Her şeyin doğduğu,
ve her şeyin döne döne
kayıp olduğu yerdir:
Öz.
Ne yandığın vakittir o,
Sana dair ne varsa
bir zamanlar kutsaldı belki,
ama şimdi
birer hatıradan öteye geçemiyor.
Kalbimde değil artık izlerin,
çünkü kalbimi
Artık gel demiyorum.
Ama hâlâ
gülüşünle başlıyor bazı şiirler.
Adın geçince,
dudaklarımda hafif bir sızı
hiçbir yere gitmiyor zaman,
saatler kirli bir suyun dibinde dönüyor,
ellerimden sarkan zaman
çatlak bir ip gibi inceliyor.
gözlerim
Pişmek…
ateşin sabrında
sessizce erimektir.
Yanmanın harıyla,
kavrulmanın teriyle
külün küfründen
Ateşle yoğrulmayan,
karanlığında kalır kendi nefsinin.
Çünkü yanmak
yana yana yok olmaktır
var olmanın sırrına erebilmek için.
Bir rüzgâr eser,
ne dağları deler,
ne denizleri ayırır;
yalnızca kalbimizin kapılarını aralar.
O rüzgâr,
Bakışlarının rengini sevdiğim,
Gözlerin ister mavi olsun ister ela...
Tenin, siyah beyaz ne fark eder,
Yaratan seni öyle yaratmışsa...
S. GÖL
Hayalimdeki dünya,
Senin çizdiğin resme benzemiyor.
Kaldır şu grileri,
Resmini tekrar yeşile boya.
Gürbüz bir çocuk çiz!
Ne zaman ki dünya ağırlaşır,
Gökyüzü susar, kalbin daralır…
İşte o an unutma ritmini,
Çünkü müzik en çok sessizlikte saklıdır.
Hayat düz yolda yürümez hep,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!