Sanki bütün yollar, aynı akşama çıkıyor.
Ne tarafa dönülse, eski bir hatıranın gölgesi düşüyor omzuma.
Biraz suskun... Biraz dalgın... Biraz kırgın...
İçimde konuşan biri var,
bir türlü susturamadığım.
Her gece aynı soruları soruyor,
her sabah aynı cevapsızlıkla uyanıyor.
Hayat, yükünü omuzuma bırakıp hiç arkasına bakmadan yürümüş sanki.
Ben hâlâ,
düşürdüğüm gülüşleri topluyorum, eski günlerin kaldırımlarından.
Biraz eksik... Biraz yarım... Biraz yalnız...
Ama gariptir,
içimde küçücük bir ışık inatla sönmüyor.
Rüzgâr ne kadar sert eserse essin,
bir umut, avuçlarımın arasında titreyerek yaşamaya devam ediyor...
Unutamadıklarım var...
Affedemediklerim...
Söyleyemediklerim...
İçime gömdüğüm cümleler var;
üzerinden mevsimler geçmiş,
Sesi hâlâ taze.
Kendimle oturup uzun uzun hesaplaşıyorum. Kim haklıydı,
kim kırıldı,
kim daha çok sustu...
Hiçbir mahkeme bu davayı karara bağlayamıyor.
Biraz bekleyiş... Biraz sabır... Biraz dua...
En çok kendi yaramı taşırken büyüdüm.
En ağır yüküm, omzumdakiler değil de kalbimin sakladıkları olmus olabilir.
Sonra düşünüyorum...
Bütün bu yorgunluk, bir gün varılacak huzurun bedeli mi acaba?
Belki bütün bu kırgınlıklar, kalbin merhameti öğrenme biçimi mi acaba?
Gecenin bu kadar uzun olması,
sabahın değerini unutmamak içindir bence.
Velhasil hayat, her şeyi almayı biliyor;
ama direnmeyi öğrenmiş yüreğimin içindeki ışığı almaya gücü yetmiyor.
Ve yine de...
Yaninki sabahın, bugünden daha aydınlık olacağına inanıyorum.
Çünkü umudum,
yenilmek bilmeyen bir misafir gibi,
en karanlık odalarda bile kendine bir pencere buluyor.
Biraz yorgun... Biraz argın... Biraz küskün...
Biraz yağmura dönmüş bir gökyüzü...
Biraz sonbaharı erken gelmiş bir dal...
Biraz yarım kalmış bir türkü...
Ama hâlâ yürüyen...
Hâlâ bekleyen...
Hâlâ seven...
Yalnızca nefes aldığım için değil, yeniden inanmayı seçtiğim için yaşıyorum galiba
Ve bir gün,
geriye dönüp bütün bu sessiz acılara bakınca, "İyi ki vazgeçmemişim..." diyebiliyorsa yüregim işte o zaman anlaşılabilirim ...
Belki de hayatımın en büyük ödülü,
kimseye ispat edemediğim o sessiz direnişin sonunda,
aynaya baktığımda vicdanımla göz göze gelip gülümseyebilmemdir.
Köralasi bu tuhaf umudum kadar inatçı,
dua kadar sabırlı,
ve sevda kadar vazgeçilmez...
Yarın da aynı yolları yürüyeceğim.
Aynı rüzgâr yüzüme vuracak,
aynı hatıralar omzuma ilişecek.
Eksilen yine eksik kalacak
beklenen yine gecikecek.
Kalbim, kendine ihanet etmeyi öğrenmeyecek.
Bir gün biri çıkıp bütün suskunluklarımı anlamasa da olur.
Yeter ki içimdeki o küçücük ışık,
Akşam vakitleri usulca elimi tutmayı sürdürsün.
Ben...
Biraz yorgun... Biraz argın... Biraz küskün...
Ama hâlâ yolun bittiğine inanmayan,
hâlâ gökyüzüne bakınca içinden bir dua geçiren, hâlâ sevmekten vazgeçmeyen...
Kayıt Tarihi : 8.08.2026 14:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!