Yüzüm düşmüş ellerime,
Tanıyamıyorum kendimi.
Aynalara küs değilim artık,
Ama baktığım ben değil,
Sanki bir yabancı yerleşmiş içime.
Yıllarca kendime ben demişim,
oysa taşıdığım şeylerin çoğu bana ait değilmiş.
Bir ağacın gövdesine sarılmış sarmaşıklar gibi
isimler dolanmış üzerime,
sesler, öğütler, korkular, beklentiler...
Ben diye sevdiğim ne varsa
Sabah,
pencerenin önünde unutulmuş bir ışık gibi
sessizce duruyordu.
Gece boyunca eşyaların üzerine çöken karanlık,
yavaş yavaş çekiliyordu odadan.
Artık senin olmadığın cümlelerde
kendimi okuyabiliyorum.
Adını anmadan da
bir gün tamamlanabileceğimi öğrendim.
Susarak büyüttüm içimdeki boşluğu,
Bir gün anladım:
beklemek bir kişiyi değil,
bir hayali tutmakmış avuçlarımda.
Sen gelmeyecektin.
Ama ben,
gelmemen için
Sen gidince
Güneş başka yerden doğmadı
Ama içimde, yıllardır yanlış odada oturan
bir sessizlik usulca ayağa kalktı.
Ben,
Hiç beklemediğim bir anda gözün değdi içimdeki sessizliğe.
Sanki yıllardır kapalı duran eski bir ev, ilk defa penceresini açtı gökyüzüne.
Sana benzemiyordu sevdiğim yalnızca.
Sende, kendime dönmeyi özleyen bir yanımı buluyordum.
İnsan bazen bir başkasına değil,
Kendime kaldım sonunda,
ne eksik ne fazla.
Bir ben var şimdi
bir de suskunluğum
ama en çok
kendi sesime alıştım artık.
Merhaba, ben.
Hatırlıyor musun beni?
En çok sustuğunda
içinden geçen sesimdim.
Aynaya bakmaya cesaretin kalmadığında
Konuşmadım bugün,
hiç kimseyle.
Sadece içimdeki
o susmayan benle.
Ne acıyı sordum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!