Narin gökkuşağında, soluk bir yansımayız belki de,
Yüzyılların yıprattığı köşeli kayalarız,
Geçmişin, dökülen sahifeleriyiz.
*
Arka plandaki uçuşan renkleriz,
Ayırt edilemeyen, idrak edilemeyen, incitilen.
Yazılacak
----hak
--------yolunda
------------İslam,
Herkes
----bilecek,
Umudum karlı dağlardan yüksek,
Mavi denizlerden engin,
Gelecek günler,
Bugünden daha güzel olacak.
Sadece kadınlarda kaldı umut,
Çift suret durur önümde, çift beşer,
Birisi, altın işlemeli kara kaftan kuşanmış,
Bir adımı sırça köşkün eşiğinde, öbürü sokak tozunu çiğniyor,
Öteki suret, yarısı ağarmış, yarısı kızıl kirli bıyığı,
Omzunda büzüş büzüş, keten kumaştan bir hırka,
Belinde ondan harap, uçları sıska, topuğundan yüksek şalvar..
Kalbimin en derin yerine, yerleştiriyorum özlemi,
Her geçen gün, daralıyor evren,
Ya da ben genişliyor, ilerliyorum,
Durmadan uğraşıyorum, hüzünle yüzleşmemek için,
Çıkıyorum hep karşısına,
Kaybedip, bulamıyorum seni.
Çok yalnızızdır bazen,
Gecenin sessizliği kadar yalnız,
Gündoğumu kadar çaresiz,
Gökyüzü mavisi kadar karanlık.
İlkbaharda yaprakların solması gibi,
Boşluğun kavislerinde dans ederken çığlıklar,
derinliklerdeyim yine, dönüyorum başlangıca.
Batıyorum, yükseliyorum bu dipsiz sularda,
çamurun prizmalarından yansıyor gölgeler.
Hiç kaybetme imanını, diyor o demir ses,
pes etme, yüksel diye haykırır bir kırık nefes.
Mühendisdir ki bu mülkü çü çar unsurla bünyân eder,
Bu tertîb-i ilâhîyi görenler hep figân eder.
*
Su, âteş, bâd u hâk üzre kurulmuş tab-ı insânî,
Bu dördün sırrını idrâk idenler seyr-i devrân eder.
*
Sema-i dûd şevk-i şem’-i şeb-i gûn olur giderek,
Zamanedir bu zemân-ı gerdun olur giderek,
*
Neşât-ı gâha erişmez bu sevdâlı gönüller,
O sayd-gâh bir gün figân olur giderek.
*
Çıkacaksınız bir gün, bu çatıdan, bu yoldan,
Çıkacaksınız siz, o gün hayattan çoktan,
Çıkacaksınız, döngülerinden de anıların,
Çıkacaksınız bir gün, varlığın çemberinden.
*
O çıkışınız, ne kadar da anlamsız olacak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!