Kasım Kobakçı Şiirleri - Şair Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı

Oda loş, saat durmuş, dışarısı lal,
Masamda bir yığın sabır, abadi kağıtlar.
Genzi yakan o kadim, o tozlu rayiha,
Yüzyıllık uykusundan uyanıp, beni yakalar.
*
Ne bir çiçek kokusu bu, ne de taze bir bahar,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Vezin kurup, nida vurup, öyle durup, öter teller.
Hece sayıp, mana yayıp, sihir koyup, eser yeller.
Kalem alıp, derde dalıp, hülya bulup, uçar eller.
Sanat dizip, nizam çizip, sevgi süzüp, açar güller.
*
Ritim katar, duygu satar, nabzı atar, ruha uyar.

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Yüksek dağda açar her gün güller,
Gece gökte tüm yıldızlar parlar.
Vadiden esen o serin yeller,
Coşkuyla akan nehirler çağlar.
*
Her bahar buraya neşe gelir,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Aceleyle yapılan işler hüner sanılır,
Sabırla bekleyenler hep yolda oyalanır.
*
Hızla biten sevdalar masallara yazılsa,
Gerçek seven yürekler hemen deli sanılsa.
*

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Kavrayamadılar o hali,
----gecelerce nicesi,
Her yanı inleten,
----keskin bir feryat,
--------koptu Anadolu'dan,
Sayısız canlar gördü son ışığı,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Zaafların kahrından, yandık bittik ebedi,
Hayatın girdabında, her gün yittik ebedi.
*
Şefkatsiz zalim Nemrut, sarar dört yanımızı,
Merhametsiz dert ile, deşer sol yanımızı.
*

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Ulaşırsan şayet ki, buzlanmış o diyara,
Bekler iken ruhumu, tükendi artık zaman.
Yüz sürersen, farz et ki o kapanmış yaraya,
Sözlerimden tüten günlerdir, o acı duman.
*
Ödenmeyecek sanma aşka biçilen bedel,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Türküler yakılsın ıssız ufuklar boyu,
Şahlansın zihnimde eski çağ destanları,
Essin Asya steplerinden serin rüzgarlar,
Dinleyin ey dostlar bu acı efsaneyi.
*
Kader bağlamıştır yolları kör düğümle,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Sular boyu aşıyor,
Keder taştı taşıyor,
Umut zorda yaşıyor,
Fikir yorgun şaşıyor;
Nefesim bitti biter,
Acı göğsümde tüter.

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Bir gösteriş merakı, gelir başa,
O sade güzelliğin, döner şaşa,
Boyalar sürülür, o hilal kaşa,
Düşersin, inanılmaz bir telaşa.
*
O eski duruşun, döner alaya,

Devamını Oku