Çatık durur kara kaşlar,
Sahnedeki adam başlar,
Yenir hep o yağlı aşlar,
Diğerleri soğan haşlar!
Evlat o mazi derindir,
Lisan yetmez tarifine,
Sorsan onu arifine,
Yerin kara kederindir.
*
Babamın devranı geçti,
Gölge sandım kara kediyi,
Gençliğimi kıtır kıtır yedi,
Bıyık burup mır mır dedi:
"İmgeler peşimden koşuverdi."
*
Rüyamda kör bir saat uçar,
Kara kütlelerdir, uzun çarşıları,
Kara kütlelerdir, yüce tepeleri,
Kırlar ve de çaylar, esen yeller biter,
Soluma izleri, tümüyle yitiyor.
*
Kara kütlelerdir, sahil şeritleri,
Bir kara kuyuya düştüm derinden,
Koptu bağlar yüreğimin yerinden,
Kimse tutmaz ellerimin terinden,
İnsan ıssız imiş şu koca handa,
Dört duvar üstüme gelir her yanda.
*
Ruhunla adımlarım, ıssızlığın çölünde,
Özümde muhabbetin, heybetinden çok ulu.
Mühür vurulmuş güya, nefesim nefesinde,
Döngüsü bitti arzın, bütünüyle giz dolu,
Sözünün düğümüyle, esirim kafesinde.
*
Lisanında millet, özünde yoksun,
Derdine yaban, keyfine de toksun,
Emekçiyi bilmez, üstten bakarsın,
Bırak rüyayı, uyanmaz uykusun.
*
İnancı hor görüp, tepeden süzme,
Göçtü ulu yapılar,
Söndü bütün ocaklar,
Yitti masum yavrular,
Kara moloz içinde.
Gecenin göğü, simsiyah bir örtü,
Üzerinde parlayan ışıltılar,
Sonsuzluğa uzanan parıltılar,
Karanlığa asılan incilerdir.
*
Işıklarıyla, yol gösterirler hep,
Fikirleri iplere dizip, dallara bağlayan,
Dünü unutup, yarını dallarda saklayan,
Fırtınaya direnip, boyun eğmeyi dışlayan...
*
İstiklal nidası, doruklara asılmalı,
Halk halinde beraberce, ileriye gidilmeli,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!