Çam
----yolundayım,
--------Zorgun
------------yaylasının,
Aşağıdayım,
----terastayım,
Pusludur hiçlik,
Erdem ise, parıltı ve şavki,
Asıl yöndür yıldız,
Mevcudiyetin mimarlarıdır, alev ve balçık, nefes ve nehir,
Cehalet ise, şafağı yok etmek adına atlar sırtına.
*
Geldim o kasvetli şehre,
yağmurdan yıkılmıştı köprüleri.
Silahların ve çığlıkların yankısını,
dinliyordu toprak derinden.
Paslanmıştı demir yolları,
arzulu ruhların kurumuştu kanları.
Acı çeken vefalı kadınlarımız,
Yüreklerinde taşır beşiklerini,
Tırmanırlar hayatın dağlarına, tepelerine,
Kanlı, kasırgalı bir kurşun yüküdür hayat,
Ağıt, ağıt sırtlarında taşırlar onu,
Acı türkülerle taşır yorgun annelerimiz onu,
Sevgiyle sahiplen işine işçi Mehmed,
Sevgiyle yaklaş güle dikene,
Ayakların parçalansa da işkencede,
Ancak sevgiyle aşılabilir mesafeler.
Sevgiyle kurtulursun zalimlerin mazlumlara yaptıklarından,
Konuşabilselerdi
----tek
--------tek,
Ne
----söylerlerdi,
--------ne
Ne anlamı var,
----unut gitsin diyorlar,
Mahvettin hayatını,
----bir sevgiliyi severek,
Dön geri diyorsun,
----neredesin şimdi,
Ben
----de
--------isterdim,
------------başlayayım
----------------konuşmaya,
--------------------sen
Zaman hızla akıp giderken,
ne de çok eskiyor insanlık,
Selamlarımız yankılanırken boşlukta,
yurdumun kokusu soluk.
İyi niyetler kaybolmuş,
doğa da yaşlanmış sanki bugün,
Eski çiftçilikte, yetmiş öncesi devirde,
Ekin biçip bağlanır, toprağa istiflenir.
Üst üste konan, otuz dokuz demete,
Dokurcun derlerdi, adı dokumadan.
Buğday sapı, taş dövenle ayrılan saman,
Öküz, manda, at arabasıyla taşınırdı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!