Sürdüler cismimi, gurbet ellerine,
Tutarım aklımı, aşık sözlerine,
Çöktüm ocağının, sıcak küllerine,
Yaktım şarkıları, yarin gözlerine.
*
Attılar canımı, ırak diyarlara,
Zihnimizi tümüyle dağıtsak köklerinden,
Yazgı silip atıyor yarının defterinden.
*
Sayfa ortasından karalamadan kopmuşlar,
Harflere ilişmeden feryatlar atar kuşlar.
*
Bir ışık süzülür gecenin kalbinden,
Gönüller kurtulur kederin elinden,
Karanlık dağılır o derin uykudan,
Tatlı bir ses gelir yarının dilinden.
*
Zamanın ufkunda bir güneş parlıyor,
Dilimin ucuna gelen, o bir çift kelime...
Yutkunuyorum, boğazımda bir yumru oluyor hepsi.
Bakışlarım yerde, boş bir karoya kilitlenmiş...
Sanki hiçbir şey yokmuş gibi.
*
Avuçlarımın içinde, tırnaklarımın beyaz izleri.
Şu sisli yollara, düştü gölgemiz,
Kan damlar toprağa, can çekişirken,
Kurtların dişinde, kaldı öfkemiz,
Çırpınan bir serçe gibi, düşerken.
*
Toprakta sürünen, yorgun bedenler,
Saçlarıma yuva kurmuş beni bezdiren tuzaklar,
Köklerine kadar inip derimi kesen bıçaklar,
Kirli düzen merkezinde yamyamların gölgesinde,
Beslenerek büyüyorlar yıkıldı tüten ocaklar.
*
Tepeden tırnağa sarmış çürümüşlüğün kokusu,
Bir tahkiyedir kağıtta kanarız,
Kırık aynalarda yüzler ararız,
Ruhumuzu paramparça yararız,
Aslında bir hibe hikâyesiyiz.
*
Gölgeler misali yola düşeriz,
Yarınlar parlayacak, o saf yüzlerde,
Leke tutmayacak, masum düşleri,
Neşeyle koşacak, aydın sabaha,
Çiçekler açacak, her bir mevsimde,
Rüzgarlar esecek, coşku sesiyle.
Yiğitler, güç verir hayat yolunda,
Yarınlar umut eker, yüce dağlardan aşar,
Zaman düğüm oldukça, insan dert ile yaşar.
*
Coşkun suyu geçmekle, sarp kayalar yol olmaz,
Kıymetli taş, çamura batmakla rengi solmaz.
*
Hücrelerinde göç eden, yiğit erenler,
Urgan boyna geçince, tıkanır yolları,
Vurdu kendini dediler, sahte beyanla,
Güçlü olan haklı çıktı, yasa adıyla.
*
Kafes ardında, esir yatan kalabalık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!