Bir zamanlar adını söylediğimde
içime kuşlar inerdi.
Şimdi aynı heceler
boş bir kuyunun duvarlarında
kendine çarpıp geri dönüyor.
Senden sonra da konuştu içimde bazı geceler,
perdeleri ağır ağır sallayan rüzgâr gibi.
Bir şey kayboldu dünyadan sanki,
ama kimse yerini tarif edemedi.
Ben en çok,
Ellerim koynumda kaldı,
Sensiz öksüzüm.
Yokluğun; soğuk, zemheri...
Hüzünle dolu kalbim.
Yıldızlar, düşler, senden uzakta,
Hangi mevsim var gözyaşlarımdan sonra,
Hiç böyle bir kasırgaya tutulmamıştım.
Ne kadar üzüldüm gidişine,
Cam gibi kırıldı kalbim.
Sen giderken penceremde solgun bir el kaldım.
İçim yandı,
dağ yandı,
gök yandı,
deniz yandı,
gözyaşlarım da yetmedi
söndürmeye yangınları.
Seni Ağustos’a benzetiyorum,
galiba gidiyorsun.
Bir yanın solgun,
bir yanın hüzün dolu.
Hani daha dün
Adını anmıyorum artık
çünkü adın kalmadı bu dilde.
Sen,
artık bir nefesin
sessizliğinde yaşıyorsun.
Kıtlık zamanı çocuklarıydık,
Sen, deli dolu zamanlarıma denk gelmiştin,
Yırtık ceplerimizde hayaller saklardık,
Avuçlarımızda yarım kalmış güneşler taşırdık
Seninle oynarken akşam erken olurdu,
Seni düşlemek;
Gece vakti pusulasız bir gemide,
Yıldızların sustuğu göğe bakmak
Ve dalgaların diline bırakmak gibi kendini.
Her dalga,
Seni duyuyorum, çocuk.
Suskunluğun çığlık gibi düşüyor
dizelerime.
Adını bilmiyorum belki,
ama gözlerini gördüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!