Pişmek…
ateşin sabrında
sessizce erimektir.
Yanmanın harıyla,
kavrulmanın teriyle
külün küfründen
Ateşle yoğrulmayan,
karanlığında kalır kendi nefsinin.
Çünkü yanmak
yana yana yok olmaktır
var olmanın sırrına erebilmek için.
Bir rüzgâr eser,
ne dağları deler,
ne denizleri ayırır;
yalnızca kalbimizin kapılarını aralar.
O rüzgâr,
Bakışlarının rengini sevdiğim,
Gözlerin ister mavi olsun ister ela...
Tenin, siyah beyaz ne fark eder,
Yaratan seni öyle yaratmışsa...
S. GÖL
Hayalimdeki dünya,
Senin çizdiğin resme benzemiyor.
Kaldır şu grileri,
Resmini tekrar yeşile boya.
Gürbüz bir çocuk çiz!
Ne zaman ki dünya ağırlaşır,
Gökyüzü susar, kalbin daralır…
İşte o an unutma ritmini,
Çünkü müzik en çok sessizlikte saklıdır.
Hayat düz yolda yürümez hep,
Bazı şeyler
bakarken değil,
gözlerini kapattığında görünür.
Mesela
hiç söylenmemiş bir teşekkür,
Kuşların ötüşünde selamın vardı,
Bir sessizlik çöktü ruhumun derinliğine.
Yankılandı hislerin içimden,
Kalbim bir ezgiyi duyar gibiydi yeniden.
Gözlerin kadar serin bir sabah düştü içime,
Sakın "geç kaldım" deme,
Zaman, dans etmeyi bilen için esnektir.
Bir notadır her an,
Yeter ki kulak ver içindeki ezgiye.
Dün öğrendiğin seni bugüne taşımaz,
Beden susar,
her nabız bir kapıyı kapatır,
her nefes, dünyadan kopan bir parça taşır.
Ruh,
daracık kabirden yükselir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!