Bu evrenin sır gizemine saklanmış karanlık.
Zamanların ötesinden fısıldansa bir anlık.
Boşluklarda yankılanan meçhul bir ses gibisin.
Gözlerinden dökülüyor sonsuzluğa aydınlık.
*
Ufukların ötesine uzanmak var, uçmak var.
Bulutların üstünden boşluklara daldıkça,
Sahte tebessümlere düştüğüm vakit yandım.
Semanın tepesinden toprağa alçaldıkça,
Zehirli sevdalara sürüklenip de kandım.
*
Kayalara çarpınca anlaşıldı hakikat,
Bilinmez şehirde yabancı gezerken,
Rüzgarın sesini uzaktan sezerken,
Kader hep ağını önümde bezerken.
*
Derdimi anlatsam ağaçlar ağlasa,
Gökyüzü kararıp karalar bağlasa,
İz kalmamış dünden,
----bilinmez yarınlar,
Bir iz bulunmaz,
----nerede benlikler,
Bir yanılsama belki de,
----aynadaki aksimiz,
Yüce sırdaş dilemiş, bu cihanı kurmuş,
İnsanoğlunu da, içine buyurmuş.
Gayb âlemini, sır perdesi bürümüş,
Nihayet bir dem, ömür süreceğiz biz,
Bilip de ötesini, göreceğiz biz.
*
Suskun diyarlardan
bir ses yükselir engine,
Her yara izi bir anı,
bir bilgidir netice.
Yargılama gönül sesini,
dinle onu sadece,
Sazı da, biliriz ey yar,
Ferhat yolunda, dağları delmeyi de...
Tüm yoksulluğumuz, bu köhne handa,
Issız bozkırın, susuz sahrasında,
Ve hepi topu, yanık yürek de olsa.
Bilmek gerek nasıl biter,
Soluklanırken yolun kıyısında,
Gönlüm dağlara doğru uçmak ister,
Kabir taşlarında meyyit bedenler.
Süslü desenlerle çizilmiş,
Demirden heybetli,
Duvarlar dikilmişti maziye.
Güneşi izlerdik habersizce,
Çatlakların arasından.
Aşırdılar şu ufacık neşeyi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!