Sana kelebek desem,
Hemen ölecekmiş gibi bakma yüzüme.
Öyle renkli kanatlarım, süslü desenlerim de yok;
Sadece, ismini duyduğumda
Göğüs kafesime çarpan o telaş var.
Hani camın kenarına konar da bir tanesi,
İçeri girse kaybolacak, dışarıda kalsa üşüyecek gibi durur ya;
İşte öyle kararsız bir eşikteyim.
Sevda dediğin, bir bahar bahçesi değil benim için,
O narin kanatların çıkardığı o küçücük rüzgârda
Dünyanın sarsılmasıdır.
Mutfaktaki lambanın etrafında dönen o saf inadı bilir misin?
Yanacağını bile bile ışığa yürümek...
Benimkisi de o hesap.
Seni sevmek,
Hiç bitmeyecekmiş gibi uyanıp
Günün sonunda yorgun düşmek ama pişman olmamak.
Ömür dediğin zaten kaç nefes ki?
Varsın bir gün olsun,
Ama içinde senin sesin, senin kokun olsun.
Elimi uzatsam uçup gideceksin sanki,
O yüzden böyle nefesimi tutarak,
Seni uzaktan, incitmeden seyrediyorum.
Bazen gece yarıları, uykunun en ince yerinde,
Kanatlarımın sesine uyanıyorum.
Korkuyorum; ya seni sadece rüyamda tutabiliyorsam?
Çünkü gerçek dünya sert, gerçek dünya köşeli,
Ve senin o incecik varlığın bu gürültüye fazla zarif.
Seni sevmek, bir boşluğa tutunmak gibi;
Düşerken bile geçtiğin o gökyüzüne şükrederek.
Şimdi hangi çiçeğe konsam, kokusu senin gibi kokuyor,
Hangi yöne uçsam, rüzgâr beni sana sürüklüyor.
Eğer bir gün yorulur da yavaşlarsa bu çırpıntı,
Bil ki seni sevmekten değil,
Sana yetememenin o ağır kederindendir.
Gözlerini kapat ve bekle;
Eğer yüzüne belli belirsiz bir serinlik değerse,
O benim son nefesimle sana bıraktığım,
En uzun ömürlü vedamdır.
Bahtiyar Cm
Kayıt Tarihi : 22.07.2026 20:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bazen en derin duygular, avuç içinde çırpınan bir kelebek kadar narindir. Bu siir, sevmenin sessizliğine ve kırılganlığına dair içten bir anlatıdır. Bahtiyar...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!