Uzun bir ayrılığın ardından,
Sana kavuşmanın titrek heyecanıyla hazırlandım o geceye.
Sanki zaman yeniden doğacaktı.
En çok sevdiğin parfümü sürdüm tenime.
Rüzgâr, kokunu bana daha çabuk getirsin diye.
Bana aldığın saati taktım bileğime.
Vuslatın dakikalarını seninle saymak için.
Son bir kez aynaya baktım.
Kalbim göğsüme sığmıyor,
Sanki avuçlarımda atıyordu.
Ay düşmüştü geceye.
Mehtap mahzundu.
Şehir suskundu.
Yılların çaresizliğini avuçlarıma alıp,
Bitmek bilmeyen yolları aşarcasına sana yürüdüm.
Ellerini tutmak,
Hiç unutamadığım yüreğine dokunmak için.
Yol üstünden,
En çok sevdiğin çiçeklerden aldım.
Senin gibi kokuyorlardı.
Taze.
Bir o kadar da kırılgan.
Zaman durmuştu o an.
Dakikalar geçmek bilmiyordu.
Yüreğim göğsüme sığmıyor,
Avuç içlerim heyecandan terliyordu.
Titreyen ellerim,
Kendi nabzına yenilmişti.
Haydarpaşa Garı'nın taşlarına
Umudumu eker gibiydim.
Usulca yanaşan trene bakakaldım.
İnen yolcuların arasında,
Gözlerim tek bir ışık,
Tek bir tanıdık yüz aradı.
Özlemle sarılanları seyrettim.
Hasret gideren yabancıları.
Her kavuşmada seni aradım.
Her sarılmada biraz daha eksildim.
Gözlerim,
O mahşer kalabalığının içinde
Tek bir mucize bekledi.
Son yolcu da indi.
Ama sen yoktun.
Bütün kapılar birer birer kapandı yüzüme.
Sanki şehir,
Sessizce üzerime kilitlendi.
Tren ağır ağır uzaklaştı.
Rayların soğukluğu,
Islak gözlerime sindi.
Ben,
Arkasından öylece bakakaldım.
Sessizlik,
Geceye ağır bir gölge gibi çöktü.
Peronun bir ucundan öbür ucuna
Gözlerim seni aradı.
Sanki bir boşluğu kucaklar gibi.
Çiçekler,
Parmaklarımın arasından sessizce kaydı.
Renkleri,
Rayların kıyısına döküldü.
Dizlerimin bağı çözüldü.
Ömrümün dermanı,
O trenle birlikte uzaklaştı.
Ve ben,
Haydarpaşa'nın ayazında,
Bir heykel gibi kaldım.
Sanki içimde görünmeyen bir şehir yıkılmıştı.
Ruhum,
Kendi sessizliğinin enkazı altında kalmıştı.
Sırtımda dünyanın bütün ağırlığıyla,
O soğuk peronda
Yapayalnız kaldım.
Ömrüm,
Bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden.
Her karede sen vardın.
Ama hiçbirinde,
Elin elimde değildi.
Dilim sustu.
İnsanların yüzlerine baktım.
Kimse,
İçimde kopan sessizliği görmedi.
Kaç dakika,
Kaç saat öyle kaldım bilmiyorum.
Çünkü zaman,
Senin gelmediğin o anda durdu.
Takvimler,
O saniyeyi geçmeye razı olmadı.
O gece,
Kendi sessizliğime yenildim.
Gökyüzü karardı.
Şehir sustu.
Yalnızlık,
Ağır bir sis gibi üzerime çöktü.
Kuşlar da gitti.
Kanatlarına kendi yalnızlıklarını alarak.
Geriye,
Bu rayların kıyısında
Bir ben kaldım.
Bir de,
Üzerime çöken bu kentin sessiz enkazı.
O gece,
İçimde hiç kalkmayacak bir peron kuruldu.
Ama sen yoktun.
Yoktun.
Kayıt Tarihi : 25.07.2026 09:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Her insanın hayatında, gelmeyeceğini bile bile beklediği bir peron vardır. Bu şiir, bir treni değil, yıllar sonra bile içimde dinmeyen o bekleyişi anlatıyor. Çünkü bazen en derin ayrılık, hiç yaşanmayan kavuşmanın bıraktığı sessizliktir. Bahtiyar...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!