Ben bağırmadım hiç,
Sessizliğimi duysunlar istedim.
Kalbimi saklamadım,
Yine de gözlerime inanmadılar.
Oysa samimiyet,
Bir yol düştü gönlüme, sonu nerde bilmedim,
Nice kapı eyledim, hiçbirinde kalmadım.
Bir ses vardı içimde, sustuğunda bulmadım.
Kendimi arar iken kendimden de olmadım,
Gecelerden geçtim de sabahlara varmadım,
Eskiden evlerin en büyük sırrı
aynı yastığın içinde saklıydı.
Gece iki nefes aynı patiskaya siner,
Rüyalar birbirinin omzuna yaslanırdı.
Sabah olunca kimse "ben" diye uyanmazdı.
Rüzgârın kanadna takildım,
Sabah henüz kendi adını söylemeden,
Çiy taneleri otların ucunda,
küçük birer secde misalinde...
.
Bir kuş geçti üzerimden,
Bana bişey söyle ilkbahar gibi
Çiçek aç mesela,
Veya yağ rahmet olarak içime
Veya gökkuşağı ol,
Sar ruhumu
Bişey söyle,
Birileri var diye birilerine fatura kesmek...
Sevmediği komşusu da o fırından ekmek alıyor diye, insan mahallesinin ekmeğinden vazgeçer mi?
Hayata kendisi gibi bakmayanlar da biniyor diye, aynı minibüse binmekten vazgeçer mi?
Bir gün çıkıp geldin,
öyle büyük sözler söylemeden,
öyle dünyayı değiştirecekmiş gibi değil…
Bir çay koydun mesela,
pencereyi açtın,
evin içine biraz akşam doldurdun.
Hani bazı duygular vardır adını koyamazsın
Ararsın bir türlü karşılığını bulamazsın
Yazmak istersin aceleyle buruşmuş bir kağıda, yazamazsın
İçindeki hezeyanı betimleyen sözcükler geçer gider zihninden, sayamazsın.
İkilemde kalırsın.
Mekke’nin taşında bir siyah gölge,
adını kimse sormazdı Bilâl’in.
Efendisinin emrinde susardı,
ama geceleri göğe bakardı.
Kalbinde kimselerin bilmediği
bir “Rabbim” vardı.
Kavuşacağım diye sevmedim seni,
kavuşamayacağımı bile bile
içimde büyüterek sevdim.
Öyle bir sevda değildi bu,
kapısını çalıp




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!