Haydar dayı sen gittin, tek başıma oturdum,
Ne dağların keyfi çok, ne ovanın tuzu var,
Akılsızlık ettik biz, boş hayaller kurdurdum,
Ne dağların keyfi çok, ne ovanın tuzu var.
*
Torunlar ısrar etti, kırlarda gezinelim,
Solgun bu dağların nergisi solgun,
Herkesin belleği hislere durgun,
Ne geçmiş ne bugün bilinmez olmuş,
Çağrışım yitikmiş zihinler yorgun.
*
Notalar karışmış tını uyumsuz,
Bir dağ masalıdır,
Dilden yazılıdır,
Sırla kazılıdır,
Geçmiş zamanlardan.
*
Gizem örtüsünde,
Al çehrenin çiçeğinden, ışıyan dağ perisi,
Gel yatalım mavilikte, nidası hoş gecesi.
*
Girdin leziz rüyalara, neslin solduğu vakit,
Battın engin deryalara, cismin solduğu vakit.
*
Dağ pınarının, saf suyu,
Görenleri serinleten,
Görmeyenleri toprağa katan,
O saf su.
*
Sızarım yeryüzünün, her zerresinden,
Hüzünler ülkesinden nehirler taştı ayrılığa.
Vuslatın sultanı tutunmuş bak kalbimin kuşuna.
Haberli dilekler taşıdı yüreğim, kardaşlara.
Ulaşılmazlığın alevleri koşuyor şafakta.
*
Damlayan inançlarında canım amade aşkıma.
Vakit tamam, günlerden bir salı,
Kalemimde kırkıncı yıl, doldu,
Hayallerim bir nehir, sel oldu,
Her sayfa bir nefes, can yongası,
Ne kadar anlatsam da, bitmiyor,
Eksik kalır, sözlerin arkası,
Dalaştım zihnin akışıyla!
Kendisiydi galip çıkan,
İrademdi mağlup düşen..
*
Bir araya gelecektik mantıkla,
Yüzüstü bıraktı beni,
Yıldızlar göz kırpar, meşale söner,
Aşkla kabarıyor şu arsız deniz,
Pusula sarhoştur, divane döner,
Mehtaba gizlice göz süzdük de biz.
*
Köpükler üstünden tokat atar yel,
Dalımda bekliyorum, ham meyveyim,
Ne vakit, ateşimle yakacaksın,
Sabrımın rengi, döndü sapsarıya,
Ne vakit, dalımdan koparacaksın.
*
Toprakta dillenen, kuru tohumum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!