Sözlerin kılı kırk yaran bir terazi de olsa,
Herkes anlamak istediği gibi anlar.
Cahile söz anlatmak,
Deveye hendek atlatmaktan güçtür.
Her davuldan aynı ses çıkmaz!
Bazen senin söylediğinin önemi yoktur.
Ben, ne garip bir adamdım,
yaz, kış güneşti bahçem,
her çiçeğe buluttan gölge yapar,
yağmurdan önce toprağına müjde taşırdım.
İncinir diye koklamazdım,
her nefesimde onun sırrı saklı kalsın isterdim.
Bir gün
her şey dağılır
ayna kırılır,
içinde baktığın yansı da gider.
Sana ne kalır?
Artık tutmuyorum seni
kalbimin köhne raflarında.
Ne resmini saklıyorum,
ne cümlelerini.
Kendime
unuttuğum yerden
Bir zamanlar
canımı yakan ne varsa
adını unutmadan
izini siliyorum artık.
Çünkü unutmak değil,
Olmadı.
Ve artık
olmasın da istemiyorum.
Bazı şeyler
yarım kalsa da güzel.
Kaçıncı uyanışım bu?
Kaçıncı, yüzünü aklıma getiremeyişim...
Gözlerin ela mıydı?
Gülüşünde gamzeler saklı mıydı?
Neydi hüznün?
Koy bir kadeh daha, saki...
Bu geceyi değil,
bu ömrü unutmam gerek,
Unutamadıklarımı da…
Bir ad,
bir bakış,
Düşündü düşündü,
Ve dedi ki;
Kadın eli değmeli.
Herşeye kadın eli değmeli.
Bir vazoya çiçek gibi,
Kadın gittikten sonra
ev, önce sesini unuttu.
Kapılar çalmadı artık,
telefon sustu,
çay bile tek kişilik dem olmamaya başladı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!