Hâzirun diyerek girdim söze
Konsensus sağladım mevcut Konjönktürde
Egzajere olmustum oysa ki
Postmodern süreçlerden geçerken.
Opurtunist oluşumlarun İzdüşümüdeydim
Kavuşmak...
Ne tuhaf kelime.
Daha söylerken bile içinde uzun yollar var, Beklemek var.
Sanki bütün yollar, aynı akşama çıkıyor.
Ne tarafa dönülse, eski bir hatıranın gölgesi düşüyor omzuma.
Biraz suskun... Biraz dalgın... Biraz kırgın...
İçimde konuşan biri var,
bir türlü susturamadığım.
Bir ev vardı…
Perdeleri güneşe açılırdı her sabah,
ama birbirimize değil.
Aynı sofraya oturur,
aynı yastığa baş koyar,
aynı takvimden gün eksiltirdik.
Sabah evden çıkacaktım,
ceketimin cebine elimi attım.
Onu gördüm.
Öyle hemen çıkıp gidemedim.
Avucuma aldım,
üstündeki ismi okudum.
Avdet etmek niyetinde değilim.
Zira bazı yollar, geri dönmek için değil,
ardında bir ömür bırakmak için yürünür.
Gönlünü şikest etmekten korkmam;
zira benim gönlüm, senden gördüğü yaraları çoktan sineye çekti.
Allah’ın masum kulları vardı,
kendi yarasını içinde taşıyan,
kimseye yük olmadan yaşayan.
Dünya onları kimsesiz zannederdi.
Mesafeler…
Bazen bir şehirle başka bir şehir arasında değildir.
Bazen bir insanın söylemek istediğiyle
Bir valizin içine birkaç gömlek koydular,
Bir de konuşamadıkları cümleleri.
En çok onlar yer kapladı.
Fermuar zor kapandı;
çünkü suskunluk, katlanmayı bilmeyen bir eşyaydı.
Seni sevmeye başladığımda
bunun adını koymadım.
Adını erken koymüş olmaktan korktum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!