Ey Ata'm,
kalk artık ebedi uykundan,
Bir nazar kıl,
şu ulusun ahvaline.
Göğsümüze sığdırdık
sabır taşını,
Ey bengisu, can pınarı,
Sen bu elden gittiğin gün,
Çöl oldu bak tüm ovalar.
*
Kim bulandırdı dereyi?
Şu gölgeye tapan devler,
Ey benim masum milletim, her sahte süse kanar,
Bir cilalı oyun ile, zalimi dostu yapar,
Özü çürümüş taşlara, elmastır diye bakar,
Gizli bir el ağı kurdu, kamil olan bağlandı,
Dün uyuyan o yürekler, bugün yine dağlandı.
*
O, en güzel ayrılık konuşmasını, fark etmeden yaptı.
Makamların, ne değeri var ki?
*
Zihnini bulandıran, eski bir anı.
Dört yanın duvar, elinde kırık bir kadeh.
*
Bir tahlile girip evvel;
Arz etmiştim nice şeyi!
Dönüş olur diye tez el;
Gözledim o pencereyi!
*
Lâl kesilmiş tüm yazarlar;
Fırtınalar koparken yüce dağlarda,
Çiçekler solar ıssız bağlarda,
Yüzün aydınlatır karanlık geceyi,
Çözer dudakların saklı heceyi,
Yabancısın bana ey cananım.
*
Ey neşe,
Her dağ zirvesine çıkar,
Her vadiyi gezer misin?
Gördün mü, burası ıssız ve düz,
Ama olsun, sana özel bir yol açacağım.
*
Kelimeler keskindir, edersin laf salatası,
Unutma her kelamın, ağırdır faturası.
*
Kadim bir kelam der ki, acele giden yolda şaşar,
Haddini bilmeyenin, boyu belayı aşar.
*
Ey devrim, savur dök nar tanesini ruhuma,
Eskinin çarklarını fırlatıp at ufkuma.
*
Çarkların dişlisini söküp at yerlerinden,
Geçmişin şablonunu kopar al temelinden.
*
Sen ki ariflerin muhabbetine şahitsin, ey Dost,
Bir sır kapısısın bu divanede...
*
Gönül dergâhında, bir hazan mevsimi,
Aşk ateşinin harladığı, ilk demdir...
*




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!