Eskiden evlerin en büyük sırrı
aynı yastığın içinde saklıydı.
Gece iki nefes aynı patiskaya siner,
Rüyalar birbirinin omzuna yaslanırdı.
Sabah olunca kimse "ben" diye uyanmazdı.
Sonra yastıklar ayrıldı.
Kimse bunun hayatların degişimine ilk basamak oldugunu anlamadı.
Oysa önce yastık ikiye bölündü,
ardından sesler,
en son insan bölündü duygusundan.
Bir yastığın arasına giren mesafe,
Ömürlerin arasına da girdi.
Artık herkes kendi tarafında uyuyor;
kimse kimsenin uykusuna dokunmuyor,
kimse kimsenin kâbusundan uyanmıyor.
Gözler de öğrendi bunu.
Eskisi kadar uzun bakmamayı,
erken kaçmayı,
camlara, telefonlara, uzaklara sığınmayı...
Bir çift göz,
ötekinin yurdu olmaktan çıktı.
Sesler de inceldi sonra.
Bir zamanlar sofranın üstünde saçılan kahkahalar,
şimdi kapı aralıklarından ürkerek geçiyor.
Kimse sesini kalbi kadar büyütmüyor artık;
herkes fısıltısına yabancı.
Kalpler sonuna kadar direndi.
En inatçı onlar çıktı.
Sevgi kolay vazgeçmedi.
Demir de yoruluyor iste.
Kalp de insanın içinde sürgün oldu nihayet.
Şimdi aynı evde yaşayanlar bile
birbirine mektup kadar uzak.
Omuz omuza oturuyorlar,
Dertleri ayrı odalarda büyüyor.
Hiçbir kapı, hiçbir kapıyı açmıyor.
Belliki insan,
yakınlıktan değil,
incinmekten korkuyor.
Bu yüzden yastığını ayırıyor önce;
sonra cümlelerini,
sonra kalbini...
Oysa dünya,
iki kişinin aynı yastığa baş koyduğu geceler kadar güzeldi.
Birinin saçına değen nefes,
ötekine de umut olurdu.
Sevgi, paylaşınca eksilmeyen tek yorgandı.
Şimdi birileri yeniden
iki yastığı birbirine yaklaştırsa keşke.
Belki gözler yeniden evini bulur,
sesler yeniden sofralara döner,
ve kalpler...
uzaklaşmanın değil,
aynı rüyaya uyanmanın yolunu hatırlar....
Kayıt Tarihi : 2.08.2026 22:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!