Ey yüce Yaradanım, devasa yap cismimi,
Sarsın yalnız varlığım, o yakıcı iklimi.
*
Zarar görmesin kitle, ferahlasın diyarlar,
Dertleri şahsıma ver, kırılsın sert baltalar.
*
Işık tutun bana, ey bilge ruhlular,
Bu gidişat gerçekten, böyle mi sürer?
Ötesini gecede, gören aydınlar,
İnsanlık bedelini, böyle mi öder?
*
Kurucusu kim, bu karmaşık düzenin?
Çürük tahta üstünde öten garip baykuşuz,
Bütün yitik ruhları koynumuzda sakladık.
Karanlık gecelerin sahte masallarıyız,
Yozlaşmış nehir gibi taşa taşa dağıldık.
*
İstenmeyen kimseyiz, süslü püslü salonda;
Ah, o sessiz laboratuvarda,
Vaktin düğümünü, çöze çöze,
Hem söyledim, hem yitirdim o türküyü.
*
Sevgiler ki anladılar, oysa sağırdılar, nasıl,
Bin bir sıkıntı ve azabın memleketi,
İnsanlık ne, sorsan bilmez,
Leke tutmuş, kiri silmez,
Neden yüzü, asla gülmez,
Bataklığa, dalmak mıdır?
*
Sözü verir, geri yutar,
Garip insanoğluyuz, düşeriz buz yellere...
Tahammül edemeyiz; doğruya, güzellere...
Aldanırız başarı diye boş emellere.
Çok çalışmak başarı getirmez, karda erir!
Vaktinde, doğru yolda çalışmak zafer verir.
*
Bildiğiniz sezdiğiniz, binde birin içindedir,
Ne sayfalar yeter buna, ne sözlerin dilindedir,
Yazsam taşar mahzenlerden, karanlığın izindedir.
Çıkar için belde yıkan, bakın durur meydanında,
Dilenci gözleri görün, taşır soyunun kanında.
*
Bitkin düştüm, karanlık akşamlarda,
Uzak durun yoldaşlar, etrafımdan,
Kapandı kapılarım, merhamete alakaya,
Rahat verin, çekileyim inzivaya.
*
Amcam, daima korurdu ailemizi,
Senelerce hayalimde, hep peşinden koştum,
Lütfettin lakin bağışlanmayı, ama çok geç,
Doğduğumdan beri, adım adım büyüyorum,
Önüme serdin ipek halıyı, ama çok geç.
*
Hüznüm kemençe çalıyor, makamlar rast geldi,
Aşk ile dokudun ipek urbayı,
Gönlümde başlattın sert fırtınayı,
İnsanı büyüler ateş tonları,
Yıktın sinemde o büyük sarayı.
*
Rüzgarda uçuşur parlak kumaşı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!