Zifiri karanlıkta şafak sökmeden uyanır birileri,
Soğuk demire, katı taşa can üfler nasırlı parmaklar.
Güneşi hiç görmeyen bodrum katlarında, tezgâh başlarında,
Bir ömür ilmek ilmek dokunur başkasının ekmeğine.
Gün bitince, bir kuru teşekkür bile çok görülür o ellere.
Sarayların yaldızlı aynalarında kendilerini dev sananlar,
Bilmezler ki o aynaları parlatan, dipten gelenlerin nefesidir.
Bu düzende o parlak camın ardındaki emek,
Bir toz bulutu gibi savrulur.
Görünmez usta.
Büyük gemilerin lüks kamaralarında kadeh kaldıranlar,
O geminin sintinesinde, makine dairesinde ter dökeni duymaz.
Biz hep o geminin en alt katında,
Fırtınayla yüz yüze,
Dalgalara göğüs geren o sessiz, o örgütlü kalabalığız.
Vitrinlerdeki sahte ışıklar kör etmiş herkesin gözünü.
Kimse çamurlu botların içindeki temiz vicdanı,
O direnen ruhu görmüyor artık.
Anlamıyorum.
Gerçekten aklım almıyor.
Nerede bir köşe dönücü,
Nerede bir emek hırsızı varsa,
Önünde kırmızı halılar serilir,
Yollarına güller dökülür.
Alnının teriyle ekmeğini taştan çıkaran o onurlu insanlar ise,
Bir gölge gibi geçip gider sokağın en kuytu köşesinden.
Adalet dedikleri o koca çınar,
Sadece paranın suladığı bahçelerde mi büyür usta?
Söylesene,
Hangi hakka sığar bu manzara?
Yukarıda fütursuzca harcanan tek bir gecenin bedeli,
Aşağıda bir ailenin kaç kışlık kömür parasıdır, hesap ettiler mi?
Gece vardiyasında,
Herkes uykunun en derin yerindeyken,
Sokak lambasının altında hakkını, rızkını arayan o mağrur yürekler,
Neden hep ömrün en dar geçidine sıkıştırılır?
Biz hayatı haram lokmadan korumak için çırpındık.
Birinin hakkı üstümüze sıçramasın diye adımlarımızı sakındık.
Dürüstlük dedik.
Şeref dedik.
Yele karşı dik durmak dedik.
Ama bizi bu kör değirmenin taşları arasında öğütmek istediler.
Yüzümüze dost görünen riyakârlar,
Cebimizdeki boşluğa bakıp güldüler.
Demek ki bu devirde eğilmemek,
Diz çökmemek en ağır bedelmiş.
Demek ki omurgalı kalabilmek,
Bu maskeli balonun en büyük suçuymuş.
Sesleniyorum şimdi,
O yüksek duvarların ardındaki sağırlara.
Duyuyor musunuz dipten gelen o uğultuyu,
O yaklaşan fırtınayı?
Bir tarafta ceketini satıp komşusunun borcunu kapatan asiller,
Diğer tarafta binlerce yetimin hakkıyla saltanat süren zalimler.
Düzenini seveyim dünya.
Ne diyeyim!
Senin yasan buysa,
Bizim de göğsümüzde çarpan bir hakikatimiz,
Kırılmayan bir inancımız var elbet.
Seyrediyorum şehri.
Caddeler boyu yorgun yüzler.
Herkesin dilinde hak, hukuk.
Ama fırsatını bulan,
Bir başkasının omzuna basıp yükselmenin derdinde.
Fabrika kapılarında,
Şantiye önlerinde,
Barikatlarda ömrünü bırakan işçiler.
Ve onların sırtından beslenip,
Lüks arabalarında kurum satanların pişkinliği.
Bu karanlık masal ne zaman bitecek usta?
Bu haksızlığın perdesi ne zaman yırtılacak?
Burası,
Paranın rengine göre insan tartan bir panayır yeri artık.
Emeği sömürüp,
Sonra da o insana köle muamelesi yapanların meydanı.
Biz o meydanda,
Hileye aklı ermeyen,
Yalanı dili dönmeyen,
Heybesinde sadece temiz bir isim,
Göğsünde isyan taşıyan yolculardık.
Kırıldık usta.
Hem de sofrasına katık olduğumuz insanlardan kırıldık.
Şimdi soruyorum,
O yorgun gençliğime,
O kırık kalbime.
Pişman mısın Bahtiyar?
Harama göz yummadığın için,
Eğilip bükülmediğin için,
Bir mazlumun hakkını haykırırken ömrünü verdiğin için pişman mısın?
Asla.
Bin kere hayır!
Varsın onlar haksız kazançlarıyla saraylar örsün.
Varsın onlar kendilerini ezenlerin eşiğinde el pençe divan dursun.
Herkes kendi kumaşını,
Kendi ruhunun rengini sergiler.
Bizim alnımız açık.
Bizim içimiz ferah.
Biz dik durmayı da bildik.
O namusun,
O kavganın arkasında dağ gibi durmayı da.
Eğer bu dünya dürüstleri bir kenara fırlatıyorsa,
Eğer bu dünya emeği ayaklar altında çiğniyorsa,
Varsın bizi de kaydetmesin,
O yalanla yazılmış parlak sayfalara.
Biz kendi onurlu yalnızlığımızda,
O tertemiz,
O boyun eğmeyen,
Lekesiz gururumuzla yaşarız.
Gidiyorum şimdi.
Üstümde alnımın teri,
Cebimde helal lokmamla.
Yüreğimde hiç eksilmeyen,
O büyük,
O mağrur insanlığımla.
Siz kalın o kirli banknotlarınızla.
Siz kalın o ezen,
Ezilen,
O sahte dünyanızla.
Gün gelir,
Devran döner.
O kurduğunuz çark kendi dişlisini yer.
Bu hesap burada bitmez.
İşte o gün,
O mumla arayacağınız eski dürüst insanları,
Bir daha hiçbir sokakta bulamazsınız.
Zamanın defterine silinmez bir şerh düşülsün.
Karanlığa karşı göğüs gerenlere selam olsun.
Biz bu kirli pazarın tezgâhına ruhunu satmayanlarız.
Son sözümüz budur.
Kayıt Tarihi : 25.07.2026 10:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, emeğiyle yaşayan ama emeğinin karşılığını çoğu zaman göremeyen insanların sesi olmak için yazıldı. Çünkü insanı zenginleştiren sahip oldukları değil, alnının terini kirletmeden yaşayabilmesidir. Onurunu koruyanların yolu zor olabilir ama vicdanı rahattır. Bahtiyar




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!