Gün kırılırken yorgun ufukta,
gölgeler sessizce süzülüyor üzerimden.
Bir zamanlar ışığa uzanan ellerim,
şimdi rüzgârda savrulan yaprak gibi kırılgan.
Sessizlik sarıyor adımlarımı,
Koşmadım artık,
bir adım bile atmadım.
Çünkü
yol yürünmek istemedi
beni seyre daldı.
Sen yokken pencereme ay doğar,
Işığını gülüşün sanırım.
Dokunmak isterim o gülüşe,
Ama sen hep uzaklardasın.
Oysa mesafeler, bir düş kadar yakın.
ben
dallarda doğdum
ve rüzgârın bana ne zaman dokunacağını
hiç bilmedim
bana hep “vakit tamam” dediler
ama zamanın tamamlandığı nerede yazıyor?
Bir düş kur,
Belki yağmur yağar,
Seni uğurladığım sokağa.
Bir düş kur,
Belki bir kelebek konar,
Beraber açtığımız kucağa,
Düşlerimde bir çocuk var,
Elleri küçücük,
Uçurtması masmavi.
Gönlünde mevsimsiz dağların çiçekleri…
Düşlerimde bir çocuk var,
Gecenin en sessiz yerinde
adını söylesem rüzgâra,
gelir mi nefesin
usulca değip alnıma?
Sular,
Uyanınca eksik bir şey var içimde.
Yastığın soğuk tarafı gibi
adı konmamış bir boşluk gibi.
Gece boyunca sen vardın,
saçların omzuma dökülen bir sükûttu,
İnsan, en çok kendi zihninde kayboluyor.
Bazen bir düşünce,
koskoca bir ömrün önüne
duvar oluyor.
Bir kelime düşüyor içime,
bir duvara ne kadar bakarsan
o kadar kendine döner gözlerin
ben yuvaya değil
kendime bakıyorum artık
yokluk ne demek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!