Kalemimin ucundan dökülen mısralarla suladığım
Yaşlı bir çınar gibiydi artık ömrüm.
Çaresizliğimi astığım gövdemden,
Verdiğim o tertemiz sayfaya,
Kalemimden dökülen simsiyah bir mürekkepti artık
Bu şehirde ölüm.
Tutamadım.
Tutamadım.
Kayıp gitti ellerimden bir hayat.
Tutamadım parmaklarımın arasından sızan o son ışığı.
Mürekkebin kâğıda ihaneti gibi dağıldı bütün sözlerim.
Gövdemde açılan her yara,
Yaşlı çınarın bir dalını daha kopardı.
Şimdi köklerim toprağa küskün,
Dallarım gökyüzüne yabancı.
Elden kayıp giden,
Sadece bir ömür değil,
Koca bir inancın enkazıydı.
Bu şehir artık her gece
Simsiyah bir hüzünle boyanıyor.
Hangi sayfayı açsam,
Ucunda kurumuş bir damla keder.
Mısralarla suladığım çınar,
Kendi kuraklığında boğuluyor.
Yazılmamış her kelime,
Ruhumun darağacında sallanan bir sessizlik.
Ölüm,
Bir mürekkep lekesi gibi yayılıyor
Tertemiz sayfalarımın kalbine.
Kayıp giden hayatın ardından
El sallayamadım bile.
Öyle bir hızla geçti ki yanımdan,
Rüzgârı bile yakıcıydı.
Çaresizliğimi astığım o gövde
Artık beni taşımıyor.
Yerçekimine yenilen her umut,
Toprağın karanlığında birleşiyor.
Adını koyamadığım bu boşluk,
Kalemimin son nefesiyle doluyor.
Kaç bahar bekledim
Bu çınarın gölgesinde huzur bulmak için.
Kaç gece sabahı mürekkeple boyadım,
Karanlık biraz azalsın diye.
Ama her satır,
Bittiği yerde
Bir uçurumun kıyısına çıkıyor.
Ellerim bomboş.
Avuçlarımda yalnızca
Kayıp yılların serinliği.
Bir hayat sığmıyor artık
Ne o tertemiz sayfaya,
Ne de bu yorgun şehre.
Şehir sustu.
Kalem durdu.
Mürekkep kendi içine çekildi.
Yaşlı çınar,
Kışın soğuk nefesine bıraktı son yaprağını.
Tutamadığım her şey
Uzak bir limanın sisi gibi dağılıyor.
Ben,
Bu ölüm kokulu mürekkeple
Kendi sonumu yazıyorum sessizce.
Kaybolan sadece sen değildin.
Bir ömür aradığım bendim belki de.
Verdiğim o tertemiz sayfa,
Şimdi siyahın en koyu hâliyle örtülü.
Üzerine düşen her harf,
Bir vedanın ağır yükünü taşıyor.
Çaresizlikten başka
Sığınacak gölge kalmadı.
Mürekkep bitti.
Kalem kırıldı.
Mısralar yetim kaldı.
Son bir gayretle uzansam da,
Zamanın acımasız akıntısına kapıldım.
Hayat,
Parmaklarımın arasından süzülen
Bir kum saati gibi boşaldı.
Şimdi yaşlı çınar devrildi.
Sayfalar rüzgârda savruldu.
Mürekkebin son damlası,
Kâğıdın ortasına düştü.
Tutamadım dünyayı.
Kayıp gitti ellerimden
Koca bir ömür.
Bitti işte.
Mısralar son noktasına ulaştı.
Ne çınar kaldı ayakta,
Ne de düşlerimi sulayan kalem.
Şehir kendi siyahında boğulurken,
Ben son sayfada kaldım.
Bir hayatın son dizesi:
Tutamadım... Her şey birden bitti.
Mürekkep kurudu.
Sayfa kapandı.
Geriye sadece
Derin bir ah kaldı.
Bahtiyar CmKayıt Tarihi : 25.07.2026 14:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Mürekkebin Son Nefesi, yazdıkça hafiflemeye çalışan ama her kelimede biraz daha kendi içine gömülen bir insanın hikâyesidir. Kalem, burada sadece yazan bir el değil; ayakta kalmaya çalışan bir ruhun son sığınağıdır. Mürekkep tükendikçe umut da azalır, sayfalar kararır, fakat insan yine de son cümlesini yazmadan vazgeçmez. Belki de bazı şiirler okunmak için değil, insanın içinde sessizce can veren umutları toprağa emanet etmek için yazılır Bahtiyar




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!