Yağmur tanecikleri düşerken pencereye, parmak izini bıraktın mı hiç?
Kumsalda avucunla kumları sıkıp, parmaklarının arasından akıp gidişini izledin mi hiç?
Dolabın kapısını açıp, saatlerce baktın mı hiç?
Başparmağından kalkan o et parçasını, işaret parmağınla koparmaya çalıştın mı ısrarla?
*
Kendi müziğini bozan şarkıları, tekrar tekrar dinledin mi, tek başınayken?
Dindi mi o deli rüzgar, coşkun akan nehirlerin,
Bitti mi o büyük öfken, o zehir saçan dillerin,
Kayboldu mu hafızanda, aşkı arayan izlerin,
Söyle uslandın mı şimdi, sensin o kaprisli yürek?
*
Yazdın mı adımı bilmem, bomboş kalan satırlara,
Ne bu yollar, ne bu izler,
Ne yamaçlar, ne de düzler,
Ne o gülen sahte yüzler;
Mutlu etmez beni sensiz.
*
Ne baharlar, ne de yazlar,
Ormanlarımdır senin saçların,
Dehlizlerimdir senin bakışların,
Masallarınla nefes alırım,
Kemanımdır sinendeki tını.
*
Ovalarımdır o ellerin,
Yetmedi süre,
Geçti gitti,
Sensiz çağlar.
*
Kaldır başını,
Bilinmez hayallerden sıyrıl,
Şahidimdir şu yıldızlar, sensiz eksik koca yıllar,
Şiir yazar okurum hep, bitmez oldu uzun yollar,
Suçluyum ben, öğrenmeden biter ise tüm fasıllar,
Düşlerimin perdesinde, yarım kalmış ağır keder,
Hesaplıyor sensizliği, saat vurmuş vakit geçer.
Bekler durur bir haber,
ufuklarda gözlerim,
Bir alev gibi yandı,
içimdeki hasretin,
En acı zehir gibiydi,
sanki yokluğun,
Bir indirim değil isteğim, iyi hallerden,
Arınma beklentim de yok, kötü durumlardan.
Ömür boyu sürsün bu hal, gözlerinde hayatın.
Ay ışığında gizlenen, yakamozları al denizden.
Çalınan ezgileri, usulca üstüne bırak yüreğinin.
Rüzgarla dokun piyanonun tuşlarına, havayı titretsin.
Yokluğunda hayata küsenler,
Senden kopamayan beni, nasıl yargılarlar?
*
Kendi adıyla bilinen sevdalılar,
Kendimi, senin unvanınla anınca neye sinirlenirler?
*
Devre ile kodu inkar edip, saplandım usluya.
Verdim veriyi de döngüyü de sentetik suçluya.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!