Semayı örttü sislerin kütlesi,
Toprağa sızdı rahmetin bestesi,
Uyandı Aslı'nın serin nefesi,
Harran'a can sundu sel şelalesi.
Şu sema ağlarken ateş renginde,
Cihan sarsıntıyla durmuş esiyor.
Sular hapsolurken kendi bendinde,
Fırtına dehşetle yolun kesiyor.
*
Bütün saatlerin çarkı kırılmış,
Ummanları omuzlasam da, serbestim,
Bir ıstıraptan haz duyarak, bin çoğalırım,
Bitkin hislerim, doyurdu mu yoksunları?
Hiç ürpermeden, semadaki kandillere koşarım.
*
Aşkın şivesi, kalp şivesi, tükenmez hevesi,
Dipsiz bataklıkların çamurlarına saplandın,
Güzelliklerin üstüne karanlığı kattın sen.
Koyu gölgelerin ardında derine saklandın,
Işıl ışıl parlayan günleri çöpe attın sen.
*
Kara bulutlar gökyüzünü sarıp karartırdı,
Ruhu sardı kör zulümler,
Kibrin tepesine sen bas.
Geceyi deler hüzünler,
Zulmün kalesine sen bas.
*
Gözyaşı kurudu dünden,
Başım dönüyor, gecelerimde yavaşça,
Anlayamazsın ki, nasıl anlayacaksın.
Ve benim yerime bak etrafındaki yüzlere, derinliklere, gizemlere,
Hissettim dünyayı, baktığın her yerden, bilemezsin ki.
Akarken damlaların, hesabını tutma sakın,
Henüz senin sıran gelmedi ki.
Karşılıklı lafı, uzatıp gittin,
Yerinden yurdundan, tutup kaldırdın,
Düşünce yumağına, hep daldırdın,
Nedir bu derdimiz, tartıp durursun?
*
Uzun bir süredir, beni dinlersin,
Yola çıktın,
Uçtun gittin,
Süzüldün,
Süzülürdün benimle,
Ve geldin...
Ben bekledim,
Ey yiğit, ey mert,
Ey cana yakın, ey cömert,
Ey derviş, ey er,
Hey arkadaş, hey yoldaş,
Sen mevsim bilmez misin?
Sen bu toprağın gülü müsün?
Edepli yarenler gerek,
Titreyen bağra, örtü diledim,
Sevdalı bende, benim halim,
Ermiş cana, inler telim,
Engin ruha, geçer hükmüm
Şen çehreye, coşar özüm.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!