karanlığın en dibinde
ışıktan önce bir titreme olur
duymazsın sesi
ama varlığı dokunur içine
gözünü kapadığında bile
daha net görürsün onu
her şey sustu
ben bile
içimde yankılanan
o tanıdık ses bile
çekildi kendine.
Umut,
dilin ucunda yarım kalan
bir tat kadar güzeldi,
ama yüreğin gibi de tutulmayan bir şeydi.
Gelmeyecek bir sesi
her veda,
sessiz bir nehir gibi akıyor içimde;
dökülen yapraklar misali
sallanıyor ruhumun yıkık kıyılarında.
gözlerim kapanıyor
Konuşamıyoruz;
sadece bakışlarımız çarpışıyor
ve kelimeler,
zihnimizin anlamadığı bir kalabalıkta kayboluyor.
Odalar dar,
Vefalıymışsın sevdalı yârim,
Döndün, dolaştın yine bana geldin.
Hatırlamıyorum kaç mevsim geçti,
Çıkarıp beyaz gelinliğini işe koyulmuştun.
Ceviz ağacında kuşlar şarkılarıyla seni müjdeliyor,
Sevgi nedir diye sordum gönlüme,
Dedi ki: “Yar demektir, candan öte.”
Bir tas su uzatmaktır susayana,
Bir yürek olmaktır darda kalana.
Sevgi nedir diye sordum dağlara,
Yalvarırım, sevmedim deme...
Bir zamanlar düş kurardık ya birlikte,
Gözlerinde yeşerirdi umudum,
Saçlarından dökülürdü gülüşün..
Ellerin avuçlarımda bir yemindi,
Bir adım attım sana,
kalbimin en çıplak yerinden.
Gözlerin bir veda gibi baktı,
ben o bakışta kaldım…
Bir kelimeydi bazen yokluğun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!