Hiçbir hatıran kalmadı artık,
ama yine de içimde daralan bir yer var.
Sanki bir yarığın kenarında oturan
sessiz bir çocuk gibi bakıyor.
Odanın ortasında bir sandalye duruyor.
Bir zamanlar söylediklerin,
sessizliğin içinde kaybolur,
dudakların unutur nefesini,
anılar ise suskunluğa gömülür.
Kelimeler savrulur rüzgâra,
Sen ne doymaz kedisin öyle!
Et kokusu mu aldın yine,
Ne işin var gece gece elin penceresinde.
S.GÖL
Bir gün,
dünya sesini benden çekecek;
ayak seslerim toprağa karışacak,
ellerim, denize uzansa da
hiçbir dalgayı tutamayacak.
Dışarıda fırtına kopsa ne yazar?
Sen kendi göklerinde yürürken
yağmur da senin,
gök gürültüsü de...
Saklama artık
Bilmiyorum,
kaçıncı kez sustum kendi içimde.
Sesim, bir kuyunun dibinde çırpınır gibi,
duyan yok...
duyacak kimse de kalmadı galiba.
Bazı yollar dışarıya değil,
içeriye çıkar.
Ben öyle bir yola saptım
bir gece vakti.
Dönüp bakmadım.
Kendimden düştüm,
bir ismin yankısı olmadan
dağılmış bir sessizliğe.
Artık gölgem bile
benimle yürümüyor.
Yüzüm düşmüş ellerime,
Tanıyamıyorum kendimi.
Aynalara küs değilim artık,
Ama baktığım ben değil,
Sanki bir yabancı yerleşmiş içime.
Artık senin olmadığın cümlelerde
kendimi okuyabiliyorum.
Adını anmadan da
bir gün tamamlanabileceğimi öğrendim.
Susarak büyüttüm içimdeki boşluğu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!