Acı Efsane Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4365

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Acı Efsane

Türküler yakılsın ıssız ufuklar boyu,
Şahlansın zihnimde eski çağ destanları,
Essin Asya steplerinden serin rüzgarlar,
Dinleyin ey dostlar bu acı efsaneyi.
*
Kader bağlamıştır yolları kör düğümle,
Fırtına koparır ıssız Şam çöllerinde,
Rastlarsın umulmadık kervan yollarında,
Bırakır sızlayan kederi bakışlarda.
*
Leyla ateş ekti yiğit yüreklerine,
Dillerden düşmeyen büyülü satırlara,
Arkası okunmaz hüzünlü masallarda,
Söylenişi yitik kelimeler misali.
*
Dökülmüş harfleri yıpranmış sahifeler,
Akıp gitti aylar hızla döndü mevsimler,
Kasaba gençleri yetişkinliğe erdi,
Bulvar tabelaları bambaşka renk aldı.
*
Eskiden gezilen çarşılar kepenk vurdu,
Söğüt dallarından dökülen yaprak soldu,
Lakin yüreklerde çırpınan sızı dinmez,
Asırlara direnir efsanevi dertler.
*
Mecralarından taşıp akmayı sürdürür,
Kerem küllerinden doğarak ateş saçar,
Kimi an fırtına koptuğunda denizde,
Kimi an çalınan hüzünlü türkülerde,
Kimi an dillere dökülmeyen sularda.
*
Yolları kesişir mühürlü aşıkların,
Yabancı gözlerle bakışırlar kıyıdan,
Dilleri kilitli köleler misali lal,
Ahali çözemez fırtınalı hisleri.
*
Zira ademoğlu yarasını gizliyor,
Sandıklara kilitler kederli sırları,
Aslı gömülmüştür alevli türkülere,
Gündüz telaşının kuytularında ağlar.
*
Sabah rüzgarının serin esintisinde,
Şafak sökümünde bulutlanan ufukta,
Çatılara düşen karların serininde,
Gördüğü yerlerde hayaller canlanır hep.
*
Söylenceler yalan söylemez inananlar,
Hasret çekmek yolu gözlemek anlamına,
Dönmez denen fani anları arzulamak,
Tadamayacağın lezzetin hasretiyle.
*
Boşluğa sarılıp ağlatmak zanaati,
Aslı kederiyle Ferhat figanı duyar,
Beraber tatmışlar sükunet pınarını,
Devran çark eyleyip asırlar boyu durmaz.
*
Yığınlar sürünür topraklar diyarında,
Yabancı çehreler dünyayı seyre dalar,
Bilinmez masallar söylenir ozanlarca,
Lakin fani kullar misafir eyleşirler.
*
Kaderin akışı onlardan etkilenmez,
Kimi cengaverler kılıcını çekmeden,
Dünyanın seyrini kökünden sarsar gider,
Kahramanlar safı daima yüce durur.
*
Peşlerinden koşan bihaber aşığını,
Öncünün yolundan sapmayan halleriyle,
Zihin defterinden kazıyıp atar mazi,
Geriye yönelip maziye daldığında.
*
Kederli serzeniş sarmamış yüreğini,
Öfkeli dalgalar çarpmamış sinesine,
Çağların bilgeliği sırlar fısıldamış,
Menzile erişmek ütopyadır sadece.
*
Yarin cemalini yormadan göğüslemek,
Iraklardan nurlu ufuklar dilemektir,
Kimi anlarda şu hakikate ulaşıp,
Cananı elinden kaçırmadığın belli,
Veda eylemişler tutan ellere nasip.
*
Züleyha Yusuf'u tutamadı ellerde,
Lakin göğsündeki harlı ateşin közü,
Asırlar boyunca dillerden düşmeyecek,
Karanlık obanın semasına çökerken.
*
Çadırın eşiği sükunete bürünür,
Ruhumun derine atılan menzilinden,
Efsanenin gizli çığlığı yankılanır,
Selamlar ey kadim mühürlü efsanemiz,
Çekilir perdesi okunan bu destanın.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 15.06.2026 18:06:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!