hatırlamıyorum seni artık eskisi gibi,
ama unutamıyorum da;
adı konmamış bir eksikliksin içimde,
sanki bir şey yarım kalmış
ama ne olduğunu bilmiyorum.
Geceye bakan bir pencereydim
camımda önce bir çatlak belirdi,
ardından içime düşen hayaller
sessizce sızdı karanlığa.
Her kırık,
Sevdiklerime inanmak istedim,
gözlerim kapalı, yüreğim saf.
Kırdılar bazen, unuttular beni,
ama yine de tutundum hayale.
İhanet soğuk bir rüzgâr gibi,
Kırık kanatlarımı topluyorum,
Her yara, bir öğreniş, bir ders,
Göğe uzanmak için değil,
Daha sağlam durmak için...
Rüzgâr sert, yol uzun,
Kanatları kırık, yorgun bir güvercin
bir sabah düştü kapıma,
gözlerinde saklı bir korku,
nefesinde incecik bir hıçkırık vardı.
Avuçlarımda titredi sessizce,
Kırık pencerelerden baktım hayata,
camın kenarında asılı kaldı düşlerim.
Her rüzgârda savrulan toz gibi
hep bir yanım eksildi zamanın içinde.
Yenilgiler dokundu yüzüme,
Üzerimde taşıdığım bu yalnızlık
hangi zamana ait, bilmiyorum.
Saatler geçiyor içimden,
hiçbiri bugünü göstermiyor.
Gün erkenden batıyor içimde,
Saatler kırık, zamanı saymak anlamsız,
her dakika, bir öncekini yutuyor.
Anıların gölgesinde sarkmış eski saatler,
senin yokluğunu çeyrek geçiyor,
zamanın kırık aynasında.
Zaman bir haritaydı,
katlanmış, yıpranmış
kenarlarında eski ellerin izi,
ortasında senin sessizliğin vardı.
Saatler kırıldı önce,
Her kitap eksik bir yerden açılır,
bir satır yarım kalır,
bir cümle düşer zihnin kıyısına.
Kimi satırlarda özlemin gölgesi,
kimi satırlarda pişmanlığın sızısı vardır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!