Suskun diyarlardan
bir ses yükselir engine,
Her yara izi bir anı,
bir bilgidir netice.
Yargılama gönül sesini,
dinle onu sadece,
Sazı da, biliriz ey yar,
Ferhat yolunda, dağları delmeyi de...
Tüm yoksulluğumuz, bu köhne handa,
Issız bozkırın, susuz sahrasında,
Ve hepi topu, yanık yürek de olsa.
Bilmek gerek nasıl biter,
Soluklanırken yolun kıyısında,
Gönlüm dağlara doğru uçmak ister,
Kabir taşlarında meyyit bedenler.
Bilmemek
----ya da bilmek,
Mümkün değildir,
----Tanrı'yı bilmek,
Varız bu baharda,
----sadece sen ve ben,
Süslü desenlerle çizilmiş,
Demirden heybetli,
Duvarlar dikilmişti maziye.
Güneşi izlerdik habersizce,
Çatlakların arasından.
Aşırdılar şu ufacık neşeyi,
Yolcu mu, hancı mı bu,
Belli değil, nereye vardığı,
Bir kaçış mı, arayış mı,
Bir heves mi, yoksa taht mı kurduğu.
*
Bilmez haritayı, hiç yok cebinde,
Ağlamıştım kuşkusuz,
yollarda sessizce.
Solmuştu içimde,
anlamın birdenbire.
Anımsatır şimdi bakışların,
eski ağıtları,
Seni nasıl tutarım bilmiyorum,
Elin ipek mi, yumuşak pamuk mu?
Bir rüzgâr olsan da, tenime değsen,
Esintin, bir meltem mi fırtına mı?
*
Seni nasıl düşlesem bilmiyorum,
Her vicdanın, ayrı sesidir sevda,
Yanmak, tutkunun sızlayan közüdür,
Yüce bir eşiğe, serdim ömrümü,
Gel bahtım, Sahibinin yoluna gir.
*
Bakışlarında, nice yaş toplandığını seçtim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!