Asırlık kilimi, serer önüne,
Nakışta gizlenen, sırrı çözerim.
İnanıp atanın, eski yönüne,
Türküler içinde, tarih gezerim.
Tarih bize o masalı, anlatıyor hemen yine,
Dağlar kadar yücelerin, boynu büküldü yerlere,
İhtişamlı sarayların tuğlaları, düştü yere,
Zirvedeki hükümdarlar ağlıyor ve işte yine.
*
Altın taçlı zalim şahın, sonu gelir karanlıkta,
Fırtınaya yönelt gemini, sızlayan yarana direnip,
Lodoslardan arta kalan, asırların izlerine inip,
Ufaklık çağının yeşerdiği, serin suları bulasın,
Başak ovalarının, papatya beyazlığında silinip.
*
Sızıların örtü kuşanır, türlü hallere hep boyanır,
Yeryüzünde bulunmaz, benden üstün akıl,
Topluma karşı duran, meczup ruhlara kıl,
Fikirlerim denizde, ufacık bir çakıl,
Varlığın zirvesinde, yalnız başına can.
*
Kayıpların ardından, ağıtlar yakıldı,
Yabancılaşma dedi, epik oyun,
Aynı sorgulamalar zinciri,
Ezilenlerin bozduğu kurgu,
Kesik bir tarih şeridi.
*
Açıkta bellidir çelişki,
Tarımda uğraş bitmez,
Zevkine tırmanıp bayırlara,
Yığınların üstüne atılmak,
Tasavvur edin siz, oranın gidişatını.
*
Şakadan dahi olsa,
Yüksek tepenin yellerinde,
Uçsuz ovanın çöllerinde,
Sarı çiçeğin tellerinde,
Kuzular meler, selvi başa.
*
Erler, meydanda nara atar,
Tarlaya sürdüler beni,
Bıraktılar çırılçıplak,
Bir daracık evlek boyu,
Toprağa bel vurmalıyım,
O soğuk sabahtan sonra!
*
Her heceyi hizaya dizmek istersin.
Uyaklar peşinden koşar gidersin.
Lakin vezin tutmaz, ritim bozulur;
Ortada çaresiz donup beklersin.
*
Ahengi düzeltmek ağır kademe,
Vücut girer kor tuzağa,
Akıl dalar loş batağa,
Ruhlar yatar boş yatağa.
*
Fikir susar birdenbire,
Gençlik sızar loş makbere,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!