Yıllar günleri, yutarak bitirdi,
Rüzgarlar, uzak diyarlar getirdi,
Kimsesiz ruhum, yolunu yitirdi,
Kuşlar göçerken, yüce dağ başından.
*
Unvanım yoktur, ismim hep saklıdır,
İşin doğrusu, kimse düşmesin yola,
Resmi bir makama adım atmaya.
Eğer bir de imza, mühür lazımsa,
Belge üstüne belge saymaya,
*
Sorgu sual başlar, inceden ince,
Bilseydim eğer bu işin sonunu,
Giymezdim ben o çirkin pantolonu,
Kaçar giderdim uzak diyarlara,
Doldurmazdım ki ben evin yolunu.
*
Bilseydim eğer bu akıl firarda,
Gerilimli çevreden,
artık daraldım,
bittim artık yandım.
Yalnızlık içinde,
derin sızılarla,
içime yaralar sardım.
Seneler geçip gidiyor, bitiyor mevsimler.
Neşeyi sildiler, çaldılar eğlenceyi.
Çileyi yüklediler gariban omuzlarıma;
Gör isyanımı ey Yüce Yaradan, işit sesimi!
*
Kimseye sahtekarlık eylemedik şahsen,
Isıttı bak güneş bizi,
Özlemiştik denizi.
Essin rüzgar yaylalarda,
Silsin artık derdimizi.
*
Canlandı bak bütün doğa,
Ocaklar sönmüş, küle bulanmış;
Sokağımız taş, derde dayanmış;
Duvarlar çıplak, isle boyanmış;
Saksılar kırık, yangın uyanmış;
Şehir kararıp korla dağlanmış,
Çiçekler küsüp, dağa bağlanmış.
Şimdilerde bir rıhtımdayım, tabelası silinmiş ahşap bir iskelede;
Sessizce ve tek başıma, arşınlarken yolu;
Çürümüş tahtaları, izler oldum bir süre;
Ayaz vuruyordu tenime, lakin titremiyordum;
*
Deniz mırıldanıyordu bana bir şeyler, boğuk bir tonda;
Titreyişinden Munch’un,
Sızmış, bir garip humma,
Kuzeydeki dışavurum.
Bu his tufanı, sığamazdı,
Dününe, payı Edvard’ın teslim edile.
Şunun, fakat şurasında,
Aklın kaçtığı,
Makine yağı misali, hafızadan,
Bir anda süzülen,
Ayakta durup sayfalarında,
Hayatı anlamak,
Buz gibi akıntının altında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!