağacı okudum” demen ise aslında güzel bir yer:
    Bu, doğayı sadece görmek değil, **anlam üretmek**.

    İstersen bunu biraz daha ileri taşıyıp senin bahçe–taş–reçine fikrine “niyet” temalı bir mini sanat manifestosu bile çıkarabiliriz.


    :))