Uykulardan uyanma vakti,
Gerçekleri görmeli insan,
Işıklara dayanma vakti,
Oyunları bölmeli insan.
*
Yüzündeki perdeyi, çek at,
Sadece ağaç gibi,
Meşe ağacı gibi,
Ortaya çıkmaz dünyaya, birden kusursuzca,
Bir tohum olarak, başlar önce,
Büyür,
Gelişir,
Dokundurduğum laf, ağır mı kaçtı?
Üzülme efendi, suç bende değil.
Sözümü ortaya, bıraktım öyle,
Üstüne alınan, bizzat kendinsin.
Uzun yıllar süren o ağır uykunun, pençesi yırtılıyor,
Yurttaşların gözleri, gerçekleri bilmek için açılıyor,
Geçmişteki karanlık oyunların, gizli yüzü dağılıyor.
Kader sillesin vurdu, devirdi kökümüzü,
Zulüm, çarkına soktu bedeni, özümüzü,
Dertler ezip savurdu, bitirdi sözümüzü.
*
Fırtınalar kopardı, yıkıp geçti surları,
Rüzgarlar esip durdu, dondurdu bu suları,
Ey benim can yoldaşım, gel bir vakit sazlaşalım?
Gelecekte, telli turna gibi kanatlansın sesimiz,
Nağmelerle destan destan, gönüllerde yoğrulalım.
Coşalım gökyüzüne, her bir yanına yayılalım.
*
Hiçbir fani bilmezdi, biz gönüllerde bir yemin idik.
Yoldaş derdinde bu nöbet,
Geçidi tutarsan elbet,
Orduya bedeldir, o er,
Kaç civanım, kaç da sabret.
*
Paslı kılıçlar bilenir,
Yürüdü dağlar, durdu keder,
Ağladı bulut, sessiz gökte.
*
Koştu ırmak, vurdu hedeften,
Saklar toprak, derdini yere.
*
Gençlik bitip maziye dönülünce,
Hayal bitip gerçekler görülünce,
Umut bitip kederler örülünce,
Tarlamızda hasat yok ziyan harman.
*
Yoldaş sanıp sırrımı verdiklerim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!