Kurşuni bir perde örtüyorum, şuurumun tavanına,
İklim niçin böylesine buzul ve suretin, niçin böylesine hiç?
Zamanlara paslı kilitler asıyorum, lügatimden ismini hecelemelerimde,
Mısralarıma gömülüyor tamamı..
Varlığını, ruhuma hapsediyorum..
Her iç çekişimde soluduğum yokluğun, tıkıyor gırtlağımı..
Yıkıldı bütün dağ,
Bağa dolandı ağ,
Kurudu bizim bağ,
Kötü sözlü masal,
Suya battı sandal.
*
Şu yalan dünyayı hiç takmaz oldum,
Kadehin dibinde solup kayboldum,
Dertleri meze yapıp keder yoldum,
Boş lafla dalga geçip sarhoş oldum.
*
Gözyaşı dökmek bize göre değil,
Fısıltıları yalnızca,
İşitiyorsun şimdi,
Karanlık yankılar,
Şu yankılar.
*
Hırıltılar, inlemeler,
Süzülün dalgalar, kıyıya vurun durmadan,
Cananın yurduna ulaşın yorulmadan,
Karanlık hülyalara dalmış yüce melek,
Silkinsin gafletten, sabahı bulmadan.
*
Çarpıldı yüreğim, cemaline rastladığım an,
Tabağında helva dursun,
Yüreğin sevinçle dolsun,
Ahmet Bey, çıkıp gel de sun,
İçim de esenlik olsun.
*
Payına azıcık koymuş,
Sırtına geçirdiği kalın palto, bir dehşet katar,
Çehresini saklayan koyu peçe, o kinleri yutar,
Yüzünden süzülen, o öfkeli sert bakışlar batar,
Soluksuz adımlarla gider, yürüdüğü menzile.
*
Sağ avucunda taşıdığı, ağır tabancasıyla,
Hüzünlenmek tabiatım,
Sevinç bağrımda yaradır,
Şenlik yıkar bu gövdeyi,
Demir zindanlar karadır.
*
Cümbüşlerin velvelesi,
Aldırma sen,
Suyun kendi yolunu bulmasına,
Yahut bir fidanın, sessizce boy atmasına,
Her varlık, döner kendi özüne,
Tabiatın kanunu bu, ne de olsa.
Vahşi orman kuralı, affetmez zayıfları,
Yırtıcı kartal kapar, savunmasız tayları,
Şefkatsizce saldıran, mahveder sakatları,
Kışın soğuk rüzgarı, üşütür bedenleri.
*
Kanlı pençeler batar, toprağın sinesine,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!