Hafif bir sızıyla yansa da yüreğim
Yine yürürüm kendi içimde,
Her adımda biraz daha büyür,
Kırıldığım yerlerden sızan ışıklar.
Hayat, eksilen yerlerimizden tamamlar bizi,
Akşam, paslı bir çivi gibi
çakılıyor göğsüme.
Gökyüzü mor bir yara,
içinden sızan ışık
kanamayı saklayamıyor.
Pas tutmuş saatler asılı duvarda,
her biri başka bir vedayı gösteriyor.
Zaman artık ileri değil,
içeri akıyor.
Tozlanmış bir sandık açıldı içimde,
Akşam, paslı bir çivi gibi
çakılıyor göğsüme.
Gökyüzü mor bir yara,
içinden sızan ışık
kanamayı saklayamıyor.
Bir aynaya baktım,
karşımda yüzüm değil, bir yankı duruyordu.
Gözlerimin içinden geçen yıllar
birer gölge gibi üst üste yığılmış.
Kendimi hatırlamaya çalıştım,
biliyor musun
sen gittikten sonra
akşam yine ağır ağır indi köye
camlarda saçlarına benzeyen
sarı bir yorgunluk vardı
Bir gün…
sadece bir gün
çok bildik bir kelime
beni sonsuza kadar susturdu.
"Abartıyorsun."
şimdi
bir şey oldu
buna hiç anlam veremedim
çünkü anlamı olan her şey
benden önce dağıldı
Her biri başka söyler,
ama susarak anlatır seni...
Bir değil,
iki değil,
kırk aynaya baktım ben.
Kar ağır ağır iner,
kırık dökük çatılara;
her tanesi, gökyüzünden düşen
küçük bir sessizlik taşır.
Ağaçlar çıplak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!