Bir fotoğraf düşüyor içimin en sessiz yerine,
kenarı yıpranmış, rengi solmuş bir gün gibi.
Orada herkes var;
ama kimse olduğu yerde değil artık.
Kapı aralığında unuttuğum bir çocuk bakıyor bana,
Zaman durmuş sanki;
ufukta birkaç martı
umutsuzca kanat çırpıyor.
Bir çocuğun gülüşü
gökyüzünde kuş sürüsüne karışıyor.
Bir çocuğun narin gülüşü,
kuşların sesinde yankılanıyor.
Kıyı sessizce fısıldar gecelere,
unutulmuş düşler kadar eski,
ama yine de taze ve sıcak.
Geceye eğilmiş bir hayal gibi
süzülüyorsun düşlerimin kıyısına.
Adını anmıyor artık yüreğim,
ama rüzgâr hâlâ seni fısıldıyor.
Savrulan yapraklar misali
İçimde bir suskunluk var,
neye dokunsam eskiyor.
Bir zamanlar gül kokan sokaklar
şimdi rüzgârın unuttuğu yerler.
Pencereme vuran yağmur
Ben de sustum,
ama başka bir sessizlikte.
Senin sustuğun yerde değil,
belki tam karşı kıyısında.
Sana gelmeyi bildim
Akşam,
kızıl bir hırkayı usulca
dağların omzuna bıraktı.
Rüzgâr,
buğday başaklarının arasından
Görünmeyen savaşlar var
toprağın karanlığında;
gözlerin erişemez oraya,
akıl anlamaz
sessizliğin içinde
bir kargaşa kıvranır,
Bu sabah sessiz sokaklar.
Çisinti var havada.
Güller bülbüller haremlik selamlık olmuş...
Yalın ayak yürüyorsun...
Ayrılık var belli havadan.
Kederin seni nereye götürüyor?
Birbirimizi sevdik belki
ama hiçbir çiçek açmadı içimizde.
Ne ellerin yağmur taşıdı avuçlarıma,
ne sesin bir akşamı çevirdi eve.
Bir masada uzun uzun oturduk birlikte,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!