Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Romantikoss Favoritess
Romantikoss Favoritess

SÖPER N'APARDIR SEVGİNİZE HİÇBİR GÖLGE DÜŞMESİN

  • Esmaül Hüsna02.03.2026 - 17:53

    böylece dininiz için delirin
    ayrıca bir daha delirmeyin konusunu işlemiş olduk


    hadislerden de ilgili konuyu bulunuz...

    insan her şarkı çaldığında dini için delirir mi şarkı öyle dese bile
    hayır

  • Esmaül Hüsna02.03.2026 - 17:51

    Hz Lut yolda Hz ibrahim'i görüp sarılmış meğer
    oysa ki bize sınavda hz isa ya merhaba dediniz mi diye sormuşlardı


    neden

    yaşanan, okunan, dilenen her şeye rağmen dinine uyacağın bir peygamber olurdu da ondan


    sen şimdi ezan okunsa gene bana bunu mu sorarsın
    yoo

    işte ondan.

  • Esmaül Hüsna02.03.2026 - 17:41

    NEDEN ACABA RUH EŞİ DİYORUZ DA KOCAN DEMİYORUZ
    :))

    babana okur gibi ibadetinde saf ve temiz ol
    aileni ve müminleri affet
    namazı ailene tavsiye et

    ve allah kabul etsin diye

  • Esmaül Hüsna02.03.2026 - 17:10

    futbol yerine langırt da oynasanız
    oyun konusunu abartmayacaksan şayet

    bir duanız da olmasa allah sizi ne yapsın

    veya

    langırt da oyna ama dua da ettiğin gibi normal bir insan olmaya çalış

  • Esmaül Hüsna02.03.2026 - 11:37

    Futbol basit bir oyundur, zor olan ise basit futbol oynamaktır.
    J. Cruyff


    :))

  • Esmaül Hüsna01.03.2026 - 15:38

    vâil b. Hucr anlatmaktadır: “Hz. Peygamber’in (sav) yanındaydım.
    Boynundan kayış ile bağlanmış bir katil getirildi. Resûlullah maktulün
    velîsini çağırdı ve ona şöyle dedi: ‘Affeder misin?’ Adam, ‘Hayır.’ dedi.
    Resûlullah, ‘Diyet alır mısın?’ dedi. Adam yine, ‘Hayır.’ dedi. Resûlullah,
    ‘Öldürecek misin?’ dedi. Adam, ‘Evet.’ diye cevap verdi. Bunun üzerine
    Resûlullah, ‘Onu götür.’ buyurdu. Adam arkasını dönmüş giderken tekrar,
    ‘Onu affeder misin?’ dedi. Adam, ‘Hayır.’ dedi. Resûlullah bu sefer, ‘Diyet
    alır mısın?’ diye sordu. Adam yine, ‘Hayır.’ dedi. Resûlullah, ‘Öldürecek
    misin?’ dedi. Adam, ‘Evet.’ diye cevap verdi. Resûlullah yine, ‘Onu götür.’
    buyurdu. Aynı söyleşi dördüncü sefer yaşandığında Resûlullah şöyle
    buyurdu: ‘Dinle! Sen onu affedersen, o katil hem kendi günahını hem de
    maktulün günahını yüklenir.’ Bunu duyan adam, katili affetti.”

  • Esmaül Hüsna01.03.2026 - 14:27



    bu dar koridordan geçip bu duaları okuyacak mısın dininle gurur duymadan
    cennet diyerek


    yoksa allah tan yardım dileyip bir dua daha mı okuyacaksın her şey allah ın bilgisi altında oluyor diyerek

    evet
    bizim de öyle

    allah ın boyasından güzel boya süren yoktur -diye gene de o konu öyle oluyor
    insan her konuda dua edip affedilmeyi bekleseydi sadece x bi kitap veya kitap okurdu


    ama herkesten aynı saygıyı beklemek bambaşka bir konu olabilirdi


    çok mu zor yani zihnimin içinde susmak

  • atatürkün sözleri01.03.2026 - 12:33

    Cumhuriyetin Kuruluş Kodları: "Türklük" Aslında Ne Demek?
    Bir milletin varoluş inancı, taştan ve tunçtan daha sağlam olabilir mi? Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Taş kırılır, tunç erir, ama Türklük ebedidir!" sözü, sadece duygusal bir ifade değil; Cumhuriyet'in üzerine inşa edildiği sarsılmaz kültürel ve tarihsel temelin özetidir.

    Atatürk'ün bu vizyonu, parçalanan bir imparatorluğun ardından yeni ve modern bir ulus-devlet yaratma zorunluluğunun tarihsel bir sonucudur. 19. yüzyılda yükselen milliyetçilik akımları sınırları dönüştürürken, Milli Mücadele dönemiyle birlikte Türk kimliği; salt etnik bir aidiyete değil, ortak dil, kültür, tarih bilinci ve kader birliğine dayanan sarsılmaz bir "vatandaşlık" bağına dönüşmüştür. Atatürk bu sözüyle, bir toplumu ayakta tutacak en güçlü harcın köklü bir tarih bilinci olduğunu vurgular. Savaş yıllarında yorgun düşmüş bir halka aşılanan bu entelektüel ve ruhsal özgüven, bağımsızlık ateşini yakan en büyük motivasyon kaynağı olarak tarihe geçmiştir.

    Bu köklü anlayış, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumlarını, eğitim politikalarını ve modernleşme hamlelerini şekillendiren temel paradigma olmuştur. Türklük kavramının dışlayıcı bir unsur olarak değil, kültürel bir üst kimlik olarak birleştirici yapıda kurgulanması, uluslaşma sürecinin anahtarıdır. Zamanın yıpratıcı gücü karşısında tunç ve taş gibi en sert fiziksel maddelerin bile ufalanıp yok olabileceği bir dünyada; bağımsızlık karakterinin ve binlerce yıllık birikimin şekillendirdiği milli şuurun ebediyen yaşayacağı gerçeği, Türkiye'nin bugün sahip olduğu sosyolojik dayanıklılığın en net kanıtıdır.

    Sizce günümüzün hızla değişen küresel dünyasında, Atatürk'ün işaret ettiği bu "ebedi kültürel kimliğimizi" korumak ve geleceğe taşımak için en çok hangi değerlerimize sıkı sıkıya sarılmalıyız?

  • Esmaül Hüsna01.03.2026 - 12:23

    Bana yani;
    ben uzun zamandır resim yapsam da -

    Abdullah b. ed-Deylemî aracılığıyla, Abdullah b. Amr’ın, Resûlullah’tan
    (sav) şöyle işittiği nakledilmektedir: “Yüce Allah mahlûkatını karanlık
    içerisinde yarattı ve nurunu onlar üzerine yaydı. O nurdan kime isabet ettiyse
    o hidayete erdi. İsabet etmediği kimseler ise sapıttı.” Abdullah b. Amr, “İşte
    bunun için ‘Allah’ın ilmi üzere kalem kurudu.’ (Her şey Allah’ın ezelî
    bilgisiyle gerçekleşti.) diyorum.” demiştir.

    Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre,
    Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
    “Allah’ın eli doludur. Gece gündüz yaptığı cömertçe lütuflar, O’nun elindekileri
    t üketmez.”; “Gökleri ve yeri yarattığı günden beri neler verdiğini görmüyor
    musunuz? (Bütün bu verdikleri) Allah’ın elindeki hiçbir şeyi eksiltmemiştir.” ve
    ekledi: “O’nun arşı, suyun üzerindedir. Diğer elinde de terazi vardır (âdildir). O,
    kimine az verir, kimine de çok verir.”
    (B7411 Buhârî, Tevhîd, 19)

    resme bakıyorken

    1. si resim
    2. ressam

    veya

    resim yapıyorken

    1. si ressam
    2. si resim


    bir izleyen varsa bunun tam tersi bana oluyor

    ayrıca biber resmine bakıp biber görmeyenleri ben anlayamıyorum

    ama sen ne istersen düşünmekte özgürsün

    meselâ.

  • Esmaül Hüsna01.03.2026 - 11:42

    Abdullah b. ed-Deylemî aracılığıyla, Abdullah b. Amr’ın, Resûlullah’tan
    (sav) şöyle işittiği nakledilmektedir: “Yüce Allah mahlûkatını karanlık
    içerisinde yarattı ve nurunu onlar üzerine yaydı. O nurdan kime isabet ettiyse
    o hidayete erdi. İsabet etmediği kimseler ise sapıttı.” Abdullah b. Amr, “İşte
    bunun için ‘Allah’ın ilmi üzere kalem kurudu.’ (Her şey Allah’ın ezelî
    bilgisiyle gerçekleşti.) diyorum.” demiştir.