her ayrılık, bir aynadır;
kendini görsün,
ama dokunamazsın.
gökyüzünden düşen yapraklar gibi
her an,
Sessizliğe bir adım attım,
Kendi içine açılan kapılardan,
Gölgelerle sarılı, rüzgar usulca dokunurken,
Kayıp benliğime yürüdüm usulca.
Dalgalar kıpırdar düşüncelerimde,
Konuşmaz olmuş kelimeler,
Dilime küsmüş cümleler…
Bir cam kırığı gibi dokunur gece,
Kalbime sığmayan ne varsa
Zamanın içine sızar sessizce.
Yandım, evet…
Ama küllerimden değil,
sessizliğimden doğdum.
Çünkü insan
bazen susarak büyür içinden.
Bazen yokluk,
Gözlerin sessizliğe düşerken,
bir yağmurun ardından,
seninle el ele yürüdüğümüz sokağa
unutulmuş şarkılar damlar.
Zaman bekler ölümün kıyısında,
Gözlerimde bir yorgunluk,
Dudaklarımda unutulmuş bir isim,
Sessizliğin içinde kaybolmuş gibi,
Zamana bıraktığım bir anı var.
Her nefes, eski bir hikaye gibi,
Adımı suya söyledim,
dalga yutmadı,
geri verdi
tuz gibi, yakarak.
Gecenin en derin yerine
akşam erken indi yine köye,
dağların ardından çekilen ışık
yorgun bir ihtiyar gibi bıraktı kendini ovaya.
bacalardan çıkan duman
çocukluğumun üstüne çöktü ağır ağır.
bir yerlerde annemin sesini aradım,
Gece indi,
bir yük gibi omuzlara,
siyaha bulanmış zamanın
kırık aynasında sızdı sessizliğe
Her şey sustu.
Sustum.
Çünkü artık
sözün taşıyamadığı bir hâldeyim.
Aşk,
kelimelere sığmayan bir nehir gibi
taştı içimden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!