Sabahın köründe, akşamın hüznünde, vaktin her deminde hazırım,
Tekrar kavuşma hevesiyle, yüz bin yolu arşınladım,
Ruhun, soğuk bir taşa döndürdüğü vakit sevdamızı,
Ulaşır dilerim, o eflatun devir.
*
Dilersen dağlarda yürü, dilersen sus,
Zorlu bir imtihandır, bitmez nefsin hilesi,
İrfanla aydınlanır, hakikatin çehresi.
Hiç lafız bilmez iken, hatip olur suskunlar,
Ermez buna fikirler, efsanedir tüm bunlar.
Kasvetli sarayların dehlizlerinde,
Dolaşır gölgeler perişan halde,
Zulmün ayak sesleri gizlerinde,
İnler biçareler yaban ellerde.
*
Bağdat diyarında köşkler kurulmuş,
Dağları kökünden söküp atarım,
Gökyüzü yırtılsın kılıç çatarım,
Çölleri yutarak gölde yatarım,
Sığmam cihana efsane yaşarım.
Nefesim rüzgardır, kasırga eker,
İnsin gümüş yelkenlerle, o efsunlu gece,
Masallara, rüyalara nefes katsın,
Hayal, senden mucizeler...
*
Ne de olsa faniyiz; şaşarız yolumuzu,
Yazsın kader, hükmünü bir daha,
Efsunlu gölge,
Fısılda ruhuma,
Dağıtılamaz mısın, bir köşenden?
Ağır sükûnet çöktüğünde;
Lakin süzülmeye koyulursun.
Zifiri anlarda,
Bakmasaydın eğer bana o baygın gözlerinle,
Kanmazdım inan senin o kurnaz dillerine,
Saklardım ruhumun dibinde asi hissimi,
Söylemeseydi keşke, gururum yenildiğini.
*
Çalmasaydın eğer aklımı efsunlu gülüşle,
Bilinmez bir sahile, vurmuş sandalım sanki,
Rotasını şaşıran, bir yolcu misali.
Bakışlarına tutundum şimdi, ey ince hayal,
Yudumlamadan kanıyorum, efsunlu bir hali.
*
Kutupları ısıtacak, narin bir sıcaklıktır bu,
Kalemden süzülen efsunlu kelam,
Süsler defterleri ince nakışla.
Üstada bahşeder yüce ihtişam,
Fetheder ruhları soylu alkışla;
Süsler defterleri ince nakışla.
*
Parçaladılar büyümün yapraklarını,
Sürdüler şahsımı, Kaf Dağı'na.
*
Eşsizdir Zümrüdüanka pınarı, o diyarda,
Yarına kalanlar, temelsiz tevatürler.
*




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!