Hep böyle sürmeyecek,
bil ki bu durum,
Yolunu gözlemekten,
gönlüm yorgun,
Bu destan dil,
yazdığıma kavuşur mu?
Sanırım pek çok kişi bilir o meşhur şaheseri,
Yıllar önce usta bir elden çıkmış olan eseri.
*
Eski çağın sanatının şu en eşsiz parçasını,
Herkes coşkuyla över durur sahte altyapısını.
*
Yiğitler yiğidi, bilge çoban,
Ayakta durur, koca dağ gibi,
Seni bekler, efsunlu yeşil vadi,
Seni bekler, zarif köy.
*
Neşeyle çağlar, serin şelale,
Bir destan uyur,
bin yıllık surlarında,
Tüm soyut bilmeceler,
minare gölgelerinde,
Coşmuş meydanlarında,
nice bahadır er,
Zihnim kah durulur, kah coşkun akar,
Anlamayanlar, hep uzaktan bakar.
Bir yanım pırıldar, bir yanım puslu,
İçimdeki engin fırtına sustu.
*
Boşluktan, sarayla hisar kurarım,
Duyduklarınız boş, gördükleriniz yalan,
Bir kez daha geldim, haykırdım meydandan,
Susmam ben elbette, korkmam ki o kandan.
*
Süslü kelimeler, yaldızlı laflarla,
Göz boyamam asla, budur son kararım,
Uzak bir diyara doğru adım adım gidiyordum,
Yabancı dağları aşıp hudutları çiziyordum,
Bilinmeyen denizlerde gizli sırlar seziyordum.
*
Kocaman bir çanta aldım, içi bomboş diyemem ki,
Ben şehirden şehre koştum, yorgunluktan erimem ki,
Zihinde başlayıp, öze işleyen,
Benlikte can bulup, filizi yeşerten,
Varlıktan varlığa, durmaz eşleşen,
Hücreler çoğalttım, inadına yine de,
Aldanmayın siz, benim tekilliğime.
*
Hangi menzil çağırır ki beni, sen olmayınca?
Pusulalar anlamsız, haritalar yabancı.
Her adımım, ruhuma yüklenen bir sancı,
Yönümü bulamadığım, bir boşluktayım sadece.
*
Uçsuz bucaksız okyanuslar, ne ifade eder?
Zilyoner olsam, şu koca dünyada,
Altından dağlar dizsem, bu rüyada,
Gönlümün fakir cebi, hiç dolmuyor,
Uyanıp kalsam, sessiz bir odada.
*
İnciler saçsam, geçtiğin yollara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!