Bir adım attım sana,
kalbimin en çıplak yerinden.
Gözlerin bir veda gibi baktı,
ben o bakışta kaldım…
Bir kelimeydi bazen yokluğun,
Artık kimsenin hayatına karışmıyorum,
yalnızca seyrediyorum.
Bir yaprağın düşerkenki hâlinde
yüzyıllık bir hikâyeyi,
bir çocuğun gülüşünde
zamana kırılmış anları görüyorum.
Tenimde yürüyen ışıkla uyandım,
Güneş, alnımda ateşten bir mühür.
Zaman eriyen bir cam gibi
damla damla akıyordu içime.
Her an,
bir başka yanımı tutuşturuyordu.
Bir kalbe sığmak isterdim
ama her yer doluydu.
Kimseye ait değildim,
kimse de bana ait olmadı.
Konuşacak bir omuz,
Çocuk okudu şiiri:
Şiirdeki çocuğu babası parka götürmüştü.
Şiirdeki çocuk;
Ne kadar mutlu olduğunu anlatıyordu.
Özledi babasını Murat.
Bir söz vardır;
yağmur gibi düşer kalbe
rahmeti sana aittir,
ama adı göklere saklıdır.
İşte o, sırdır.
Ne yazılır deftere,
gönlümde açılmış
ince, titrek bir çizgi gibi
uçurumla nur arasında
yalınayaktım
adımlarımda tereddüt
Gözle görülemeyen bir yol var,
akıl bile tereddüt eder onun kıyısında;
ince bir tel gibi,
her adımı kaderin terazisinde sallanıyor.
Adımlarımız,
kendimi bir ölü yıkar gibi yıkadım,
günahlar düştü avuçlarımdan,
nefesim rahmete dönüştü,
ve gönlümde ince bir sırat belirdi.
yürüdüm tereddütle,
Bir gölgeyim,
ışıkla karanlığın birleştiği yerde.
Ne yansıma kadar netim
ne silüet kadar kayıp.
İçimde bir uğultuda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!