Kasım Kobakçı Şiirleri - Şair Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı

Sütünden gelir, o özgün cevheri,
Yüzyıllık bir miras, emek eseri,
Tadıyla doyurur, bütün beşeri,
Damakların şahı, sensin ey kaşar.
*
Ustalar elinde, şekil alırsın,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Damarda zehirli kan,
Gidiyor bir masum can,
Yıkılır koca cihan,
Kalmadı elde zaman,
Bu zehir yutar bizi,
Öldürür hepimizi.

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Zamanın derinliklerinde, saklı izleri,
Her ruhun üzerinde, farklı şekilleri.
Acının, sevincin, kaybın sembolleri,
Sessiz çığlıklarda, yükselir dinleri.
Taşır alnında, gururla kimisi,
Derinliklerinde saklar, kimisi,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Fısıldar mevsimler,
----birbiri ardına,
Unutulur sanırım,
----ruhun üzerindeki,
--------o çizgi,
Görülür bedenler,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Bir bulutun koynundayken, rüyalara ulaşan,
Yeryüzünün hasretiyle, yavaş yavaş dolaşan,
Tek başına yolculukta, menziline yaklaşan,
Küçücük bir zerredir o, enginlere bulaşan.
*
Gök kubbenin yükseğinden, usul usul süzülen,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

İçindeki bilgiyi sakla, savurma her an,
Boş laflarla günleri ezip de etme ziyan.
Sessizce dur köşende, kopmasın asla tufan,
Dan dun diye bağırıp olma insanı yoran.
*
Aklını seraya koy, filizlensin pek yavaş,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Dağılmış küf kokusu, o tükenmez günlerde,
Solgun yüzlü insanlar, yürür yorgun yerlerde,
Ter kokan yığınlara, kimse hesap sormuyor,
Çiçeklerin nefesi, bu kentte hiç durmuyor,
Sunuluyor taze kan, kurumuş yapraklarda,
Sona ermeden akşam, yitiyor topraklarda,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Her anına sızmasına, fırsat sunduğun,
Çalıp saklayacaktı, bir ilmeğini daha söküp,
Sandık lekesindeki tozlar.
*
Düştün bir tülün ardına,
Bir tanıdık tül,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Bu daracık kılıf, sıktı derinden,
Bir gölge misali, geçti yerinden,
Usandım durmaktan, hep aynı yönden,
Bütün düğümleri, çözesim gelir.
*
İçimde bir nehir, taştı yolundan,

Devamını Oku
Kasım Kobakçı

Şu demirdeki biçim, şu sert çerçeve,
Kalın mengenelerle tenimi sıkıp geçer.
Ellerini çekemezsen, kemiğini ezer,
Nasıl da çiviler, darbe üstüne darbe.
*
Dökülüp dondu alaşım, soğuk kalıpta bekler,

Devamını Oku