Bir valizin içine birkaç gömlek koydular,
Bir de konuşamadıkları cümleleri.
En çok onlar yer kapladı.
Fermuar zor kapandı;
çünkü suskunluk, katlanmayı bilmeyen bir eşyaydı.
Kadın,
"Seviyor biliyorum, ama neden hissettirmiyor?" diye baktı camdan akan yollara.
Adam direksiyonu tuttu,
Elleri ne kadar sağlamsa da
kelimeleri o kadar kırılgandı.
İlk mola yerinde çayların buharı yükseldi göğe.
İkisi de ayrı fincanlara aynı özlemi doldurdu belki.
Ama ağızlarından dökülenler,
Sadece havanın hâlini konuşacak kadar cesurdu.
Deniz onları bekliyordu.
Kıyıya vuran dalgalar,
yıllardır söyleyemedikleri her şeyi onların yerine anlatmaya çalışıyordu. Fakat insan,
bazen denizi bile susturacak kadar kendi içine kapanabiliyormuş.
Kadın yürüdü sahil boyunca.
Ayak izleri birbirine yakındı,
kalpleri değildi.
Arkasına dönüp baktığında adam hâlâ oradaydı;
ama nedense yanında değildi.
Adam sevmenin yalnızca hissetmek olduğunu sanmıştı.
Oysa bazı sevgiler,
duyulmadığında hiç söylenmemiş gibidir.
Dilinin ucuna gelen "kal"
her defasında gururun gölgesinde üşüyüp geri döndü.
Akşam oldu.
Bir lokantanın loş ışığında aynı ekmeği bölüştüler,
aynı masaya dirsek koydular.
Kadın gözlerini kaçırdı,
adam sözlerini...
Sessizlik, garsondan önce gelip masalarına oturdu.
Gece otel odasının penceresinde iki ayrı yalnızlık duruyordu.
Birisi "beni anla" diyordu sessizce,
öteki "anlatmayı bilmiyorum."
Ay ikisini de dinledi,
ama tercüman olamadı.
Ertesi sabah güzel bir manzara buldular.
Fotoğraf çekildiler.
Bakan herkes mutlu bir çift görecekti.
Kimse, kadrajın dışında kalan o görünmez mesafeyi fark etmeyecekti.
Dönüş yolunda radyoda eski bir şarkı çaldı.
Kadın cama başını yasladı,
adam sesi biraz açtı.
İkisi de birbirinin kalbine ulaşmaya çalışıyordu,
Ama ikisinin de yolu kendi suskunluğunda kayboluyordu.
Şehir yeniden karşıladı onları.
Valizler boşaldı, giysiler dolaplara asıldı.
Fakat o kısa kaçamağın hiçbir köşesinde bırakamadılar taşıdıkları yükü.
Çünkü yük, gidecek yer değil,
söylenecek söz arıyordu.
Belki aşk eksik değildi.
Belki eksik olan, aşkın sesiydi.
Kadın hâlâ duymayı bekliyordu.
Adam hâlâ söyleyemediği cümlelerle yaşıyordu.
Ve hikâye, ne bir ayrılıkla bitti ne de mutlu bir kavuşmayla.
Sadece iki seven insan,
aynı gökyüzünün altında birbirine uzanacak kadar yakın,
birbirini incitmeyecek kadar dikkatli,
ama birbirine ulaşamayacak kadar sessiz kaldı.
Belki bir gün aynı yola yeniden çıkarlar.
Bu kez valizlerine yalnızca kıyafet değil,
biraz cesaret de koyarlar.
Çünkü bazı yolculuklar şehir değiştirmek için değil,
iki kalbin aynı cümlede buluşabilmesi için yapılırdı.
Ömer Albayrak 2
Kayıt Tarihi : 29.07.2026 15:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Var olan sevgiyi birbirlerine ifade edemeyen iki çiftin dramatik hikayesi ve ortada buz gibi kalan belirsizlik




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!