Gönül taşlarıyla oynadım seksek,
Aşkın yollarında lazımdır destek,
Baktım ki bu sevda çok masraf yazar,
Akıl baştan uçar, kendini bozar,
En iyisi kaçmak, kalsın bu meslek!
Selam gelmez mi, uzak diyardan, var mı bir elem, var mı bir keder,
İnce elekten, süzülüp sancı, ruhu yoran sır, hep boşa gider.
Ruha tek gerçek, ömrün öz dili, mühim olan dert, kor gibi yanar,
Çoğaldıkça hep, büyür yaralar, kızıl alevler, her yanı sarar.
*
Çınlar kulakta, derin uğultu, dinmez bu sesler, kalbimi deler,
Tülden hafif esintiye,
Gayrete ve çalışana,
Dildeki o tada,
Alına ve çehreye,
Merhaba, selamlar.
*
Huuu huuu, kirveler, sadıçlar, tertipler, yarenler, halalar,
Aynı pınardan testi dolduranlar, aynı kilimin desenleri, bizim ahali,
Döndüm işte,
Aba altındaki o yağız delikanlı, muhabbet divanında...
Özüm sizsiniz,
Size rücu ettim,
Neşeniz yerindedir muhakkak şu an.
Tepedeki görkemli köşkte,
Ovalara dönüktür cepheniz, sükunete aşina,
Kutsal sessizlik örter üstünüzü.
Diğer yanda yıldızlı fezaya uzanır ufkunuz,
Fani bedeni aşan hudutsuz deryaya.
Semayı örttü sislerin kütlesi,
Toprağa sızdı rahmetin bestesi,
Uyandı Aslı'nın serin nefesi,
Harran'a can sundu sel şelalesi.
Şu sema ağlarken ateş renginde,
Cihan sarsıntıyla durmuş esiyor.
Sular hapsolurken kendi bendinde,
Fırtına dehşetle yolun kesiyor.
*
Bütün saatlerin çarkı kırılmış,
Ummanları omuzlasam da, serbestim,
Bir ıstıraptan haz duyarak, bin çoğalırım,
Bitkin hislerim, doyurdu mu yoksunları?
Hiç ürpermeden, semadaki kandillere koşarım.
*
Aşkın şivesi, kalp şivesi, tükenmez hevesi,
Dipsiz bataklıkların çamurlarına saplandın,
Güzelliklerin üstüne karanlığı kattın sen.
Koyu gölgelerin ardında derine saklandın,
Işıl ışıl parlayan günleri çöpe attın sen.
*
Kara bulutlar gökyüzünü sarıp karartırdı,
Ruhu sardı kör zulümler,
Kibrin tepesine sen bas.
Geceyi deler hüzünler,
Zulmün kalesine sen bas.
*
Gözyaşı kurudu dünden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!