Ömer ALBAYRAK
Mesafeler…
Bazen bir şehirle başka bir şehir arasında değildir.
Bazen bir insanın söylemek istediğiyle
söyleyebildiği arasındadır.
Bir kelimeyi yutarsın mesela…
“Gitme” diyeceksindir,
“kendine iyi bak” dersin.
İşte orada başlar bazı ayrılıklar.
İki söz arasında
küçücük bir mesafe vardır bazen.
Ama sen,
bir ömür bitiremezsin o mesafeyi.
Mesafeler…
İki göz arasında değildir sadece.
Sen onun gözlerine bakarsın,
o başka bir yere dalar.
Yanındadır.
Elini uzatsan dokunursun.
Ama senin baktığın yere bakmıyordur.
Aynı odada bulunan iki insanın
birbirine ulaşamadığı zamanlar vardır.
Haritalarda gösterilmez o uzun yollar.
Mesafeler…
Diz dize oturursunuz bazen.
Omzunuz birbirine değer.
Hatta nefesiniz
aynı havada sarılır birbirine.
Ama kalbin;
yanındakine milyon kilometre uzakta olabilir.
Yan yana iki kişi oturur…
Biri geçmişini düşünür.
Biri neden sustuğunu.
Ve ikisi de
birbirinin yanında
yapayalnızdır.
Yüz yüze olmak,
her zaman yakın olmak değildir.
Sevdiğinin yüzüne bakarken kaybedebilirsin onu.
Yüzü karşında durur…
Ama sana dönük değildir.
Dudaklar
seninle konuşur…
Söyledikleri
sana ait değildir.
Bir gün anlarsın;
Sevdiginin yüzüne bakmakla
onun içine bakmak arasında
koskoca bir hayat varmış.
Mesafeler…
Şehirler arasına çizilen yolları
uçaklar kısaltabilir.
Zaman yakınlaşır
Trenler geçebilir o yolları.
Otobüsler, geceleri yara yara
bir şehirden ötekine gidebilir.
Ama gönüller arasındaki mesafeye
henüz hiçbir sefer konulmadı.
İstanbul'da uyuyan biriyle
Adana'da ağlayan biri
birbirine çok yakın olabilir.
Aynı evde yaşayan iki insan ise
birbirinin sesine hasret.
Uzak şehirler
iki kalbin arasına kurulabilir.
Mesafeler…
Akıllar arasında da varlar.
Sen bir şeyi anlatırsın…
O başka bir şey anlar.
Sen kırıldığını söylersin,
o seni kızgın sanır.
Sen sustuğunu söylersin,
o söyleyecek bir şeyin kalmadığını düşünür.
Konuşamadığın için susarsın.
Anlatamadığı için uzaklaşır.
Ve anlaşılmamak…
İki insan arasındaki
en sessiz mesafedir.
Mesafeler…
Duygular arasında da vardır.
Sen birini
her şeyinle seversin.
O seni
müsait oldukça düşünür.
Sen onun için
geceyi sabaha bağlarsın.
O, senin adını
uyumadan önce hatırlar ve uyur.
Sen bir ömür verirsin.
O sade bir teşekkür eder.
İnsan en çok burada yorulur işte…
Verdiğiyle aldığı arasındaki
o görünmez mesafede.
Ya mesafeler olmasaydı?
Bir söz,
söylenmek istediği gibi ulaşsaydı karşısındakine…
İki göz
birbirine bakarken
aynı şeyi görebilseydi…
Diz dize oturanlar
kalplerini de yan yana koyabilseydi…
Yüz yüze gelenler
birbirinin yüzünü değil,
yarasını görebilseydi…
Şehirler,
sevdiklerimizi birbirimizden koparmasaydı…
Akıllar,
aynı cümlede buluşabilseydi…
Duygular,
birbirine tercüman istemeseydi…
Kim bilir…
belki bu kadar çok veda olmazdı dünyada.
Bu kadar insan
“keşke” demezdi.
Bu kadar yatak
bir kişilik olmazdı geceleri.
Mesafeler…
Bütün ayrılıklar
kapıdan çıkıp gitmekle başlamıyor.
Bazen bir bakış
öbür bakışa ulaşmıyor.
Bazen bir söz
söylenemeden ölüyor.
Bazen dizinin dibindeki insan
senden çok uzakta nefes alıyor.
Ve bazen…
Bir şehirden diğerine değil,
bir gönülden ötekine
varmak gerekiyor.
İşte insanın
en çok yorulduğu yolculuk da bu.
mesafeler
adımlarla ölçülmüyor.
Bu soguk mesafeler
kilometre değil…
Cesaret istiyor.
Bir kelime söyleme cesareti.
Bir gözün içine bakma cesareti.
Bir kalbin kapısını çalma cesareti.
En çok da…
Geç kalmadan,
“Ben buradayım.”
diyen cesareti…
Mesafeler…
Belki de aramızda olan şey
birkaç kilometre değil.
Belki sadece
bir adım…
Ama o adımı
kimsenin atmaya cesaret edemediği kadar uzun.
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 16:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!