Bir yıldız gibiydin sen, karlar altında sönen,
Renkli sahnelerdeydin, kaçıp kış gölgesinden,
Buralardayım şimdi, her yoldan sana dönen,
Bir çığlık duyacaksın, ruhunun kafesinden.
*
Göğün beyaz tacıydın, bulutlarda parlardın,
Öfkelenmiş kaşın çatar,
Duru suya zehir katar,
Gölgesi de yerde yatar,
Gündüz vakti boka batar.
Diline dolanmış o söz,
Yüreğinde sönmüştür köz,
İndim pınar başına,
Baktım suyun akışına,
Gönlüm düştü ataşına,
Aldanma elin kaşına.
*
Ah pencere, tül pencere,
Gök gürlemesi.
Kaderin de ateşi.
Gözlerde parıltısı.
Yıldızlarda ışıltısı.
*
Keskin ve ürkütücü,
Tarihlerin gölgesinde,
Mermer taşlar oyulurdu,
Ustalar ter akıtarak,
Sarayları kurarlardı.
*
Yıldızlar gökte parlarken,
Neon ışıklar ile parlıyor bütün gökler,
Sibernetik çağların başlıyor son zamanı,
Galaktik rüzgârlarla silinip gitti izler,
Ekranlarda yansıyor yıldızların fermanı.
*
Kodlanmış hafızalar içinde kaybolduk biz,
Kuş cıvıltısıyla, dolu bu bahçe,
Bir yudum su gibi, yüzün gülünce,
Bir yüzen kayık, her büyük nehirde,
Ruhum bir martı, gözlerin denizde.
Yollar hep açık, göçmen sözcüklere.
Yaz yağmuru dokunur, kor alevde,
Yıldızların şakasıyla, uyandım bu sabah erken,
Gülümsedim gökyüzüne, her bir derdi unuturken.
Rüzgar bile deli dolu, neşesiyle esir eder,
Gelecekse gelsin ölüm, can bedenden uçup gider.
*
Boş umutlar peşi sıra, koşup durmak neye yarar,
Zamanın ötesinde bir yankı var, duyuyor musun?
Çağları aşıp gelen bu rüzgara uyuyor musun?
*
Geçmişin küllerinden doğan yarın, sonsuzda alev,
Kâinat dediğimiz şu devasa amansıza ev.
*
Uzun yıllar geçti, tükendi yolum,
Kırılan dallardan, düşüyor kolum,
Bilinmez yönlerde, kayıptır solum,
Geceler örtüyor, bütün izleri.
*
Rüzgarlar esiyor, kimsesiz çölde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!