Dünyanın derin derdini çektik, artık yorulduk biz,
Boş yere nefes tükettik, hayallere darıldık biz,
Sonunda toprağa doğru, şöyle usul salındık biz,
Cavlağı çekeceğiz bak, şakası yok bu işlerin.
*
Hastanedeki o doktor, reçeteyi yazıp dürer,
Ezberlemiş sözleri, sanırsın bir üstaddır,
Havasından geçilmez, burnu sanki Kaf Dağdır,
Neşesi samimi değil, sahte ve yapaydır,
Kahkahayı basıyor, şakaya bak şakaya.
*
Kaş göz edip duruyor, soytarılık peşinde,
Ufacık bir şakaydı maksadım,
Yanağına usulca kondurdum,
Kahkahanı görmekti niyetim,
Kaçtı hızlıca parmaklarım.
*
O anlık, duraksama hâli,
Divane süzülen, o alaca kuş,
Sezdi boşluktan, sessiz bir oturuş,
Kanadındaki haritayı sunmuş,
Git yönünü bul, şakıdı gümüş kuş.
*
Haritaya bakan, o gerilmiş yay,
Ananız babanız, bir gün ebede göçecek,
Dedeler yurdunu, hor görmeyin sakın siz.
Yuva yıkılırsa, sürgün hayat sizi seçecek,
Acıları üst üste, eklemeyin sakın siz.
*
Çalgılar, türküler neşeyle her daim dolsun,
Hep bende sırlarım, geldim geçmişimle.
Çok derin sözlerim, saklı düşüncelerimde.
Ağır yüküm seninle, dolmuş kalbim hüzünle.
Çok anılarım ey İstanbul, hepsi bende.
*
Kaplıyım ben karla, kış gibiyim ben sana.
Zannetme kelamın, yüktür omzuma,
O zehri dilinde, sakın ha tutma.
Bırak öfken aksın, karışsın kuma,
O zehri dilinde, sakın ha tutma.
Deryalar içinde susuz kalmışım,
Gerçeğin koynunda düşe dalmışım,
İçimde fırtına koparken bile,
En sakin limandan yara almışım.
*
Uçsuz bucaksız bir zindan odası,
Gönlümün bağında, açıldı güller,
Döküldü kağıda, şakıyan diller.
*
Sözlerin ipliği, ilmek atıldı,
Mananın içine, cevher katıldı.
*
Hekimler şifalar sundu, bedendeki sızıya,
Fakat hiç kimse göremez, ruhumdaki yarayı,
Karanlık zihnim hep muhtaç, gizli nurlu yazıya,
Mutluluk saçarım diye, sakladım hep karayı.
*
İnandığım insanlar, insanı arkadan vurdu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!