Seyrani Göl Şiirleri - Şair Seyrani Göl

Seyrani Göl

Olgunluk…
ne yandığın yerdir,
ne de piştiğin…
Olgunluk,
ateşle yoğrulmuş bir iç sessizliğidir
gönlün sustuğu,

Devamını Oku
Seyrani Göl

Bahar geldi deseler,
Penceremin önüne kuşlar konsa,
Annemin dökülen saçlarını çalsa,
Sevinsek de ölmesek.

Ceviz ağaçları sabırlıdır,

Devamını Oku
Seyrani Göl

Hangi yağmurda ıslanmadık ki,
Hangi kırağı çalmadı çocuk bedenlerimizi...
Ayakta kalmak için,
Hangi rüzgâra direnmedik biz?
Çok yorulduk, üstat... çok!

Devamını Oku
Seyrani Göl

Ölüm, soğuk bir sessizlik,
dudaklarda kurumuş sözler,
gözlerde biriken anlamsızlık.

Hiçbir ışık yok,
sadece kara bir boşluk,

Devamını Oku
Seyrani Göl

Bu hangi çağ?
Hangi kralın ihtişamlı mezarlığı burası?
Kim, bu ölü yıkayıcılar?
Ne zaman kuruldu bu ölüm pazarı?
Bu kaçıncı haykırış?
Kaç çocuk öldü bugün?

Devamını Oku
Seyrani Göl

Ölüm…
Bir kapı aralığı,
gözlerin göremediği,
kelimelerin dokunamadığı bir sır.

Bu beden soluyor,

Devamını Oku
Seyrani Göl

Ölüm…
Düşünmeden geçemediğin,
susmadan yaklaştığın o sonsuz boşluk değil mi?

Onu anlamaya çalışıyorum.
Nasıl olur da

Devamını Oku
Seyrani Göl

Kuşların ötüşünde ağıtın vardı,
Mısralara ölümü sakladım,
Haberin gelir günün bir vakti,
Selan okunur bilinmeyen bir şehirde,
Yine de inanmam senin öldüğüne.

Devamını Oku
Seyrani Göl

Bahar gelmiş yanağına,
Sabah papatyamsın
Akşam sefam,
Koklamasam olur mu?

Gamzelerinde kelebeklerin çümbüşü,

Devamını Oku
Seyrani Göl

Geçmiş ile gelecek arasına
Bir salıncak kurmuşum.
Gökkuşağının renkleri
Salıncağımın ipi olmuş.

Dönmüşüm geçmişe,

Devamını Oku