Bana o sabahın sesini getir,
Ne şöhret, ne de makam beklerim,
Hayalim, o tatlı gülüşün sadece,
Öp beni, uyandır beni, günaydın anne.
*
O şefkatli sözlerini duysam,
Orda bekliyorum gün batana dek,
Sabret sular ovada yatana dek,
Getirsin haberi göç çatana dek,
Gelsin o kuş üst kattaki odaya.
*
Ocakta odunlar yanıp dururken,
Gün batımında yollar,
Ve o yolları düşleyen, kuşların arasındayım,
Yitip gideni, anımsama eylemine takılı kaldım,
Bilmiyorum, ne zamandır aynı anı yaşıyorum.
*
Solgun bir defter sayfasına aktarıyorum,
Gurbeti sırtlanıp, yollara düşer,
Ekmeği uğruna, şu gündelikçi,
Çamurla yoğrulur, ateşte pişer,
Sabrını kuşanır, şu gündelikçi.
Sakındım, ağızdan kaçacak kelimelerden,
Akşam üzeri, sessizliğin vaatlerini bekledim,
Yüzünde ılık bir akşam güneşi, yakan huzurunu,
Dudaklarında gündüzden kalma, bir lezzet anısı.
*
Tüm izleri silen, bir esinti,
Bizi sarhoş eder,
kokusuyla yaseminler,
Yataklarını aşar,
coşkun nehirler.
Kumsalı okşarken,
Akdeniz'in dalgaları,
Kırsala vardığım zaman,
Ovaları adımlarım,
Çimenlerde uzanarak,
Bülbül ötüşü duyarım.
*
Patlıcan, soğan, ıspanak,
Gönül burada,
Kalsın diyorum.
Aşkı yormadan,
Uzak diyara.
Sürgün bedendir,
Yollara düştüm.
Ocak vakitleri,
Gözledin kuşları;
Dalları kırılmış...
Güz yapraklarının,
Bitmez hiç kederi!
*
Beklentim semalara eriştiği an,
Koyu nehirler süzülür dallardan,
Avuçlarıma değse, senin sevdandan,
Ormanlar, yapraklarını bırakır o an.
*
Hicazkâr kederiyle, bir suskunluk yayılır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!