Doğru sanıp inandığım sözlere,
Baktığım o masum gülen yüzlere,
Sanki ateş düşmüş ıssız çöllere,
Kan ağlayan şu kurak derelere.
*
Karanlık çökünce sessiz odama,
Kopmaz ki bu yürek tutku derdinden,
Sabrım tükeniyor, sitem zamana;
Bir uzatım kurdum döngü bendinden,
Gelmezse af, yoktur insafı bana.
*
Dost bildiğin candan verir, vazgeçer,
Zalim aslan misali, parçalar insanı,
Vahşi kaplan gibidir, dökerler al kanı,
Yılanların zehridir, yıkar büyük şanı,
Sessizce izler iken, gümüş cama şaştım.
*
Akşam sabah demeden, hedefler kurmuştum,
Bütün umutları gömdüm en dibe,
Gümüş pullu o sevda gitti güme,
Düştüm boğucu sisli bir düğüme,
Bu zalim denizde yüzülmez artık;
*
Masmavi çocukluğum oldu bir an,
Mazi, siz gibiler durdukça, sadece vesveseden ibarettir efendi.
Öfke değil de, sitem diyelim biz buna.
Ve eksik işitin bizi, ilk defa.
Gitmenin ağırlığını, yakasından kavradım,
Daha, yeni yeni anlıyorum,
Ha bu arada, bunu eklemeden edemeyeceğim sizden efendi,
Anlamsızın gösteriş işareti,
Kaotik düzensizlik hikayesi,
Ve uyumsuzluğun gerçek etkisi,
Rastgele birleşimler, gümüş tepsi.
*
Hicaz makamı saçmalığı gibi,
Duayla günahı kalbimden attım,
Karanlık hücremde inziva yattım,
Sessiz feryadımı geceye kattım,
Gözlerimin pınarları çağladı.
*
Nefsimi ezerek sabrı kuşandım,
Sınırsız gökyüzüne feryat eyledim sessizce,
Yıllar boyu sürüklendim belirsizce,
Tükendi takatim düştüm yollara,
Kayboldum zindanlarda kimsesizce.
*
Soğuk akşamlarda gizlice ağladım,
Bir dahi sanıp göğe çıkartmışlar ozanı,
Sonra taşa tutmuşlar düzeni bozan canı;
Bir yabancı rüzgardır eser ıssız vadide,
Kendi gölgesin arar yürürken her caddede.
*
Yaşatmak için önce öldürmek de adettir,
Sırrını isteme kuru topraktan,
Medet umma o sararan yapraktan,
Geçemezsin bilinmeyen sokaktan,
Günahların yakar çürümüş tenin,
Al onları artık olsunlar senin.
*




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!