Ben ki geçmişin mührünü kağıtlara yazan,
Yalanla doğruyu aynı divit ile bozan,
Tarih pazarında her gün yeni bir dert kazan,
Görünüşte katip, hakikatte dertli ozan.
Kalemim kan ağlar, mürekkebim altın sarısı,
Bana düşer elbet bu koca dünyanın yarısı.
*
Sarayın koridorlarından ne gölgeler geçer,
Gözlerim en kurnaz oyunu usulca seçer,
Ektiği rüzgârı fırtına diyerek biçer,
Bu aklım ecelin şarabını kadehsiz içer.
Bana sığınak oldu o ucu belirsiz diyar,
Sayfalara dökülen kelimeler en sadık yar.
*
Büyük hükümdarların zaferi aslen yalan,
Geriye sadece harap olmuş koca bir talan,
Benim defterimdir yarına tek hatıra kalan,
Titreyip her bir köşeye hafiyeler salan.
Tacir gibi tartar dururum kederi, neşeyi,
Satmışım çoktan vicdan denen o sessiz köşeyi.
*
Yazdığım masalların kuyusu oldukça derin,
Ektiğim rüzgârlar şimdi zindanlardan serin,
Kıymeti kalmadı artık ne göğün ne de yerin,
Bana susmam için artık hep hazineler verin.
Yine de silinmez kâğıda düşen karanlık iz,
Tarihin önünde çırılçıplak kalacağız biz.
*
Gün gelir en görkemli büyük şölenler de biter,
Zamanın çarkında nice taçlar, altınlar yiter,
Sadece benim yazdığım o puslu destan tüter,
Bülbüller hep susar, viranelerde baykuş öter.
Vak'anüvis, sen kalemini kılıçtan keskin tut,
Kendini efsane bil, gerisini temelli unut.
Kayıt Tarihi : 28.07.2026 09:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!