Seni beklerken geçip gitti baharlar,
Seni unutmak için harcandı koca yazlar.
Aşkından yandığım o sert kışlar...
Yine de yetmedi seni unutmama.
Bizim aşkımızın kapısı hiç aralanmadı;
Belki ben, belki sen; bu sevda bize yakışmadı.
Bakışların kalbime saplanan paslı bir süngü,
Kendi cennetimden, senin ellerinle sürüldüm.
Gözlerimin önünde bittin, ben hala körmüyüm?
Yangınından geriye kalan o bir avuç köz müyüm?
Aramıza attığın o çözülmez kördüğüm,
Altı kış aşındı tabanlarımda,
Nihayet eşikte duruldu nefes.
Bir mühlet bilendi dudaklarında,
Eğer bir rüya isen,
Hiç uyanmadan ömür boyu uyumak;
Eğer bir kitap isen,
Gururumu bir gömlek gibi sıyırıp attım eşiğine,
Sırf sen istedin diye, kıydım kendi benliğime.
Tanıdık yüzümü sildim, büründüm hiç bilmediğim bir surete,
Sadece o daracık kalbine sığabilmek niyetine.
Hâlâ boşlukta asılı durur o şen kahkahaların,
Karşımda öylece, savunmasız duruşun vardı,
Kızaran gözlerinde dinmeyen o ince sızın...
Gözlerine sığınan perçemlerin arasından,
Süzülürdü sessizce, her bir yaşın.
Hüznünle yarışan o acı şakaların,
Ben seni sevmeyi sevdim, seni değil,
Kalbim ezberledi adını, ruhum değil.
Bir düş gibi geçtin aklımdan usulca,
Boğazına gömülüp sustun mu hiç en derinden?
Kelimeler düğüm olur, sökülmezken yerinden.
Anlatacak çok şey varken, çıkmaz ya dudaktan tek harf;
Sessizliğin sinesine hapsolur her bir itiraf.
Belkilerle yol aldık, keşkelerle yorduk ömrü,
Kedileri seviyorum, o uykulu hallerini,
Kuşların ötüşünü seviyorum, sabahın sesini.
Köpeklerin o meraklı kafa eğişlerini,
Yanıma gelip dinlenmelerini seviyorum.
Güneşin doğuşunu seviyorum, o ilk ışığı,
Dört yanın kalabalık, sesin yankısı derin,
Dünyanın telâşıyla dolmuş her bir yerin.
Bir nefeslik boşlukta, yok mu hiç benim yerim?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!