Dalımda bekliyorum, ham meyveyim,
Ne vakit, ateşimle yakacaksın,
Sabrımın rengi, döndü sapsarıya,
Ne vakit, dalımdan koparacaksın.
*
Toprakta dillenen, kuru tohumum,
Açtım gözlerimi, sabahın nurunda,
Etrafıma baktım, güllerle bezeli.
Yelkenleri açtım, umutla denize,
Artık bir hayal, geçmişin derdi.
*
Çocuk kahkahası, neşeli sesler,
Sütünden gelir, o özgün cevheri,
Yüzyıllık bir miras, emek eseri,
Tadıyla doyurur, bütün beşeri,
Damakların şahı, sensin ey kaşar.
*
Ustalar elinde, şekil alırsın,
Damarda zehirli kan,
Gidiyor bir masum can,
Yıkılır koca cihan,
Kalmadı elde zaman,
Bu zehir yutar bizi,
Öldürür hepimizi.
Zamanın derinliklerinde, saklı izleri,
Her ruhun üzerinde, farklı şekilleri.
Acının, sevincin, kaybın sembolleri,
Sessiz çığlıklarda, yükselir dinleri.
Taşır alnında, gururla kimisi,
Derinliklerinde saklar, kimisi,
Fısıldar mevsimler,
----birbiri ardına,
Unutulur sanırım,
----ruhun üzerindeki,
--------o çizgi,
Görülür bedenler,
Bir bulutun koynundayken, rüyalara ulaşan,
Yeryüzünün hasretiyle, yavaş yavaş dolaşan,
Tek başına yolculukta, menziline yaklaşan,
Küçücük bir zerredir o, enginlere bulaşan.
*
Gök kubbenin yükseğinden, usul usul süzülen,
İçindeki bilgiyi sakla, savurma her an,
Boş laflarla günleri ezip de etme ziyan.
Sessizce dur köşende, kopmasın asla tufan,
Dan dun diye bağırıp olma insanı yoran.
*
Aklını seraya koy, filizlensin pek yavaş,
Dağılmış küf kokusu, o tükenmez günlerde,
Solgun yüzlü insanlar, yürür yorgun yerlerde,
Ter kokan yığınlara, kimse hesap sormuyor,
Çiçeklerin nefesi, bu kentte hiç durmuyor,
Sunuluyor taze kan, kurumuş yapraklarda,
Sona ermeden akşam, yitiyor topraklarda,
Her anına sızmasına, fırsat sunduğun,
Çalıp saklayacaktı, bir ilmeğini daha söküp,
Sandık lekesindeki tozlar.
*
Düştün bir tülün ardına,
Bir tanıdık tül,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!