Özümüzün gücüyle şahlansın memleketler,
Arınsın tüm lekeden, yeşersin faziletler.
Kendine dönüp bulsun kökünü arayanlar,
Yıkılsın gösterişten sahteliğe koşanlar!
Diril ey asil insan, pasları at ruhundan,
Kurtul artık gölgeden, o zehirli tohumdan.
Yırtık kazakla sokaklarda sessiz yürüyor,
Gözlerinden yere acı gözyaşı düşüyor,
Soğuk rüzgar hep bu küçük bedeni bürüyor,
Kimsesiz eller göklere doğru açılıyor,
Açlığın acısı dört bir yana saçılıyor.
*
Hasretle sardım ben, o yaslı toprağı,
Sırtımda kırbaçlar, gözümde yaş değil,
Cefayla, işkenceyle, sinmez yüreğim.
Sönmez bu büyük kor, baskıyla, elemle,
Muhtaç olmam asla, yabanın sözüne,
Ovalar, güneşe selam durmadıkça.
Sessizliğin ortasında, yanıp tütersin,
Kendi iç dünyana dalıp, hüzne batarsın,
Gecelerin gölgesinde, yitip bitersin,
Aydınlığı bulamadan, çöküp yatarsın.
*
Bileğinden kelepçeyi, söküp atsana,
Hep kuru fasulye yazar bu ellerim,
Satır satır dizer toprağa serperim,
Kök salsın isterim sihirli kalemden,
Sırrından kanar da delirir sözlerim.
*
Çatlayan tohumlar zihinde canlanır,
Rüzgarın sesini kendinden sanma,
Gölgesiz diyarda seraba kanma,
Köhne limanlarda bihaber yanma,
Kuru hayallerle coşamazsın sen.
*
Ateşin sırrını fısılda küle,
Kainatı tartmak için, kurulmuş teraziler,
Milim milim hesap yapar, şu titiz hendeseler,
Gramında aşk saklı durur, uçup gider seneler,
Ölçü bilim dediğin şey, dünyayı baştan eler.
*
Kumpasların çenesinde, incelirken kalınlık,
Bentler dizilsin, kurulsun nizam,
Mısralar cephede, başlasın kelam,
Fikir taburları eylesin selam,
Vasıta beytiyle bağlansın kıta.
*
Aruzun kılıcı kessin heceyi,
Bırak artık mecazları,
Yalın gerçek burda yatar.
Sevmem süslü avazları,
Tüm kurgular dibe batar.
*
Süslü laflar etme sakın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!