Şair şiire dön dese de, nazım durmaz uçar,
Zalim vezin harfleri yutar, etrafına saçar,
Bakan porsuk, çaldı serçenin narin kanadını,
Ulu çınardaki baykuş, ötüp yaralar açar.
*
Enkaz devrildiğinde, hangi güçler toplayacak,
Ufku kucaklıyor yiğit bakışlar,
Gerçek destanlardan şahinler bildim!
Dağları eritir coşkun akışlar,
Gerçek destanlardan şahinler bildim!
*
Ahlakı lekesiz, mayası temiz,
Bozkırda, at sürülür,
Hayalin, hep görülür,
Lakin, gönül yorulur,
Ne kış bekler, ne bahar,
Heyhat, geçen o yıllar,
Dertli sazın, teli var.
Duyulurdu, dile gelse tahtalar.
Devrildiğinde ağaç, geçip de yıllar,
Gizli anların, aşk dolu öykülerini,
Yalnız rüyaların, karamsar hüznünü,
Sevgili hasretini,
Fakir sabahların, uykusuz seherlerinde,
Sana nasıl yaklaşılır, bilemedim,
Halin serin mi, ılık mı?
Işık olsan, seni içime alsam,
Işığın ay mı, yoksa güneş mi olmalı?
*
Sana hangi dilde seslensem, bilmiyorum,
Donuk bir hologramım,
----zihnimin ekranında,
Çalıyor kapımı,
----hayalin her gece,
Sonu olmayan,
----bir rotayı gösterir,
Masumca, duru bakışları vardı,
Bir yavru ceylanınki gibiydi,
Yaralar açtı, ne kadar da derin,
Bilemezdim asla bunu ben, gerçekten.
*
Yürüyor, cam kırıkları üzerinde,
Bilemiyorum...
Nice iştir ki, cümle mekanda ve cümle maddedesin?
Hafifçe, haneden ayrıldım demin,
Parkta gezinirken, çimlere daldım,
Hayalin duruyordu.
Peşinden, boşluğa diktim gözümü hala duruyordun,
Bilginin sonsuz ufkuna var enginlerin,
Sırrına vakıf olmaya çalış derinlerin,
Yüreğini ferah tut, suyu iç serinlerin,
Yaşamı anlamanın tek yolu budur, bilgece.
*
Sözlerini duymazdan gel, bütün cahillerin,
Sözü dilden akıtan, hikayeci ozandı,
Gür bir nidası koptu, sahnelerden uzandı.
Seyirlikte baş çeken, Bilge Çınar Efendi,
Anlattığı destanla, gönülleri kazandı.
*
Çirkinlikler üstüne, mizah ile gidendi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!