Kentte bir esinti,
hafiflik hissi,
kalbi saran bir huzur,
şehrin yolları upuzun,
Göğe bakmış bu sabah
toprağın yüzü,
Minik güvercini ölen kıza, baş sağlığına gittin,
Süzüldü nilüferlerin, bal parlaklığında renklerin,
Hıçkırdı yavru kediler; sığındılar yakarışların,
Kutsal Zeytin Dağı gibi mağrurdur, ulu omuzların.
*
Bembeyaz nesiller istemiyor diye, içim hep buruk,
Kör kuyularda, bırakma beni,
Çıkmaz sokakta, esirim bugün,
Kanma rüyaya, inanma sakın,
Çıkmaz sokakta, esirim bugün.
*
Bahar toprağı, yaprak yeşertmez,
Varlık ile sınar,
Kalpten yolu arar,
Kötü hile kurar,
Esirge ey Rahman.
*
Zalim kılıcı kin,
Karanlık basınca titrer bu yürek,
Saklanmak isterim kaçıp diyerek.
Cesaret çölünde kurumuş sular,
Peşimden ayrılmaz dipsiz korkular.
*
Aynaya bakmaya yüzüm kalmadı,
Eşitlik şarkısı söylerken halkın gürleyen sesi,
Yüzyıllardır dalgalanır, durmaz özgürlük hevesi,
Toplumların yarasına, merhem olmaktır gayesi,
Her insanın yüreğinde, çarpar umudun nefesi.
Bazen zayıf olan düşer, güçlü kurar bir tahakküm,
Sandıklarda saklı kalmaz, hürriyete verir hüküm.
Adam kürsüye çıkıp tam serime başlarken,
Huzurla kollarını coşan halka açarken.
*
Göğsünü şişirerek destansı bir söz için,
Beklerdi tüm dinleyen, anlasın niye, niçin.
*
Eski bir kış romanı, yüreğimi dağlıyor,
Gözlerim kara gebe bulut gibi ağlıyor,
Gözyaşlarım ömrümün sayfasını bağlıyor,
Buz tutan sokaklara dökülerek çağlıyor.
*
Bir insan bu romanı artık kapatamaz mı?
Eski çağdan, koptu sedalar,
Öze döndü, nurlu nidalar,
Sırrı saklı, derin köklerde,
Bizi buldu, ulu manalar.
Ataların gür sadasından,
Eski çağın izleriydi, bize çok uzaktı zaman,
Onların umursadığı şey değildi koyu duman,
Gölgeli adımlarıydı bunlar, gezilen dev orman.
*
Kurulamazdı hayaller, duyulmadan derin sözler,
Bir ilk hazırlık gibiydi, açılacaktı kör gözler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!