Yağmur, şehrin bütün seslerini susturmuştu.
Otogarın kalabalığında herkes bir yere yetismeye çalışıyordu;
ben ise yalnızca sana...
Elimde küçük bir bavul,
yüreğimde yıllardır taşıdığım kocaman bir hasret vardı.
Çocukluğumun bazı kapıları var,
açsam içeriden soğuk geliyor.
Ben de kapatıyorum usulca;
her şeyi bilmek zorunda değilim kendim hakkında.
Gönlümde bir yara var,
adı sen değil artık…
Sen gittin,
ama yaran kaldı.
Öyle bir yara ki bu,
Takvimlerin tuttuğu bir kayıttır ömür,
Kalbin böyle bir hesabı hiç olmadı.
Ben seni,
gülüşünün gençliğinden çok,
suskunluğuna mekan kuran yorgunluğunda sevdim
Sesindeki esrarlı buğunun cazibesini sevdim...
Bir yol vardır,
daha adı koyulmadan başlar.
Bir kapı açılır sabahın içinden,
ayakkabının altında ilk defa
dünyanın sertliğini duyarsın.
Yolcuydum.
Öyle uzun uzun kalmaya niyetim yoktu bir Anadolu kahvehanesine oturdum.
Bir çay söyledim önce,
sonra bir selam verdim masalara.
Selamımı aldılar.
Karanlığın içinden gün aradım,
Her durakta kendimden iz aradım,
Bir yanımda suskunluk, kül aradım,
Yaralarıma değip, uzağa yol aradım,
Bir hakikât peşinde yürüdüm...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!