Kumaş aldım çok var diye,
Cırtlak durur bu yar niye,
Bağırırım hep nar diye,
Geziyorum diyar diye.
*
Elbisemi giyemedim,
Kumlara gönül verince biz,
Köz oldu artık her yanımız,
Zifiri gecenin koynunda,
Zift akan çukurlar kaynıyor.
*
Sağır ruhlardan ses çıkmıyor,
Aşağı eğik sardunya, taşlık yolda serseriler...
Parke taşları, kanmış ayakkabı gürültüsüne...
Mor gri yırtık, okyanus suskun...
Kumrular dinlenirken...
*
Darı çemberinde, kumlu kadehi tüketirim...
Ruhsuz bir kum tanesi, fırınlarda kaynaştım,
Cam ustası elinde, şeffaflaşıp nurlaştım,
Nefes nedir bilmeyen, körüksüz ateş iken,
Sen üfledin sırçaya, ateşlerde saflaştım.
Ateş ile kucaklaşır, kumun saklı güzelliği,
Usta nefes üfleyince, doğar camın özelliği.
Bir kor olur erir yavaş, şekil alır fırınlarda,
İnce ince nakışlanır, hayat bulur tazeliği.
*
Sıcak camı evirirken, terler damlar alnından hep,
Şenlenir içim,
----ne vakit esenlik bulsam,
Tabiri caizse,
----mutsuzluk yaşarım,
--------aksi takdirde,
Varsa eğer bir kurabiye kutun,
Hangi fermandan indi ki, bu kural,
Nerede okunur, böyle bir masal,
Cübbe, sarık, hırka giymek mi kural,
Bu mu insanlığa, işaretiniz.
*
Irmaklar akıtmakla, yunmaz bu kir,
Döviz denen nesne, ablayı yıktı,
Algoritma çöktü, sistem kayboldu,
Hâkim masumları, suçlu diye yazdı,
Para vermek, talep eden caniyi sevindirdi.
*
Kantarda gözün, algoritmaları bilmeden,
Ben idim, kurbanlık besili koyun,
Ezelden kurulmuş, bana bu oyun,
Yıkılsın meleklerin, uzun boyun,
Bayramda hepiniz, neşeli olun.
*
Düşeyim dedim, canımın derdine,
Benim kurgularım var, zihnimin mahzeninden çıkarıp izlediğim,
Erimiş saatleri, mandalla ipe asıp zamanı kuruttuğum,
Benim kurgularım var, aynalara bakınca arkamı gördüğüm,
Sessizliğin gürültüsünü, fırçamın ucuyla tuvale döktüğüm.
*
Benim kurgularım var, mantığın sınırlarını zorlayıp aştığım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!