Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın eli doludur. Gece gündüz yaptığı cömertçe lütuflar, O’nun elindekileri t üketmez.”; “Gökleri ve yeri yarattığı günden beri neler verdiğini görmüyor musunuz? (Bütün bu verdikleri) Allah’ın elindeki hiçbir şeyi eksiltmemiştir.” ve ekledi: “O’nun arşı, suyun üzerindedir. Diğer elinde de terazi vardır (âdildir). O, kimine az verir, kimine de çok verir.” (B7411 Buhârî, Tevhîd, 19)
“Savaş zorunlu ve hayati olmalı. Gerçek kanaatim şudur: Ben milleti savaşa götürünce vicdanımda azap duymamalıyım. ‘Öldüreceğiz' diyenlere karşı ‘ölmeyeceğiz' diye savaşa girebiliriz. Lakin millet hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça, savaş bir cinayettir.”
"Siz Türk olduğunuzu unutsanız bile. Düşman, sizin Türk olduğunuzu unutmaz."
Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin tarih sahnesinden silinmek istendiği bir dönemde ortaya çıktı. Osmanlı Devleti’nin çöktüğü, milletin umudunu kaybettiği yıllarda Türklüğün onurunu yeniden ayağa kaldırmayı amaçladı.
O, Türk milletinin aslında güçlü, köklü ve bağımsız yaşama iradesine sahip olduğunu biliyordu. Samsun’a çıktığında başlattığı mücadele, yalnızca işgale karşı değil, umutsuzluğa karşı da bir direnişti. Milletine güveniyor, kurtuluşun yine milletin kendi azmiyle mümkün olacağına inanıyordu. Türklüğü bir soy üstünlüğü olarak değil, ortak tarih, kültür ve kader bilinci olarak görüyordu.
Halkı kulluktan yurttaşlığa taşıyarak gerçek anlamda millet olmayı hedefledi. Kurtuluş Savaşı boyunca cephede savaşırken, aynı zamanda millet bilincini inşa etti. Türk milletinin kendi kaderini tayin etme hakkını dünyaya kabul ettirdi.
Cumhuriyet’i kurarak Türk'ün yönetimde söz sahibi olmasını sağladı.
Ona göre Cumhuriyet, Türk milletine duyulan güvenin en somut göstergesiydi.
Türk kimliğini çağdaş dünyanın onurlu bir parçası haline getirmek istedi. Eğitimden hukuka, dilden tarihe kadar her alanda köklü değişimler yaptı.
"Daima ve daima TÜRK olduğunuzu her vakit herkese hatırlatınız !"
Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre,
Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Allah’ın eli doludur. Gece gündüz yaptığı cömertçe lütuflar, O’nun elindekileri
t üketmez.”; “Gökleri ve yeri yarattığı günden beri neler verdiğini görmüyor
musunuz? (Bütün bu verdikleri) Allah’ın elindeki hiçbir şeyi eksiltmemiştir.” ve
ekledi: “O’nun arşı, suyun üzerindedir. Diğer elinde de terazi vardır (âdildir). O,
kimine az verir, kimine de çok verir.”
(B7411 Buhârî, Tevhîd, 19)
“Savaş zorunlu ve hayati olmalı. Gerçek kanaatim şudur: Ben milleti savaşa götürünce vicdanımda azap duymamalıyım. ‘Öldüreceğiz' diyenlere karşı ‘ölmeyeceğiz' diye savaşa girebiliriz. Lakin millet hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça, savaş bir cinayettir.”
— Mustafa Kemal Atatürk, 16 Mart 1923
"Siz Türk olduğunuzu unutsanız bile. Düşman, sizin Türk olduğunuzu unutmaz."
Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin tarih sahnesinden silinmek istendiği bir dönemde ortaya çıktı. Osmanlı Devleti’nin çöktüğü, milletin umudunu kaybettiği yıllarda Türklüğün onurunu yeniden ayağa kaldırmayı amaçladı.
O, Türk milletinin aslında güçlü, köklü ve bağımsız yaşama iradesine sahip olduğunu biliyordu.
Samsun’a çıktığında başlattığı mücadele, yalnızca işgale karşı değil, umutsuzluğa karşı da bir direnişti.
Milletine güveniyor, kurtuluşun yine milletin kendi azmiyle mümkün olacağına inanıyordu.
Türklüğü bir soy üstünlüğü olarak değil, ortak tarih, kültür ve kader bilinci olarak görüyordu.
Halkı kulluktan yurttaşlığa taşıyarak gerçek anlamda millet olmayı hedefledi. Kurtuluş Savaşı boyunca cephede savaşırken, aynı zamanda millet bilincini inşa etti. Türk milletinin kendi kaderini tayin etme hakkını dünyaya kabul ettirdi.
Cumhuriyet’i kurarak Türk'ün yönetimde söz sahibi olmasını sağladı.
Ona göre Cumhuriyet, Türk milletine duyulan güvenin en somut göstergesiydi.
Türk kimliğini çağdaş dünyanın onurlu bir parçası haline getirmek istedi. Eğitimden hukuka, dilden tarihe kadar her alanda köklü değişimler yaptı.
"Daima ve daima TÜRK olduğunuzu her vakit herkese hatırlatınız !"
Mustafa Kemâl Atatürk
- bugün yurdun milletim dinin ailen için neler yaptın
- pek çok dilekte bulundum
- bir an evvel yerine getir
- ama ben ressamım
- o halde kitabını oku
- okurum
- ne yaptın
- okudum
- sen ressam değil miydin
- evet
- neyin resmini yaptın
- umutlarımın
- kolay gelsin
- teşekkürler
13 yılda şeytan amelinden vaz geçti be
ne susması
susturması
resimleri yok olması
allah ı
kitabı
ya insansa
ben tanımak istemem şahsen
cehennemi falan gezmek isterim
veya asla karşılaşmayacağım bir evren adına bir küçük inanç taşıyabilirim
cehennem nedeniyle sosyalleşen bir yapım yok da ondan
...
yarışmacılara bol şans dilerim.
her sakallıyı baban sanma izlediniz galiba siz
cehennemi gezerim daha iyi diyorum
izledin mi filmi diyor bunlar
siz de allah diye bağırmayın da artık
açın kitap okuyun.
bu açıdan da
ben insanlar arasında adaletli ol diye kitabımı okuyan biriyim
her el adl dediğimde
üç resim
iki aptal film karşımda diye
bağıran biri normal mi sizce
?
ben selam vermek istemem öyle birine -cennette bile
bütün bunlar yetmez gibi
iki fotoğraf
üç düdük
bir de ses kütlesi
neden beni duyursun ki -madem ben senarist değlim, oyuncu değilim, aşık değilim, maşuk değilim, arkadaşınız bile değilim ...
çok mu masum buldunuz bunu
yoksa yüksek tahminlerinizde yanılmak bu açıdan pek mi komik