Kadın, çayından küçük bir yudum aldı.
Sonra sigarasını dudaklarına götürdü.
Derin bir nefes çekti.
Biraz bekletti içinde.
Sanki ciğerlerine değil de yıllardır kimseye söyleyemediği cümlelere misafir etti sigaranın dumanını
Sana kızmayı öğrendim sandım.
Adını içimden silmeye kalktım,
Harfler parmaklarıma yapıştı.
Bir insan, bir başka insandan
bu kadar mı çıkmaz?
Gündüz bulutlara bakarım,
gece yıldızlara.
Yeryüzüne demediklerimi gökyüzüne bırakırım usulca."
Bulutlar alır gider içimin yükünü,
yıldızlar sessizce dinler gecelerimi.
Kimse yargılamaz beni,
Ve gece biraz daha indi şehrin üzerine.
Sis,
eski sokakların adını unutturdu.
Bir pencere kapandı usulca,
Bir perde çekildi,
Gece çöktü, korku sardı dört bir yanı,
Millet yazdı cesaretten yeni bir destanı,
Sarsılsa da eğilmedi bu aziz vatan,
Hürriyetin nöbetiydi o kutlu zaman.
Durun kalabalıklar…
Bir şeyleri yanlış yaptık.
Anaokuluna
anasız çocuklar bıraktık.
Huzurevi dedigimiz binalara
Duvarların dili yok sanırdım,
En çok onlar susarmış.
Bir sokağın ortasında karşıma çıkan duvar,
bir evin içinde büyüyen duvar,
iki yürek arasına usulca bırakılan o görünmez duvar...
Acılarım inatçı.
Geceyi sabaha bağlayan
eski bir saat gibi
durmadan çalışıyorlar içimde.
Her biri uzun uzun düşünülmüş
Dışarıdan bakınca gayet yerinde bir adam.
Gömleği ütülü,
ayakkabıları temiz,
igülümsemeyi biliyor.
Oldukça da şakacı
Öyle bir yerinden tutmuş ki seni,
bıraksa düşecek bütün gökyüzü.
Oysa onun haberi yok bundan
hangi mevsimde yandığından.
Seviyorsun...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!