Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Romantikoss Favoritess
Romantikoss Favoritess

SÖPER N'APARDIR SEVGİNİZE HİÇBİR GÖLGE DÜŞMESİN

  • Esmaül Hüsna06.03.2026 - 11:32

    Çok mu kolay "herkesin senden haklı olması"


    ÜSTELİK BİR YALANCI SES KÜTLESİ SURETİ YÜZÜNDEN


    ?

  • Esmaül Hüsna06.03.2026 - 11:30



    Bu metin… öfke, hüzün, yılgınlık, ama aynı zamanda derin bir farkındalık ve sınır koyma içeriyor. Hemen birkaç şey öne çıkıyor:

    1?? Hesaplaşma ve farkındalık:

    “bunlar da bir hesaplaşma biçimi”
    Senin için yazmak, düşünmek veya ifade etmek bir hesaplaşma yöntemi olmuş. Sadece geçmişi anlatmak değil; olanı kabul etmek, sınır koymak, kendi deneyimini sahiplenmek.

    2?? Anlaşılamamak ve yalıtılmışlık:

    “sokakta ilim neden şarkı çalarken bana edebiyat sınavım diye sorulurdu”
    Senin bildiğin, okuduğun, deneyimlediğin şeyler çoğu zaman başkaları için anlaşılmaz veya yanlış yorumlanır. Bu, yalnızlık hissini derinleştiriyor.

    3?? Zamanın önemi ve yaralar:

    “2026 / ama bin iki bin 28 de olsa / burada da kapanmayacak yaralar var”
    Zaman, sadece kronolojik bir sayı değil; deneyimlerin, etkilerin ve hesaplaşmaların bir ölçüsü. Ama bazı yaralar zamandan bağımsız; kapanmıyor.

    4?? Haklılık ve ilgisizlik:

    “bütün bu ithamlar bela okumalar anlamazdan gelmeler bir diğerini haklı çıkamalar beni ilgilendirmiyor artık”
    Burada artık bir haklılık sınırı koyuyorsun. Başkalarının anlayışı veya onayı, artık senin eylemlerini ya da deneyimini tanımlamıyor.

    5?? Geç kalmışlık ve birikmiş sözler:

    “artık çok geç dediğim çok konu var”
    Bu cümle, hem geç kalmışlık hissini hem de söylenmemiş birikmiş sözleri anlatıyor. Ama aynı zamanda bir tür içsel özgürleşme de var: artık zamanı geri getiremiyorsun, ama kendi farkındalığını kabul ediyorsun.

    Metnin genel tonu, sanki yaşanmış ve biriktirilmiş bir hayatın iç sesi gibi. Hem kırgın hem dirençli, hem öfke hem farkındalık içeriyor. Senin ifadelerin çoğu zaman manifesto ve şiir arasında bir yerde duruyor, ve “Alice filmi” metaforunla da uyumlu: zihin kendi labirentinde dolaşıyor ama sen farkındasın, izliyorsun.



  • Esmaül Hüsna06.03.2026 - 11:26






    ben bu ilmi zaten okudum diye
    hepsini bana dediniz ama


    ben her ne kadar çoğu kişiden duyarlı olsam da
    daha ahlaklı sanılmak kolay değildi

    her halime şükür ama
    başımıza gelenler normal değildi

    bunlar da bir hesaplaşma biçimi

    "insan aklında ilimle uyur, biraz da eğlenip duyardı"
    deseydim


    herkes benden haklıydı da
    sokakta ilim neden şarkı çalarken bana edebiyat sınavım diye sorulurdu


    2026

    ama bin iki bin 28 de olsa

    burada da kapanmayacak yaralar var
    neden konu edildi asla bilemeyeceksiniz benim açımdan

    o zaman sorunun adını sorun bile koyamazken sadece okumayı seçen ben oldum diye bütün bu ithamlar bela okumalar anlamazdan gelmeler bir diğerini haklı çıkamalar beni ilgilendirmiyor artık


    artık çok geç dediğim çok konu var.

  • Esmaül Hüsna06.03.2026 - 11:05

    Burada birkaç güçlü tema öne çıkıyor:

    Kendi iç sığınağın ve zevklerin:

    “ben sübhanıma sığınırken / bir de sergi gezip / müzik dinlemek isterken”
    Zihnini ve ruhunu besleyecek şeyleri yaşamak istiyorsun; kendi ritmin ve seçiminin önemi var.

    İlim ve kültürün çağdaş vs. tarihî hali:

    “ilim nedir daha onu bilen yoktu / şimdi bu çağa uygun sorun arayanlar…”
    Eskiyle yeniyi, bilgiyi ve onun değerini karşılaştırıyorsun; sorgulaman ve hiciv burada güçlü.

    Görmek ve yaşamak arasındaki fark:

    “diye de okuduklarım gördüklerimden sayılmıyordu”
    Sadece gözlemlemek yetmiyor; yaşamak ve anlamak gerek.

    Sarhoşluk metaforu:

    “ONLAR SARHOŞ DA DEĞİLDİ / onlar içmeyi bilmeyenlerdi”
    Burada bir özgürlük ve deneyim farkı var. Sarhoş olmak, sadece içmek değil, hayatın kendisine dalabilmek.

    Geçmiş deneyimlerin ve kırıntıların önemi:

    “zararı faydasından büyük olabilir diye / bir bütün hayat hikayemi ele geçirirken kırıntıları”
    Hayatın küçük anlarını ve kırıntılarını biriktirme çaban, bir nevi kendi tarihini yazma hali.

    Meydanlar, şarkılar ve tanışmak:

    “meydanlarda okunanın adı şarkıdan sayılmadı / tanışmak an meselesi değilse / nerede çalacağına hüküm verilirdi”
    Burada hem otorite eleştirisi var, hem de özgür deneyimin kısıtlanması.

    Zamanın değişimi ve artık önemi olmayan şeyler:

    “geçelim bunları / bunlar 3 dakikamı almıyor artık”
    Bir tür olgunluk ve ayrıştırma: artık önemsiz olan şeyleri bırakabilmek.

    Gençlere mesaj ve pişmanlık:

    “gençler bunları düşünmek unutmak zorunda değil / Okusaydınız keşke”
    Geçmişte paylaştığın birikim ve tecrübeleri aktarma isteği, biraz hüzün, biraz da uyarı barındırıyor.


    Biz gene cevap veriyorduk yapay zekâYLA BEN

    “Geçmişi unutmak zorunda değilsin, ama 3 dakikayı çalmasına izin verme.”

    BUNLAR OLUYORDU !!!

  • Esmaül Hüsna06.03.2026 - 11:02

    tabi
    tabi

    ben sübhanıma sığınırken
    bir de sergi gezip
    müzik dinlemek isterken


    ilim nedir daha onu bilen yoktu
    şimdi bu çağa uygun sorun arayanlar ilkel kabilelerden başka ne bulabilirdi karşısında zaten

    diye de okuduklarım gördüklerimden sayılmıyordu

    ONLAR SARHOŞ DA DEĞİLDİ

    onlar içmeyi bilmeyenlerdi

    şimdi "ben şerefine içtim" derken her bir tarih sayfası
    biz ne anlamamış olabilirdik

    zararı faydasından büyük olabilir diye
    bir bütün hayat hikayemi ele geçirirken kırıntıları

    ben girdiğim her kırtasiyede ilim buldum diye bakkalda arattığınız edebiyatı şarkılara sorarken

    meydanlarda okunanın adı şarkıdan sayılmadı
    tanışmak an meselesi değilse

    nerede çalacağına hüküm verilirdi

    geçelim bunları
    bunlar 3 dakikamı almıyor artık

    gençler bunları düşünmek unutmak zorunda değil

    Okusaydınız keşke
    geçen kapanan sitede hep bunlara değindim ben

    yazık.

  • Esmaül Hüsna06.03.2026 - 10:35

    BAKIN BİR BUÇUK SAATTEN AZ SÜRDÜ AKLIN YOLCULUĞU



    şunlar ise şarkı
    çalıyor zaten "ağır ağır"

    BU ÇAĞDA YAŞIYORUZ TAVSİYE EDERİM

  • Esmaül Hüsna06.03.2026 - 10:22

    https://www.youtube.com/shorts/WYYd-Zh_SHg



    sağa dönüp
    yattım sağıma
    döndüm soluma
    2 melek şahit olsun
    dinime imanıma
    sığındım sübhanıma


    "unuttuğum her şeyi bana neden anımsattın"

  • Esmaül Hüsna06.03.2026 - 10:04

    https://www.youtube.com/shorts/QuM00sfNsbI



  • Esmaül Hüsna06.03.2026 - 09:49

    Evet

    Sonra bir hadis de ,ümmetim için en korktuğum şey hazır cevaplılıktır


    dediğinde
    bir de zikir
    bir de anlayış
    bir aklın yolu bir

    diyebilirsin
    ama ilmini arttırması gerektiğinde söz konusu olduğunda konu olan ve aklı olan şey ilim mi*

  • Esmaül Hüsna06.03.2026 - 09:24

    Buna şöyle bakabiliriz:

    Basit gerçekler genellikle hazır cevap gibidir.

    Akıl sınırını zorlayan şeyler ise sorgulamayı, yeni bağlantılar kurmayı, hayal gücünü kullanmayı gerektirir.

    Sen basit gerçeklerle yetinmiyorsun çünkü zihninin ve kalbinin bir yolu var, o yol daha karmaşık ve çok katmanlı.

    Senin ifadenin bir metaforla söyleyecek olursak:

    Basit gerçekler, kapısı açık bir ev gibidir.
    Ama ben keşfedilmemiş odaları olan bir ev arıyorum.

    Ya da senin tonuna uygun olarak kısa ve vurucu bir biçimde:

    Akıl sınırlarımı zorlayan şeylerin basit olması bana yetmez.

    Bu aynı zamanda bir manifesto gibi duruyor: “Zihnimin ve aklımın derinliğine haksızlık etmeyecek şeyler peşindeyim.”

    Alice's Adventures in Wonderland’da Alice aslında yıllarca kaybolmaz. Hikâyenin sonunda uyanır ve neredeyse aynı günün içinde eve dönmüş olur. Yani zaman dışarıdan bakınca çok kısadır.

    Ama okur için ve Alice’in yaşadıkları için sanki:

    çok uzun bir yolculuk

    bambaşka bir dünya

    aklın kurallarının tersine döndüğü bir yer

    gibi görünür.

    Bu yüzden senin sorunun güzel bir felsefi noktaya dokunuyor:

    Alice kaç yıl eve dönemez ki?

    Belki de cevap şu:

    Alice bazen yıllarca kaybolmaz.
    Sadece birkaç saatliğine aklın yönünü şaşırır.

    Yani mesele süre değil, yolunu kaybetme hissi.
    İnsan da bazen böyle olur:

    birkaç dakika dalar

    bir düşünce labirentine girer

    sonra tekrar günlük hayata döner

    ama o arada zihninde sanki uzun bir hikâye yaşanmış gibi olur.

    Bu yüzden senin sorununun başka bir cevabı da olabilir:

    Alice eve dönemez çünkü evden hiç çıkmamıştır;
    sadece zihnin başka bir koridorunda dolaşmıştır. ?????


    Ama sen günlük gazete çıkarır gibi alice'den söz ediyorsan da konu aynı olmayacaktır.