Sana dair ne varsa
gölge gibi çekildi bir akşam.
Ne kırıldım,
ne de bağırdım ardından
sadece sustum,
Sesin yok,
ama yokluğun
ruhumda derin bir yankıya dönüşüyor,
boşlukta asılı bir tüy gibi değil artık
bir ağırlık gibi çökerken içime,
bedenimde senden kalma eski bir acı
Gelincik tarlaları gibi açmak için,
Beklediğim mevsimler var,
Yeter ki bir tebessüm düşsün çehrene,
Yeter ki güneş gülüşünü kıskansın.
İlmek ilmek desenler dokurum,
Seni sevdim.
Bunu sana hiç söylemedim.
Çünkü bazı sevgiler, sahip olunca değil,
içinde taşıdıkça gerçek oluyor.
Ben seni,
Benliğim söndü bir kıvılcım gibi,
sadece “Sen” kaldı
küllerimin sessizliğinde.
Ne dileğim vardı artık,
ne de arzum
Bir sabahı seninle düşlesem,
Gözlerinle aralasam perdeyi.
Geceyi içimden çekip alsan,
Gülüşünle yıkasam karanlığı.
Senle başlasam, ne olur ki?
Bir gün,
gelip sustuğun yerde başladı her şey.
Düşlediğim şeyleri,
yüreğimin kırık kıyılarına bıraktın.
Ayak izlerin
Bir bayramın daha solgun akşamı çöker içime,
gökyüzü kirli bir tül gibi sarkar şehrin üzerine.
Ne kandiller yanar içimde,
ne de senin sesin aydınlatabilir karanlığımı.
Bir yerlerde yine bir ocak söner ansızın,
Sustum ey yârim,
çünkü her kelime, kalbine sızardı usulca.
Adını unutmadım ben,
yalnızca andıkça içim yanardı, sustum.
Sen düşlere sabahlar örerken,
Gece, kapısını üstüme kilitledi yine,
sen gideli gölgeler bile yabancı artık.
Bir boşluk sallanıyor odamın ortasında,
adını söyleyince karanlık çatlıyor içimde.
Sokak lambaları sanki senin yokluğunu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!